islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Pazar Açık
21°C
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C

KÜÇÜK DEVLETLERE NASIL YENİLMİŞTİK?

KÜÇÜK DEVLETLERE NASIL YENİLMİŞTİK?
A+
A-

KÜÇÜK DEVLETLERE NASIL YENİLMİŞTİK?

Eğer Siyonistİran savaşı saldırganların zaferiyle biterse hedefin biz olduğumuz, bunun için NATO’yu etkisiz kılmak da dâhil yapılacak işler, siyasetçilerden, gazetecilerden duyuldu, istifa eden ABD istihbarat direktörü Joe Kent gibi yetkili ağızlardan itiraf edildi.

Türkiye’ye karşı böylesi bir savaş gerçekleşirse, soykırımcı rejimin tam egemenliğine giren ABD, bu savaşa hazırlanan Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi de yer alacak, muhtemelen Fransa ve Hindistan da buna destek verecek düşüncesi beliriyor.

Amerika’daki Evangelistlerin, Hristiyan Siyonistlerin hayâli olan Anadolu’nun yeniden Hristiyanlaşması, Armageddon savaşında bizim yenilgiye uğramamız, Rumların hayali olan İstanbul’u alıp Ayasofya’da Ortodoks ayini yapmaları, bütün bunların ardındaki Siyonistlerin hayali olan Türkiye’nin parçalanıp Arz-ı Mevud önünde son engelin de kalkması ortak hedefleri. Yeni kurulan diğer 22 üsse ilaveten Dedeağaç’taki ABD üssünde uzun süredir Birinci Orduyla savaşıp İstanbul’u işgal edeceği hayal edilen bir güç bekletiliyor.

Yakın geçmişe, 114 sene öncesine dönelim. Ciddiye almadığımız küçük Balkan devletçiklerine 600 yıllık uçsuz bucaksız münbit Rumeli topraklarını hatta neredeyse İstanbul’u kaptırdığımız, Bulgar Mezâlimi olarak da bilinen Birinci Balkan Savaşı’ndan ders çıkaralım.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Balkan Savaşı’ndaki feci yenilgisi kanımca şu yedi nedenden kaynaklanmaktaydı:

1. Coğrafya sorunu

1878 Berlin Konferansı sonrası Osmanlı Balkan toprakları, temelde İstanbul’dan Arnavutluk’un Adriyatik kıyılarına kadar uzanan, Bulgaristan, Yunanistan, Makedon isyancıları, Sırbistan ve Karadağ ile çevrili, batı bölgede genişleyen, ortada dar ve uzun bir kara şeridiydi.

Romanya’nın ve büyük devletlerin desteklediği bu beşli gücün farklı yönlerden eşzamanlı saldırısı savunmayı zorlaştırdı.

ALINMASI GEREKEN DERS, güçlerimizin çok açılmaması, aşırı gerilmeden kullanılması, Ege’den, Akrotiri’den kalkacak uçaklar gibi coğrafya sorunlarının göz önünde bulundurulması.

2. Yanıltma taktiği

Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bu beş unsurun zekice bir stratejisi oluştu. Muhtemelen Batı veya Rus planlamasıyla, tek seferde saldırmak için önceden plan yapmış, ancak bunu son derece gizli tutarak kendi aralarında suni, gürültülülü demeçler vermişler, bir birlik olduğu izlenimini saklamışlardı.

Osmanlı güçlerini olabildiğince fazla dağıtmak ve Osmanlı Balkanlarının merkezini nispeten daha az savunmasız bırakmak için, Balkan şeridinin Osmanlı başkentinden en uzak noktası olan Karadağ’ı yem olarak seçtiler.

Karadağ tek başına askeri çatışmaya başladığında, zayıf olduğu için iç çatışmalarına gömülü Osmanlılar durumu çok ciddiye almadılar, toplu saldırı ihtimalini görmediler, şeridin merkezi kısımlarından uzakta kalan Karadağ ile başa çıkmak için kuvvetlerini kaydırdılar.

ALINMASI GEREKEN DERS, bir saldırıdan önce barış görüşmesi tarzı aldatma taktiklerine uyanık olunması, örneğin bir Ermenistan-Azerbaycan suni çatışması tarzı yanıltma yollarının hesaba aslınması, küfrün tek millet olduğunun unutulmaması.

3. Yenilmezlik zannı

Osmanlı İmparatorluğu, daha önce Büyük Güçlerin doğrudan müdahalesi olmadan hiçbir Balkan devletine karşı savaş kaybetmemişti. Bulgaristan, Sırbistan ve Romanya Rus müdahalesiyle, Yunanistan ise Navarin’deki üçlü müdahaleyle bağımsızlıklarını kazanmıştı. Osmanlılar ve Yunanlar son kez savaştığında, bu yeni Balkan ülkesi ezici bir yenilgi almıştı. Ayrıca Osmanlı kuvvetleri Makedon Çetnik isyanını da bastırmışlardı.

