
Kürtaj
Açık ve kesin bir dille yasaklamasa da azil yapmayı tasvip buyurmayan İslâm Dîni’nin ana sağlığı gerektirmedike, kürtajı hiç mi hiç tasvip buyurmayacağı açık bir gerçektir.[1] Ancak ana sağlığının kürtajı gerektirdiğine, ana karnındaki çocuğun bir insan olduğu gerçeğine inanan bir grup uzmanın karar vermesi gereklidir.
Mü’min kadınların Allah’a ortak koşmamak ve hırsızlık yapmamak gibi temel bir İslâmî görevi de, çocuklarını öldürmemektir. Mümtehine Sûresi’nin 12. âyetiyle konulan “…Çocuklarını öldürmemeleri…” şeklindeki öldürme yasağı, İslâm bilginlerine göre çocuk düşürmeyi, dolayısıyla kürtajı da içine almaktadır.[2]
Bu bilginlere göre, Kur’ân‐ı Kerîm’in fakirlik endişesiyle, batıl inançlar ve yorumlar sebebiyle çocukların öldürülmesini yasaklayan anlamlarını sunacağımız şu âyetleri de çocuk düşürme; kürtaj yasağını içine almaktadır.[3]
İsra Sûresi Âyet 31:
“Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da Biz rızıklandırıyoruz. Onları öldürmek pek büyük günahdır.”
Enam Sûresi Âyet 31:
“Hiçbir bilgiye dayanmadan beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızık (olan çocuk nimetin) den Allah’a iftira ederek yasaklama yoluyla kendilerini mahrum bırakanlar, gerçekten ziyana uğramışlardır. Onlar yoldan saptılar, doğru yola gelici de değildirler.”[4]
Tercümelerini sunduğumuz âyetlerin amacı yanı sıra Kur’ân’da, zinâdan beri anlamına iffetli erkekler ve kadınların çocuk oluşturucu hayat maddelerini israftan koruyucuyu olarak nitelenmesi ve Allah’ın Resûlü’nün azili, çocuğu toprağa gömüp öldürmenin gizli bir şekli olarak açıklaması, hiç şüphesiz kürtajı yasak kapsamı içine alan bilginlerin görüşlerini doğrulamaktadır.[5] Kald ki kürtajda ana sağlığını tehdid eden büyük bir tehlike de vardır. Yalnızca bu tehlikenin mevcûdiyeti bile kürtajı gayr‐ı meşrû kılmak için yeter sebeptir.
Kocanın veya kadının ya da karı‐kocanın birlikte isteği, kürtajı meşrû/caiz kılmaz. Hamileliğin gayr‐ı meşrûluğu bile kürtajı meşrûlaştırmaz. Çünkü biz mü’minler, nefislerimizi tehlikeye atmamakla emrolunmuşuzdur.[6]
Burada öneminden ötürü açıklanması gereken bir konu da şudur. Bilerek kasıtla veya hata yolu ile çocuk düşürme, bir cana kıymadır. Peygamberimizin uygulamasına göre, Gurre denilen ve yaklaşık 215 gr. altın tutarı tazminat cezasını gerektirir. Çocuğu kürtaj ettiren ana
baba da olsa bu cezayı ödemekle yükümlüdür.7 Ğurre, düşürelen çocuğun (cenin) mîrası kabul edilir ve düşmesine sebep olan kimse veya kimseler hariç, varisleri arasında paylaşılır.
Kürtajı da içine alan “Korunma…” bahsini, bu konudaki bazı tereddütleri gideren bir fetva8 ile ve ilahî rızaya ermiş kullar diliyle yapılan ve bizleri de çocuk talebine yönelten Kur’ânî bir duâ örneği ile bitirelim:
“… Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin bebeği olacak çocuklar ve torunlar ver. Bizi, Senin yasalarına aykırılıktan korunacaklara rehber kıl.”9
Ana rahmindeki çocuğa rûhun üflenmesinden önce ve sonra çocuğu düşürmenin hükmü hakkında fukahanın farklı görüşlerini, İmam Gazzali’nin bu mevzudaki ihatalı mütalâasını ve buna dayanarak fukahanın, aşılanmış yumurtada hayat bulunduğunu bildiklerini kaydettikten sonra Mahmut Şellût şöyle diyor:
“Rûhun üflenmesinden (dördüncü aydan) önce çocukta hayat yoktur diyen fakihlerin maksadı herhalde, dışarıdan ve bilhassa ananın hissettiği hayat belirtileri olacaktır. Yoksa aynı fukaha, ana yumurtasıyla birleşen spermin canlı olduğunu bilmektedirler. Buna dayanarak diyebiliriz ki âlimlerin çocuk düşürme mevzuundaki farklı görüşleri bu inceliğe dikkat etmemekten ileri gelmiştir; yahut da “bu durumda düşürme, canlılık dışardan hissedilir olduktan sonra düşürme gibi değildir” demek istemişlerdir.
Şu halde hangi devrede olursa olsun çocuk düşürmenin haram olduğunda bütün âlimler birleşmiş oluyorlar. Yine hangi zamanda olursa olsun zaruretlerin, kendi ölçülerine göre yerleri vardır. Bu açıklamalar, din ile tıbbın bu mevzuda görüş birliği içinde olduklarını ortaya koymuş olmaktadır.”
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
[1] Kürtajla ilgili genişbilgi için bak. Ali Rıza Demircan “İlmin Katkılarıyla Kur’ân ve Sünnet
Işığında Koruyucu Önlemler, Gebelik, Kürtaj ve Sezaryen”
[2] Bak. İ. Kesir Mümtahine 12 (4/354), Kurtûbî Mümtahine 12 (18/72)
Âyetin Çok Yönlü İşareti
Müfessir İ. Kesir bu âyeti şöylece açıklar: Bu âyetteki çocukları öldürme yasağı, câhiliyet dönemindeki bazı Arabların fakirlik korkusuyla çocuklarını öldürmeleri örneğinde görüldüğü üzere, çocukların doğumundan sonra öldürülmelerini içine aldığı gibi, bazı câhil kadınların kendilerini yere atarak çocuklarını düşürmek istemeleri örneğinde görüldüğü üzere, ana karnında iken öldürülmelerini de içine almaktadır.
[3] Hak Dîni, Kur’ân Dili 3/203, F. Zilali’l‐Kur’ân Türkçe Neşir 14/430.
[4] Âyette geçen “Rızk”ı çocuk nimeti olarak yorumlatan nükte için bak. Mevdûdî, İslâm Nazarında Doğum Kontrolü s. 74‐5.
[5] Bak. M. S. Müslim Hn. 835, A. Davudoğlu S. Müslim Ter. ve Şerhi 7/339, 441, Buharî Edeb
[6] Bak. Bakara 195.