islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

KORKU GERÇEĞİ ve HAŞYET

KORKU GERÇEĞİ ve HAŞYET
29/10/2025 09:14
A+
A-

KORKU GERÇEĞİ ve HAŞYET

– Haşyet nedir?

İnsan idrakinin ötesinde olan Allah’tan tazimle/saygıyla korkma Kur’an’da ‘haşyet’ kelimesiyle anlatılıyor.

Haşyet’in kök fiili (haşiye) sözlükte, korkulan şeyi bilerek saygı ile birlikte, içi titreyerek korkma demektir. (el-Isfehâní, R. el-Müfredât, s: 213. İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 5/76)

Haşyet aynı zamanda derin saygı duymak, kaygı duymak manasına da gelir.

Mahiyeti kavranabilen güç sahibinden korkulur. Fakat onun kudretinin derinliği seziliyorsa o zaman bu korku dehşete dönüşür. (Baydar, A. Kur’an’da Korku, Ümran, sayı: 53)

Haşyet bir anlamda içi korkarak bir şeyden çekinmedir. Bu mana Kur’an’da Peygamber’e (sav) hitaben;

“… Hani sen insanlara açıklamaktan haşyet edip-çekinip içinde saklı tutuyordun. Halbuki Allah haşyet duymana daha layıktır…” (Ahzâb 33/37) şeklinde kullanılıyor.

İnsanlardan bazılarının rızık endişesiyle (korkusuyla) çocuklarını öldürmeleri ya beyinsizlik, ya da câhilliktir.

“Öyleyse artık, yoksulluk kaygısıyla (hasyet’iyle) çocuklarınızı öldürmeyin; onları da, sizi de doyuran/rızıklandıran Biziz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.” (İsrâ 17/31)

Buradaki  korku da ‘haşyet’ kelimesi ile anlatılıyor. Bu, haşyet’in ruhí yapıyı kuşatan bir korku olduğunu gösterir.

 -Haşyet ile havf arasındaki fark

Havf da bir korku türüdür. Ancak ‘havf’ ile ‘haşyet’ arasında korkunun ilgili olduğu şey bakımından fark vardır.

Havf; Bilinen ve hissedilen bir işaretten dolayı irkilme, bir tehlike karşısında ne olacağı endişesi içinde olmak ya da hoşlanılmayan bir durumun başa gelmesinden veya arzulanan bir şeyin elde edilememesinden duyulan koku ve kaygıdır. Ya da hoşlanılmayan bir şeyden ve o şeyin sebebi olan varlıktan korkmaktır.

Haşyet ise; hoşlanılmayan şeylerin kendisinden değil de onlara sebep ve kaynak olan varlıklardan korkmak demektir.

Havf daha genel, haşyet daha özeldir. Allah’tan hem havf edilir, hem haşyet duyulur. Ama Allah’ın azabından yalnızca havf edilir (korkulur). (Cebeci, L. Takva, s: 20)

Haşyet ve havf eş anlamlı olmalarına karşın havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan dolayı, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku durumunu anlatır.

Bir başka açıdan havf dünyalık bir korkuyu, haşyet ise uhrevi korkuyu anlatır. (Yetik, Z. Şâmil İ. Ansiklopedisi 2/364)

Beyyine Sûresi son âyette Allah’a yönelik duygu korku (havf) ile değil, derin saygı (haşyet) ile anlatılması dikkat çekmektedir.

Haşyette, tazim, hürmet, sevgi ve yüceltme anlamları var. Havf’da ise bunlar yoktur.

Haşyet genelde bilenlerin vasfıdır.

Haşyete, “bilgiye dayalı korku” denebilir.

Havfta hareket söz konusu iken, haşyette daha ziyade sakinlik vardır.

Havfta telaş, heyecan; haşyette itminan (kalp doymuşluğu) söz konusudur.

Haşyet, Kur’an’da övülürken havf övülmez. Haşyetin kaynağı bilmek, farkında olmak; havfin kaynağı bilmemek, farkında olmamaktır.

Havf bir yönüyle insan psikolojisine olumsuz etkiler, manevi gücünü ve direncini azaltır.

Havf korkanın güçsüzlüğünden, acizliğinden, haşyet ise korkulanın yüceliğinden, güçlü oluşundan kaynaklanır.

‘Havf’ harekete geçme, ‘haşyet’ ise derlenip toparlanma ve sakinleşmedir. Mesela, korkunç bir tabiat olayını gören kimsenin iki durumu olur:

Birincisi ondan korkma hâlidir.

İkincisi ise o olayın kendine zarar vermemesi için tedbir alması veya bir yerde karar kılmasıdır.

İşte bu durum ‘haşyet’ hâlidir. Kişi o olay karşısında korkudan sonra onun tehlikesini anlamış ve ondan korunmak üzere tedbir almıştır.

Haşyet, tazim ile sevgi neticesi olan saygı mânâsında bir korkudur. Onun için haşyet itaatte mutlak güzele layık, ihsana yaklaştıracak bir aşk  heyecanı uyandıran güzel bir ruh hâlidir.

-Haşyetullah (Allah’tan saygı ile korkmak)

Saygı duyulan bir otoritenin karşısında takınılacak tavırla, onun olmadığı yerdeki tavır genelde farklıdır.

Her yerde İlâhí tecellilerin varlığını düşünen, kendisini sürekli Yaratıcı’nın huzurunda ve denetimi altında bilen, kendilerine âyet okununca derileri ürperen, gizli de bile günah işlemekten çekinen kimseler sürekli aynı tavırları takınırlar

Yaratan’a haşyet duyan, yaratılandan havf etmez.

Kur’an’a göre iman ile korku arasında sıkı bir ilişki var. Yani onun gereğidir. Ama bu korku sıradan bir korku değil, Allah(cc) korkusudur.

Şüphesiz Allah korkusu (haşyet) dehşete kapılma, nefret, tiksinti gibi bir şey, insanın vahşî hayvanlardan, zalim düşmandan korkması gibi bir korku türü değildir. Bu ta’zîm (saygı) ve sevgi sonucu meydana gelen bir korkudur.

Müslüman Allah’tan dehşet bir gürültüden korktuğu gibi korkmaz, ama Rabbime karşı saygısızlık yaparım endişesi taşır. Allah’tan O’nu sevdiği için, O’nun sevgisinden mahrum kalmamak için korkar.

Bu da O’nun gazabını hak etmekten çekinmedir. Ya da O’nun sevgisini kaybetme endişesidir.

İman eden bir kul, Allah’ın kendisine yakın olduğunu ve kendisini her an gözettiğini kalbinde hisseder. O bunu bilerek Rabbinden haşyet eder, korkar. Bu, çocukların ebeveyn’den korkmalarına benzer.

-Bilenlerin haşyet duygusu daha güçlüdür

Haşyet; sürekli Allah’ın  (cc) huzurunda olmanın bilincidir.  Kur’an bu saygı duyma sıfatını daha çok âlimler (bilenler) hakkında kullanmaktadır.

Saygıyla karışık bir korku olan haşyet şu âyette geçtiği gibi daha ziyade kendisine saygı duyulan varlık hakkındaki bilginin bir sonucu olarak ortaya çıkar. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 213)

“İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar (bilenler) saygı ile korkarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Fâtır 34/28)

Allah saygısını sürekli duyup da Peygamberin uyarısından da faydalanıp temiz olmak isteyenler Allah’ı cemâl ve celâl sıfatlarıyla bilen ilim sahipleridir. Çünkü bir şey hakkında saygı, ona ait bilginin derecesiyle uyumlu olur. Bir kulun da Allah’a dair ilmi ne kadar mükemmel ise, korkusu da o oranda mükemmel olur. (Elmalılı, H. Y. Tefsir (sad.), 6/386)

Haşyet, marifetle (tanıma-idrak) ile birlikte ortaya çıkan bir korku türüdür. Bilen, bilinenden daima üstündür.

Bu gerçeği bilenler Rablerinden ‘haşyet’ duyarlar.

Allah’tan haşyet duyan, O’na itaat eden, ma’siyeti (günah işlemeyi) terkeden; işte gerçek âlim budur. Böyle bir kimse ‘haşyet’in taşıdığı bütün korkularla Allah’tan korkandır.

Zaten Allah’ı hakkıyla bilmeyenler O’ndan gereği gibi haşyet duymazlar. İbni Mes’ud; “Allah’tan haşyet duymak için ilim, aldanmak için de cehâlet yeter” demiştir. (İbni Teymiyye, T. et-Tefsiru’l-Kebir, 3/329-330)

Bu anlamda Kur’an bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını vurguluyor.

“Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkârcı gibi) midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” (Zümer 39/9)

Haşyet, bir açıdan Allah’ın sevgisinden mahrum kalmamayı anlatır.  İleri düzeyde farkına varıştır ki bunu en güzel yapanlar da bilenlerdir, âlimlerdir. (Fâtır 34/28)

Yani bilgisi çok olanlar değil; Allah’ı hakkıyla takdir edenler, aklını kullanıp Hakikati bütün yönleriyle anlayıp gereğini yapanlar, Allah’ın âyetleri üzeride derin derin tefekkür edenler, O Yüce Makam karşısında kendi durumunu bilenler, Vahye karşı kör ve sağır olmayanlar, ölümden sonrası için hazırlık yapanlardır, vs.

HÜSEYİN KERİM ECE

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.