Oysa altıya bir oranında geniş bir alanda çoklu savaş yapmadık, muhtemelen bu planlanmadı. Hiçbir büyük gücün kendi kendine savaş planlamadığına dair askeri istihbarat toplayan imparatorluk rahattı.

Başlangıçta, Osmanlı İmparatorluğu’nun küçük devletleri hızla ezeceğini düşünen Avrupalı ​​güçler, savaşın başlamasının ardından, savaşta ele geçirilen toprakların geri verilmesini sağlayan bir barış planı hazırlamışlardı; ancak bu plan, beklenmedik Osmanlı kayıpları üzerine tabii terk edildi.

ALINMASI GEREKEN DERS, sadece askeriye değil toplumun da Yunandır, Rumdur, Yahudidir diye küçümsememesi, bunlar bir araya gelince, hele zombi devlet haline gelen Birleşik Devletler de katılırsa işlerin ciddi olacağını unutmaması.

4. “Bırak lala” etkisi

Osmanlı İmparatorluğu, etkileri bugün bile devam eden şiddetli hizipçilik döneminden geçiyordu. Başlangıçta Makedonya ayaklanmasına karşı savaşan alt rütbeli ihtilalci subaylardan oluşan İttihat ve Terakki Cemiyeti, nam-ı diğer Jön Türkler, İstanbul’a kanlı bir işgal düzenledi, bir yıl sonra tahttan indirilen II. Abdülhamid’e karşı bir ihtilal başlattı, parlamenter sistemi yeniden kurdu.

Sonraki dört yıl boyunca muhafazakârlar ve ihtilalciler arasında acı bölünmeler, darbeler ve suikastler yaşandı. Daha sivil odaklı muhafazakârlar iktidardayken, ihtilalci yanlısı ordu iktidardaki hükümete uymakta isteksiz davrandı ve bu fırsatı iktidarı geri almak için kullandı. Sadece orduda değil, istihbaratta da her yerde çatlaklar vardı.

ALINMASI GEREKEN DERS, bir olmanın önemi, “bırak lala bırak, Leh süvarisi köprüyü geçsin de Osmanlı Tatar kadrini anlasın” zihniyetine yol açılmaması, içerideki pasif direniş yapacak “devran değişir” pususundaki kesimlerin durumunun göz önünde bulundurulması.

5. İçimizdeki İrlandalılar

Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük toprak parçasını yeni birleşmiş İtalya’ya kaybettiği Libya krizinin sonrasında, II. Abdülhamid’in bir dizi darbeyle tahttan indirilmiş olmasıyla başlayan çöküşte bazı yüksek rütbeli subaylar ihanete başvurarak kendi çıkarlarını aramaya başladılar. İçerisi casus ve hain kaynıyordu.

Bunlardan biri, kariyerini sadece Abdülhamid karşıtı faaliyetlere katılarak yükseltmiş Hasan Tahsin Paşa idi. Kariyerci hainin görevi 30 bin tam teçhizatlı askeriyle stratejik öneme sahip Selanik şehrini savunmaktı. Böyle büyük bir orduyla savunma savaşı yapmak, Yunan saldırganları püskürtmek, Yunanla rekabet edip şehri kendilerine ait gören Bulgarlarla aralarında çatışma çıkarmak çok zor olmazdı. Bunun yerine hain paşa tek bir kurşun bile atmadan şehri teslim etti. İmparatorluğun en önemli şehirlerinden birinin, Balkanların ana limanının başlangıçta terk edileceğini kimse beklemiyordu.

Meclis idam kararı verse de iş işten geçmişti, hizmet ettiği Yunanistan’a iltica etti, bu hizmetinin karşılığında oğluyla beraber Yunanistan ve İsviçre’deki malikanelerde lüks bir hayat yaşadı, geberince bir Yunan devlet mezarlığına gömüldü. Daha küçük, benzer ihanetler cezasız kaldığı gibi pek çoğu tesbit bile edilemedi.

ALINMASI GEREKEN DERS, Türkiye’de casus, hain, sızıntı unsurlarının kritik anlarda gelen emre göre sabotaj yapacağını unutmamak, bütün kilit noktaları sağlama almaktır. Yabancı ülke ajanları, kripto sızıntılar, kökü dışarıda mahfiller, potansiyel hainler, beklenmedik tırmanışlar yapmış yeteneksiz kifayetsizleri düğüm noktalarından uzaklaştırmaktır. “Biz onu 40 yıldır biliriz, düğünümüze bile geldi” kurtarmaz; kripto demek, 40 yıl uykuda olup etrafını uyutan demek. Hain Hasan Paşa’yı unutma, Fetömetreyi yeni verilerle besle.

6. Bütüncül Bakış

Kuvvetlerin dağılması nedeniyle Osmanlılar, Balkan şeridinin batı ucundaki Arnavutluk’ta Yunan, Sırp ve Karadağ kuvvetleri tarafından kuşatıldı, ana gruptan koptu. Osmanlı düzenli birlikleri ve Arnavut milisleri birleşerek destansı bir mücadele verdiler ve Balkanlar’daki Müslüman topraklarının en azından bir kısmını korumak için Arnavutluk’u sonuna kadar ellerinde tuttular.

Eğer baştan kaybetmiş olsalardı, bugün Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ arasında bölünmüş bir Arnavutluk olurdu, Arnavutluktaki Müslüman nüfusunun büyük kısmı Balkanlar’daki diğer Müslümanlar gibi etnik temizliğe maruz kalıp Anadolu’ya sürülürdü. Bugün bir Arnavut kavminden bahsedilmezdi.

Bu nedenle Osmanlı kuvvetlerinin batı grubu orada kaldı, başken ve yakın toprakları kurtarmak için doğuya çekilmedi, Batıyı bırakıp Doğu’ya taaruz etmedi.

ALINMASI GEREKEN DERS, bazı kritik noktaların stratejik önemde tutulması, her şeye rağmen korunması gerekeceğinin unutulmaması, savaş oyunlarının, simülasyonların buna göre oynanması, kritik noktaların önceden belirlenmesi olmalı.

7. Felakete Hazırlanmak

Balkan Savaşı, etnik temizliğin silah olarak kullanıldığı bir savaş oldu. Çoğunlukla en büyük Müslüman nüfusuna sahip olan Bulgar kuvvetleri bunu uyguladıysa Yunan ve Sırplar da geri kalmadı. Savaş sırasında aşırı savaş suçları işlediler, katletmedikleri yüz binlerce Müslümanı yollara sürdüler.

Bu nedenle Osmanlı çabalarının büyük bir kısmı, Balkan Müslümanlarının bu kitlesel göçünün lojistiğine yönlendi. Kış aylarının çamurlu yollarında onlara yiğecek, battaniye yetiştirmek önemli bir zaman aldı. Savaşta 1-2 milyon arası Müslüman katledildi. Bir milyona yakın Müslüman muhacir, beş asırlık toprağından göç ettirildi. Selanik Yahudileri bile katliama uğradı.

Bütün bunlara karşı insani yardım hem enerjinin bölünmesine hem de askerde ve halkta umutsuzluğa, zihni travmalara, yenilmişlik hissine yol açtı.

ALINMASI GEREKEN DERS, bir savaşta Gazze, Beyrut, Tahran‘ın yaşadıklarından daha hafif şeyler yaşanmayacağını, hasımların kafasındaki Türk nefretinin Arap ve İranlı nefretinden çok daha fazla olduğunu, kitlesel ölümlerin ardından sözde Ermeni Soykırımına atıfta bulunarak ‘etme bulma dünyası’ söyleminin kullanılacağının unutulmamasıdır. Toplum, medyadaki mevcut Gazze melodrama programları yerine buna fiilen hazırlayacak Gazzeliler nasıl ayakta kaldı bilgisiyle buluşturulmalıdır. Sivil savunma tatbikatlarına ağırlık verilmeli, apartman bodrumları boşaltılıp yasalara uyularak sığınağa dönüştürülmelidir.

Tarihimizin en ağır dönemi Ekim 1912 ila Mayıs 1913 arasındaki bu savaşı unutmamamız, düşmanları küçümsememiz, bu yenilginin nedenlerini ortadan kaldırmamız gerekmektedir.

Toplum hazırlanmalı, gizli kozlar değil ama genel stratejiler açık olarak kamuoyunda ele alınmalı, ajanlar, beslemeler, FETÖ kalıntıları gibi potansiyel hainler özellikle kritik noktalardan tasfiye edilmeli, bu dönemdeki oyunlara inanılmamalı, geliyorum diyen tehlikeye hazırlanılmalı, sivil savunma tatbikatları yapılmalı, savaşın bir bahaneler dizisiyle ve ani olarak beklenmedik şekilde başlatılacağı unutulmamalıdır.

Bunun için toplumca bilinçli olmamız, toplu gayret göstermemiz gerekmektedir.

Ancak birinci ve önleyici çözüm, önceki yazılarda da ayrıntılarıyla belirttiğimiz ateşi komşuda söndürerek, 29 noktalı İran’a destek paketiyle savaşta sıranın bize gelmemesini sağlamaktır.

Gelecekte ayakta kalmak için Balkan Harbi felaketinden dersler çıkarılmalıdır.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.