
Güney Amerika ülkesi Kolombiya’da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde can kaybı 132’ye yükseldi. Depremde 700’den fazla kişi yaralanırken, 188 kişi için de kayıp başvurusu yapıldı. Arama-kurtarma çalışmaları sürüyor.
Kolombiya Başkentler Birliği’nin açıklamasına göre Pereira, Cali, Quibdo, Manizales ve Armenia depremden en fazla etkilenen kentler oldu. Bu bölgelerde kırmızı alarm ilan edilirken, bazı kentlerde güvenlik gerekçesiyle sokağa çıkma yasağı uygulandı.
En fazla can kaybı Pereira’da yaşandı. Kentte 60 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Depremden ağır etkilenen Cali’de bazı yollar çökerken, 10 hastane hizmet dışı kaldı. Bogota ve Medellin’den arama-kurtarma ekipleri bölgeye sevk edildi.
Cali Belediye Başkanı Alejandro Eder, yağma olaylarını önlemek ve kurtarma çalışmalarının güvenli yürütülmesini sağlamak amacıyla sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini açıkladı.
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’ne (USGS) göre depremin merkez üssü, San Jose del Palmar kasabasının yaklaşık 5 kilometre doğusu olarak belirlendi.
Deprem Venezuela, Ekvador ve Panama’da da hissedildi. Venezuela’da bazı binaların dış cephelerinde hasar meydana gelirken, bir katedral ve havalimanının da zarar gördüğü bildirildi.
Bölgede arama-kurtarma çalışmaları sürerken, kayıp kişiler nedeniyle can kaybının artmasından endişe ediliyor.

Kolombiya’da deprem…
İtalya’da yanardağ…
Dünyanın başka bir yerinde başka bir tabiat olayı…
Ve bütün bunlardan ders alamayan insanlar…
Etna Yanardağı’na bakıp ibret alamayan ve “Hani nerede cehennem?” diyen beyinsizler…
Kolombiya’daki depreme bakıp tefekkür edemeyen ve “Hani nerede Allah?” diyen akılsızlar…
Dağlara, ormanlara, kuş seslerine ve yaratılmış milyonlarca canlıya bakıp da göremediği için “Nerede cennet?” diye cennet arayan zavallılar…
Asıl mesele de burada başlıyor.
Çünkü insanın problemi gözlerinin görmemesi değil, gördüklerinden ders çıkaramamasıdır.
Bir yanardağ patlıyor, gökyüzü kül ve dumanla kaplanıyor.
Bir başka coğrafyada yer sarsılıyor; binalar yıkılıyor, insanlar enkaz altında kalıyor.
İnsan ise bütün bunları seyredip birkaç dakika sonra hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Oysa Kur’an bize göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde “akıl sahipleri için deliller” bulunduğunu bildiriyor.
(Âl-i İmrân, 3/190)
Demek ki mesele sadece bakmak değil.
Mesele görebilmek.
Deprem, insanın ne kadar güçlü olduğunu değil, ne kadar aciz olduğunu hatırlatıyor.
Bir anda kurduğumuz şehirler, yollar ve binalar sarsılabiliyor. İnsan, birkaç saniye içerisinde bütün hesaplarının ne kadar kırılgan olduğunu anlayabiliyor.
Kur’an’ın ifadesiyle:
“İnsan zayıf yaratılmıştır.”
(Nisâ, 4/28)
Burada bir gerçeği de unutmamak gerekir:
Her depremde hayatını kaybeden insanları “Allah’ın cezasına uğradılar” diye değerlendirmek doğru değildir.
Çünkü hayat bir imtihandır.
Kur’an, insanın korku, açlık, mal ve can kaybıyla sınanacağını bildirir.
(Bakara, 2/155)
Biz insanların kaderi hakkında hüküm vermekle değil, ibret almak, tedbir almak, yardım etmek ve Allah’a yönelmekle sorumluyuz.
Ama aynı şekilde her şeyi “tesadüf” deyip geçmek de insanın tefekkür sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Dağlara bakıyoruz…
Ormanlara bakıyoruz…
Kuşların sesini duyuyoruz…
Bir çiçeğin açışını, yağmurun toprağa düşüşünü, gökyüzünün ihtişamını görüyoruz.
Ama bütün bunların ardındaki kudreti göremiyorsak, problem gözümüzde değil; kalbimizdedir.
Kur’an şöyle buyuruyor:
“Yeryüzünde kesin olarak inananlar için nice deliller vardır.”
(Zâriyât, 51/20)
Cenneti arayan insan önce dünyadaki bu işaretleri okumayı öğrenmelidir.
Çünkü dünya cennet değildir; fakat cenneti hatırlatan sayısız işaretle doludur.
Bugün Kolombiya sarsılıyor…
Etna ateş püskürüyor…
Yarın dünyanın başka bir yerinde başka bir tabiat olayı yaşanacak.
Bütün bunlar bize aynı gerçeği hatırlatıyor:
Biz yaratılmışız.
Aciziz.
Bu dünya bize ait değil.
Ve bir gün, bugün “Hani Allah?” diye soranların da, “Hani cehennem?” diye alay edenlerin de, “Hani cennet?” diye arayanların da karşısına hakikat bütün çıplaklığıyla çıkacak.
O gün görmek için göz değil, iman gerekecek.
Bugün ise hâlâ vakit varken…
Bakmayı bırakıp görmeye, görmeyi bırakıp düşünmeye, düşünmeyi bırakıp ibret almaya ihtiyacımız var.
Çünkü mesele Allah’ın nerede olduğunu sormak değil;
O’nun bize gösterdiği bunca işareti neden hâlâ görmediğimizi sormaktır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”