
Sinop açıklarında görüntülenen Yunus sürüsü, çoğu insan için sadece güzel bir tabiat manzarasıdır. Oysa müminin nazarında bu görüntü, Allah’ın kudretini ve yaratışındaki mükemmel düzeni hatırlatan canlı bir ayettir.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara fayda veren şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında… aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Bakara, 2:164)
Denizlerde yaşayan sayısız canlıdan biri olan yunuslar, yaratılışlarındaki hassas dengeyle dikkat çeker. Memeli olmalarına rağmen ömürlerini denizde geçirir, yavrularını sütle besler, aile bağları kurar ve sürü halinde yaşayarak birbirlerini korurlar. Bilim insanları, yaralı bir arkadaşını yalnız bırakmayan, yavrusunu yıllarca eğiten ve gelişmiş iletişim sistemi kullanan canlılar arasında yunusların özel bir yere sahip olduğunu belirtmektedir.
Kur’an ise bütün canlıların kendi düzenleri içinde Allah’ı tesbih ettiğini haber verir:
“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız.” (İsrâ, 17:44)
Belki biz onların çıkardığı sesleri sadece bir iletişim olarak görüyoruz. Fakat Rabbimizin bildirdiğine göre bütün mahlûkat, kendine mahsus bir şekilde O’nu zikretmektedir.
Bir başka ayette ise şöyle buyrulur:
“Denizde dağlar gibi yükselen gemiler de O’nun varlığının delillerindendir.” (Şûrâ, 42:32)
Gemiler kadar, onların arasında hayat bulan milyonlarca canlı da aynı ilahî düzenin parçalarıdır. Her biri Allah’ın koyduğu ölçüyle yaşar, beslenir ve neslini sürdürür.
Yunusların doğumu da hayranlık uyandırıcıdır. Yaklaşık on iki aylık gebelikten sonra dünyaya gelen yavrular, doğar doğmaz annelerinin yardımıyla su yüzeyine çıkarak ilk nefeslerini alırlar. İlk aylarını annelerinin yakın korumasında geçirir, yıllarca süren eğitimle avlanmayı ve sürü düzenini öğrenirler. Bu merhamet ve dayanışma, yaratılıştaki ilahî hikmetin bir yansımasıdır.
Bugün Karadeniz’de objektiflere yansıyan bu görüntüler, sadece doğa belgesellerinin konusu değildir. Onlar, insana Rabbini hatırlatan sessiz davetçilerdir. Denizin derinliklerinden yükselen her hareket, gökyüzünde süzülen her kuş ve yeryüzünde dolaşan her canlı gibi yunuslar da bize aynı hakikati fısıldamaktadır:
Bu kâinat sahipsiz değildir. Her canlı, Allah’ın sonsuz ilminin ve kudretinin yaşayan bir ayetidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE