islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3723
EURO
53,9859
ALTIN
6.129,72
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

KUR’ÂN AYNASINDA CAHİLİYE

KUR’ÂN AYNASINDA CAHİLİYE
19/07/2026 11:32
A+
A-

KUR’ÂN AYNASINDA CAHİLİYE

Yeryüzü nice çağlar gördü; nice şehirler yükseldi, nice ordular geçti, nice saraylar göklerle yarışacak kadar büyüdü; fakat insan, Rabbinin kelâmından yüz çevirdiği her vakit, taşların şekli değişse de karanlığın adı değişmedi ve Kur’ân’ın “cahiliye” diye haber verdiği o eski yara, her çağın kalbinde yeniden açıldı.

Cahiliye yalnızca çölün ortasında putların çevresinde dönen kalabalıkların hikâyesi değildir; o, hükmü Allah’ın kitabından değil de insanların arzularından alan her anlayışın, hakikati menfaatin terazisinde tartan her düzenin, insanı yaratanın ölçüsünü terk edip beşerin ölçüsünü yücelten her zihnin ortak adıdır ve bu yüzden zaman ilerlese de cahiliye yaşlanmaz; yalnızca elbisesini değiştirir.

Kur’ân konuşunca önce insanın unuttuğu hakikati hatırlatır; gökleri direksiz yükseltenin kim olduğunu, toprağa can verenin kim olduğunu, geceyi dinlenme, gündüzü çalışma vakti kılanın kim olduğunu sorar ve ardından insanın önüne şu ağır hakikati koyar: Madem her şey O’nundur, öyleyse hüküm de yalnız O’na aittir; çünkü mülkü veren de alan da, dirilten de öldüren de, hesabı soracak olan da yalnız Allah’tır.

Ne var ki insan, çoğu zaman toprağın altındaki taşlara secde etmeyi bırakırken, toprağın üstünde kurduğu düzenlere gönlünü teslim etti; putları elleriyle kırdı ama tutkularını kıramadı; heykelleri meydanlardan kaldırdı fakat kibri kalbinin en yüksek yerine oturttu; böylece cahiliye biçim değiştirdi, fakat ruhunu hiç kaybetmedi.

İşte tam burada Resûlullah’ın hayatı görünür ufuk gibi yükselir; çünkü sünnet, Kur’ân’ın yürüyen tefsiridir. O, vahyin yalnızca okunmasını değil, yaşanmasını gösteren ilahî bir eğitimdir. Kur’ân’ın emrettiği adalet, onun hükmünde görünür. Kur’ân’ın övdüğü merhamet, onun ellerinde yetimin başını okşar. Kur’ân’ın öğrettiği doğruluk, onun ticaretinde güven olur. Kur’ân’ın çağırdığı sabır, onun bütün çilelerinde ayakta kalır. Böylece insanlar ilk defa bir kitabın nasıl ete kemiğe büründüğünü, bir ömrün nasıl vahiy ile şekillendiğini görürler.

Bugün nice şehirler geceleri gündüze çeviren ışıklarla donatılıyor; kuleler bulutları zorluyor; pazarlar durmadan büyüyor; diller özgürlükten, insan haklarından ve ilerlemekten söz ediyor; fakat Kur’ân’ın ölçüsü hayatın dışına itildiğinde, adalet güçlü olana göre eğilip bükülüyor, merhamet çıkar hesaplarına kurban ediliyor, aile çözülüyor, komşuluk unutuluyor, yetim yalnız bırakılıyor ve insan, kendi yaptığı düzenin içinde kendi elleriyle kaybettiği huzuru aramaya devam ediyor.

Kur’ân, Firavun’u yalnızca geçmişi anlatmak için zikretmez; gücü ilahlaştıran herkesi uyarmak için anlatır. Karun’u yalnızca serveti sebebiyle haber vermez; malını Rabbinin emaneti değil de kendi başarısının eseri gören herkese ayna olsun diye anlatır. Nemrud’u yalnızca tarihin karanlık sayfalarına yazmaz; insanın Rabbine meydan okuyan her kibri teşhir etmek için önümüze koyar. Çünkü Kur’ân kıssaları, bitmiş hikâyeler değil, her çağın vicdanına bırakılmış ilahî aynalardır.

Ey kendisini modern çağın gürültüsünde kaybetmeye başlayan insan; sen Kur’ân’ı yalnızca güzel seslerle dinlemek için indirilmiş sanırsan, cahiliyenin en derin tuzağına düşersin. Çünkü Kur’ân okunmak için indiği kadar yaşanmak için de indi; hükümleri hayata yön versin, kalpleri diriltsin, şehirleri adaletle buluştursun, insanı yeniden Rabbiyle tanıştırsın diye indirildi.

Sünnet ise bu çağrının en berrak cevabıdır. Resûlullah, Kur’ân’ın emrini evine taşıdı; çarşıya taşıdı; mescide taşıdı; savaş meydanına taşıdı; yetimin sofrasına taşıdı; komşunun kapısına taşıdı; devlet yönetimine taşıdı ve insanlığa gösterdi ki vahiy, yalnızca ibadet vakitlerinde hatırlanan bir metin değil, hayatın tamamını kuşatan ilahî bir nizamdır.

Ne acıdır ki bugün nice insanlar Resûlullah’ı sevdiklerini söylerken onun sünnetini hayatlarının dışına bırakıyor; Kur’ân’ı öpüp başlarının üstüne koyuyor fakat onun çağrısını şehirlerinin, ticaretlerinin, ailelerinin ve kararlarının dışına itiyor; böylece sevgi sözde büyüyor, itaat ise her geçen gün küçülüyor.

Ey hakikati arayan gönül; eğer cahiliyeyi gerçekten tanımak istiyorsan, önce Kur’ân’ın aynasına bak. Ardından Resûlullah’ın izini takip et. Çünkü Kur’ân karanlığı tarif eder, sünnet o karanlıktan nasıl çıkılacağını öğretir. Kur’ân yolu gösterir, sünnet o yolda nasıl yürüneceğini gösterir. Kur’ân çağırır, sünnet çağrının hayata dönüşmüş hâlidir.

Öyleyse Kur’ân’ın sesini susturan hiçbir gürültüye aldanma ve Nebevî yürüyüşü eski zamanların hatırası zannetme. Çünkü cahiliye her çağda yeniden kurulabilir; fakat Kur’ân her çağda yeniden diriltir, sünnet ise yeniden ayağa kaldırır. Allah’ın kelâmı kalplerde hâkim olduğunda, Resûlullah’ın ahlâkı hayatlarda yeniden yeşerdiğinde, geceler ne kadar uzun olursa olsun sabah mutlaka doğacaktır; çünkü hakikatin güneşi, onu örtmeye çalışan bütün karanlıklardan daha büyüktür.

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Nazmi Uçkan dedi ki:

    İman etmenin kolay olduğunu,aslolanın imanlı kalmak olduğunu anlamaya çalışmalıyız.””dini,yani islamı,yani kur’anı,yani Allahı,devlet işlerinde devre dışı bırakan sisteme laiklik”deniyor.batıla muhalefet etmeyen bir iman sahibini hangi ameli kurtarabilir………