islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,8254
EURO
35,1391
ALTIN
2.457,41
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Açık
29°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C

KURBAN, ALLAH RIZASI İÇİN KAMU YARARINA FEDA EDİLEN CANDIR

KURBAN, ALLAH RIZASI İÇİN KAMU YARARINA FEDA EDİLEN CANDIR
27 Mayıs 2024 09:09
A+
A-

Hayvan bile olsa can değerlidir ve canın küçüğü büyüğü olmaz. Ve canı veren Allah’tır. Onun için kurban keserken, zımnen sahibinden, yaratanından izin alır gibi veya bilgi arz eder gibi bir edeple şöyle diyerek keseriz. اللهم هذا منك ولك = Allah’ım bu, Senin vergindir ve Senin yoluna kesiyorum. بسم الله الله اكبر = Allah yegane tek büyüktür, (bu emaneti) Allah adıyla (kesiyorum).
Kamu yararı için Allah’ın rızası niyetiyle değil de sırf kan dökme ve hayvan da olsa bir cana kıyma eylemi, kurban dışında kasaplıktan başka bir şey değildir. Öyleyse kurbanın maslahatı/ fayda ve yarar boyutu nedir?
Her ibadet gibi kurbanın da fayda ve yarar boyutunu 2 grupta ifade edilebilir.
1)Dikey boyutu: İnsandan Allah’a yükselen tevhid boyutu. Sırf Allah rızası için kamu yararına kurban kesme kanadı.
Kur’an’da etleri haram kılınan hayvanlardan bahsederken;
“Allah’ın dışında birilerini yüceltme adına kesilen hayvanların eti haramdır.” der.
“وما اهل به لغير الله (Bakara,2/17)
Ve “وما اهل لغير الله به”(Mâide, 5/3;En’am,6/145;Nahl,16/115)
“Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etleri haramdır.”

Bu hayvanı keserken istediğimiz kadar “Bismillahi Allahuekber!” diyelim. Niyet ve fiilimizde muhatabın statüsüne, kariyerine, şöhret ve şanına, sevgi ve itibarına, makam ve mevkine bakarak karşılamak veya iltifat etmek adına kesilen hayvan murdardır. Keserken ne okursak okuyalım; içteki niyet ve akıldaki fikir, birine iltifat ise hepsi boştur vesselam. Veya başımıza gelen kaza, bela ve musibet karşısında; “ Hele bir kan akıtalım da başım gözüm sadakası olsun!” diyeceksek sakın bir şey kesmeye kalkmayalım. Niye? Çünkü dünyevi bir çıkar, beklenti ve ihtiyaç niyetiyle kesilen bu kurban, ibadet olmaz; ölçüyü Allah koymuştur.
“فصل لربك و انحر =Sadece Rabbin için ibadet et/namaz kıl ve Rabbin için kurban kes!”(Kevser,108/2)
‏Evet namaz da, kurban da sadece ve sadece Allah için yapılır. Aksi halde o ibadet, ibadet olmaz, o kurban da kurban olmaz. Zira kurbanın nihai amacı “لتكبروا الله علي ما هديكم = Rabbiniz hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, doğru yolu gösterdiğinden dolayı büyüklüğünü anlayın!ve Allah’ı yüceltin.”(Hac,22/37) diye bu kurban ibadetini verdi. Yoksa niyetin ne olursa olsun “ Allahuekber” de ve kurban kes! demiyor Allah Teâlâ. Asıl muradı, Allah‘ın büyüklüğü bilincinin hayatınızda hakim olmasıdır. Bunun içindir ki ayet, وبشر المحسنين = İhsan üzere kulluk yapanları ilahi rıza ve büyük ödülle müjdele!”(Hac, 22/37) diye bitiyor. Bu ihsan şerefini ise en güzel sevgili peygamberimiz tanımlamıştır. “الاحسان أن تعبد الله كأنك تراه فان لم تكن تراه فانه يراك = İhsan senin Allah’ı görür gibi yaşaman, kulluk yapmandır. Her ne kadar sen O’nu görmesen de O seni her an ve her yerde görmektedir. (Buhari, 6/115,hn.4777) Demek ki, Allah’ı yüceltme ve büyükleme sadece “Allahuekber”demekle değil bilakis bir ömür boyu ilahi huzurda imiş gibi yaşamaktır.

