islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,6061
EURO
17,5510
ALTIN
979,36
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

Soner Yalçın’ın okunmasını faydalı bulduğumuz “Kırıp Dökmeden Konuşmak” yazısını siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz

Soner Yalçın’ın  okunmasını faydalı bulduğumuz “Kırıp Dökmeden Konuşmak” yazısını siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz
15.06.2022
A+
A-

Yıl, 1960. Ağus­tos ayı…

Yer, Moskova…

Gazeteciler Ömer Sami Coşar ve Orhan Kara­veli ile edebiyat tarihçisi akademisyen Fahir İz gibi isimler Türk edebiyatı kong­resi için bu şehirdeydi…

Sürgündeki Nazım Hikmet hastaydı. Yine de Türkiye’den gelen misafir­leri görmek için şiir dinleti­sine gitti. Bir şiirini -dün­yanın dört yanında olduğu gibi- yine Türkçe okudu…

Türk misafirleriyle sohbetlerinde Nazım Hikmet’in dikkatini konuk­ların parmakları çekti! Hiçbirinin parmağında al­yans olmadığını görünce, “Hayrola artık Türki­yem’de alyans takılmı­yor mu?” diye sordu.

Anlattılar:

-“27 Mayıs askeri müda­halesinden sonra 8 Hazi­ran 1960’da ‘Hazine’ye yardım, paranın değe­rini arttırma’ için İstan­bul 1. Zırhlı Tugay men­supları ve eşleri Alyans Bağış Kampanyası baş­lattı. Vatandaşlar devlet bütçesine katkı için yardım seferberliğine katıldı. Biz de alyansımızı bağışla­dık…”

Nazım Hikmet, geçen yıl Vera Tulyakova ile ev­lenmişti. Parmağındaki alyansı çıkarıp Fahir İz’e uzattı.

Fahir İz, gümrükten geçerken alyanssız geçtik­lerini, dönerken bir al­yansla dönemeyeceklerini söyledi…

Bunu neden yazdığıma geleceğim; önce bazı bilgi­ler vermeliyim:

DÜNÜ BİLMEK

Kaime, ilk Osmanlı banknotu/ kağıt parası.

Osmanlı, 1840 yılında Kaime’nin çıkarılmasıy­la da başına “bela” aldı; bugün yaşadıklarımızın ay­nını dün yaşadı! En başta verilen faiz hep tartışma konusu oldu. Enflasyon-pa­halılık gibi Kaime’nin sebep olduğu detaylara girmeyeyim…

Faiz yükünden kurtulmak için Kaime’nin ortadan kaldırılması gündeme getirildi. Sultan Abdülme­cit kurmaylarını mabeyne çağırdı. Sadrazam, Şey­hülislam, nazırlar zorunlu yardım/ iane-i umumiy­ye çıkarılmasına karar verdi.

İanenin toplanmasına ilk olarak İstanbul’daki memurlardan başlandı. İa­neler peyderpey Hazine’ye geldikçe Kaime piyasada çekilip yakıldı. Bu süreç 1862 yılına kadar sürdü. Yani: Devletin yanlış iktisat programının zararı çalışan­lara ödettirildi. Bitmedi.

Sultan Abdülaziz’e darbe yapıldı. Beşinci Mu­rat aklını kaybetti. İkinci Abdülhamit iktidara geldi. Ve Osmanlı, ağır ekono­mik krizden çıkabilmek için 1876’da ikinci kez Kaime basmaya başladı. Bu kez banknottan sorumlu kurum, İngiliz-Fransız or­taklı Osmanlı Banka­sı idi. Üç milyon liralık Kaime emisyonuna karar verdiler. Kısa zamanda rakam 16 milyona çıktı…

Bu ekonomik prog­ram da yürümedi. Kaime kaldırıldı. Bu kez halktan -savaşlar bahanesiyle- gö­nüllü yardım toplandı: İa­ne-i harbiye…

Bitmedi.

Osmanlı, aynî ve nakdi ihtiyaçları için üçüncü Kaime uygulamasını Birinci Dünya Savaşı’nda hayata geçirdi. Ardından yine halka gidildi; iane-i cihadiye adıyla zorunlu bağış toplandı…

Ne demek istediğime geleyim:

KIRIP DÖKMEDEN
Okul müfredatların­da Osmanlının çöküşü salt savaşlar üzerinden anlatılıyor. Ekonomi-ik­tisat tarihçiliği öğrenim müfredatlarında yok. Eko­nomi tarihi yazılımı da çok eksik ülkemizde…

Bu nedenle Kai­me’nin yıkıcı etkisi hep atlandı. Oysa. Osmanlı’nın çöküş sebebinin başında gelir bu iktisat programı!

Kaime’nin yol açtığı telafisi en zor kayıplardan biri, halkın devlete olan güveninin yok olmasıy­dı.

Kemalist Cumhuriyet’in ilk mücadele alanlarından biri de tam bağımsız iktisat yaratarak halkın devlete olan inancını kazanmak­tı. Örneğin: Kaime’ye 1927 yılında son verdi.

Sürgündeki Nazım Hikmet’in devlete yardım için alyansını vermek iste­mesinin derin anlamı yok mu? Bu soruyu yöneltme­min sebebi var:

Erdoğan’ın/AKP’nin iktisat politikası kuşkusuz tartışılsın. Karşıt fikir zenginliktir.

Ve fakat:

Kimileri istiyor ki; iktidar gitsin de isterse devlet çöksün!

Bakınız: Ekonomi prog­ramı başarısız olan her hükümet gidicidir. Zaten iktidarlar gelip geçicidir, kalıcı olan millettir…

Bir devleti kurmak için bin sene ister, yıkmak için bir saat yeter. Erdo­ğan gitsin diye devleti çö­kertmeyin! Bu gök kubbe çökerse hepimiz altında kalırız. Kimsenin maaşının, gelirinin kesilmesi veya en hafifiyle alyans bağışında bulunmaması vb. için sa­kinleşmeye, sağduyuya ihtiyacımız var.

Sosyal medyada yazıp çizerek devlete-ülkeye olan güveni yok etmeyi­niz.

Haklı bile olsanız; ekono­miyi sürekli kötülemenin, her adımı aşağılamanın, toplumda güvensizlik yaratmanın kime faydası var?

Günümüzde siyase­tin salt çatışma ekse­ninde olmasıdır bunun sebebi… Sadece kendi mahallesinin haklılığı üzerinden yapılan yüzeysel tartışmalar insanı–toplu­mu sertleştiriyor.

Sahi, kırıp dökmeden konuşabilmek-yazabilmek mümkün değil mi?

Dostoyevski ne yazdı:

Sağduyu etkisiz kaldığın­da şeytan yardıma koşar.

Soner Yalçın

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.