Dille ifade ettiğimiz “Allahüekber” hayatımızın gündeminde tek büyük Allah var! birincinin dil ile ikrar ve ifadesidir. Ama bu bilinç yoksa ifademizin bir değer bir kıymeti kalmaz maalesef.
2. Boyutu ise İnsanın insana dokunuş ve paylaşımıdır. Kurban için Rabbimiz üç paylaşım hedefi lütfeder; kurbanın etinden 1)kendiniz yiyin, 2)izzetinden isteyemeyen kimselere yedirin, 3) isteyebilen muhtaçlara verin.
فكلوا منها واطعموا البائس والفقير (Hac,22/28)ve yine aynı ölçüyü veren bir başka ayet: كلوا منها واطعموا القانع والمعتر(Hac,22/36) “Bu kurbanların etinden hem kendiniz yiyin, hem de gerek başkalarına el açmaktan çekinen, gerekse istemek zorunda kalan yoksullara yedirin.(Hac,22/28 ve 36) Böylece “Al elma, gönül alma” misali mütevazi bir parça kurban etiyle bir gönüle girmek, bir haneye mutluluk ve sevinç ekmek, iman ve insan kardeşlerimizle muhabbet bağı kurmaktır kurbanın en büyük maslahatı. Zaten kurban ile aradığımız Allah’ın rızası, bütünüyle insanların rızasında gizlidir. Öyle “bir tutam et” deyip geçmeyin lütfen. O bir tutam et vesilesiyle kıtalar arasında, ülkeler arasında ve gönül coğrafyamızda hiç bilmedik, tanımadık nice aç, susuz, mahrum ve muhtaç kardeşlerimizle buluştuk, tanıştık. Nice çaresiz ailenin, kardeş ailesi olduk. İki süt keçisi ile bir yuvanın ömür boyu tütmesini sağladık. Yaş ortalaması 38-40 olan Afrika’da nice yetimin okumasına, bakımına ve yaşamına dokunduk. Sayısız su kuyuları açtık. Okullar, yetimhaneler, hastaneler açıldı. Asırlardır sömürülen ve köleleştirilen bu güzel insanlara iman ve insan kardeşi olduğumuzu, özgürlüğümüzün özgürlükleri olduğunu, hiçbir canın, canı çıkasıca zalimlerin kulu-kölesi olamayacağını kurban sayesinde anlattık ve gösterdik. Hor görme garibi, o bir kurban, o bir kurbiyet/yaklaşma ve yaklaştırma iksiri. Kurban can veriyor ama canları diriltiyor, nice canlara can katıyor, asırlardır birbirine yabancılaştırılmış nice canları buluşturuyor, can-ciğer kardaş yapıyor. Ve kurban, etiyle, kemiğiyle, kanı ve canıyla öyle bir sevgi ekiyor ki, ne dinine, ne ırkına, ne diline ne rengine bakıyorsun; sadece o sana, sen ona; “Allah, Allah! bu da bir insanmış!” diyorsun ve elhamdulillah bir insan kardeşimle, yepyeni bir ayetle daha tanıştım diye uçuyorsun, seviniyorsun ve sevindiriyorsun. Ne bir tutam eti kardeş! dünyalar senin oluyor ve hiç gülmemiş, horlanmış o masum çehreler adeta yeniden doğuyor. Ve avazı çıktığınca bağırıyor: “Osmanlı torunları hoş geldiniz! ne iyi ettiniz de geldiniz! şimdiye kadar nerdeydiniz?” Gel de bu çığlığa, bu özleme ağlama…. Ey Rabbim! “Doğrusu bu gerçekten müthiş bir imtihandır!”(Saffat, 37/107)buyurduğun KURBANI BİZ TANIMAMIŞIZ. Hayatı tanımamışız, kendimizi tanımamışız ve iman ve insan kardeşlerimimizi tanımamışız.

Ey vicdanım! sen gel de şimdi açlık ve susuzluktan can çekişen Afrika’ya gitme! zalimin pençesi altında ölüp ölüp dirilen Gazze’ye gitme! Arakan’a, Arakanlıya gitme!asrın özlemiyle seni bekleyen Balkanlar’a gitme,bir selam, bir kelam ile tek bir teselli cümlesine muhtaç depremzede kardeşime, çadır kente, konteyner kente gel de gitme, “iki devlet tek millet” diye yolunu gözleyen Türkî coğrafyalara gitme! Senin imanını, Kur’an’ını, merhametini, şefkatini, adaletini ve de insanlığını bekleyen ha bu dünyaya gel de gitme bakalım.

“Doğrusu bu, gerçekten müthiş bir imtihandır!” diyen Rabbine hangi yüzle gideceksin be insan?…
Gideceğim yâ Rab! gideceğiz inşallah… Gidemesek de kurbanımızı, bir tutam etimizi, bir buket selamımızı ve bir damla gözyaşımızı göndereceğiz inşallah…. Bu can bu tende olduğu müddetçe; قل ان صلاتي ونسكي ومحياي ومماتي لله رب العالمين = Bedenî, malî tüm ibadetlerim, duam ve yakarışlarım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi yüce Allah’a feda olsun!”(En’am,6/162) inşallah… ‎

NURİ ÇALIŞKAN

MİRATHABER.COM -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar