islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,9997
EURO
55,7108
ALTIN
6.525,38
BIST
12.592,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Yağmurlu
Çarşamba Çok Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Yağmurlu
18°C
Cumartesi Yağmurlu
20°C

LÛT KAVMİNDEN FARKI NE Kİ, LGBT’Lİ SAPIK TOPLUMLAR HELAK OLMUYORLAR?

LÛT KAVMİNDEN FARKI NE Kİ, LGBT’Lİ SAPIK TOPLUMLAR HELAK OLMUYORLAR?
29/09/2026 10:18
A+
A-

LÛT KAVMİNDEN FARKI NE Kİ, LGBT’Lİ SAPIK TOPLUMLAR HELAK OLMUYORLAR?

LGBT denen sapkınların Türkiye’deki ilk gayri resmi oluşumları 1990’larda hayata geçti. İki dernek kurdular. Ancak o dönemde yasal tüzel kişilik kazanamadılar. AB uyum yasaları kapsamında 2004 yılında çıkarılan yeni Dernekler Kanunu ile dernek kurma ve dış bağlantı/fon alma kuralları esnetildi. Bu yasal değişiklik sonrasında ilk resmi başvurular yapılarak 2005 yılında Türkiye’nin yasal tüzel kişilik kazanan ilk resmi LGBT derneği kuruldu. Ardından sayıları artarak farklı illerde ve üniversitelerde yeni dernekler ve topluluklar kuruldu.

Görüldüğü gibi Avrupa Birliği sevdasına 2004 yılında yapılan düzenlemelerle Türkiye’de LGBT’nin dernekleşmesinin önü açılmış oldu. Bakıldı ki bu sapık yapılanma, faaliyetlerini ilkokullara kadar yaygınlaştırdı ve sokaklarda sözüm ona “onur” yürüyüşleri yaparak ahlaksız tavırlar göstermeye başladılar. Ailelere sıçradı. Şimdilerde yanlış yaptıklarını anladılar ve LGBT derneklerine operasyonlar yapıyorlar. Yapsınlar. Zararın neresinden dönülürse kârdır.

Bu yazımızın konusu, Avrupa’da oldukça rağbet gören ve devletçe korunup desteklenen, bize de sıçrayan bu sapıklık, Lût kavminden daha ileri seviyede toplumsal tırmanış gösterdiği halde Allah bu toplulukları neden yere çakmıyor? Sorusuna cevap aramak olacaktır.

Birçok yazımda insanın sadece karından ibaret olmadığını, “KAFA”, “KALP” ve “KARIN”dan meydana geldiğini vurguladım. Çünkü Rasûlullah (sav), Medine’ye hicret edince Mescidi inşa ederek Kalbi; Suffeyi inşa ederek Kafayı; pazar yerini inşa ederek de Karnı doyurmayı hedeflemiştir. Batı medeniyeti, karınları doyurmayı, yani maddi refahı hedeflediği için kafa ve kalbin inşasındaki manevi değerleri yok saymıştır.

Batının özgürlük anlayışı; “İnsanı, dinin boyunduruğundan kurtararak her şeyi, arzu ettiği şekilde tercih etmek ve yapmaktır.” Yani Batı medeniyeti, insanın nefsânî arzularının boyunduruğuna girmeyi, hevâ ve hevesine köle olmayı özgürlük olarak kabul ediyor.

Hâlbuki insan ya Allah’ı ilah edinerek O’nun emir ve yasaklarına uyar, ya da hevâ ve hevesini yani nefsânî arzularını ilah edinerek onun güdümüne girer. Batının seçtiğinin adı özgürlük değil, Yüce Varlığın emrinden çıkıp nefse köle olmaktır. Bu durumu Yüce Allah şöyle dile getirir: “Kendi istek ve tutkularını/hevâsını ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” (Furkan:25/43) 

İşte hevâ ve hevesini ilah edinmiş Avrupa medeniyetinde ahlakî değerler yerlerde sürünmektedir. Cinsiyet eşitliğini kanunlaştırıp hayat edinen Hollanda’da, kadın ve erkeğin bulunduğu bir salonda hitap etmek durumunda olanlar, kürsüye çıktıklarında “Hanımefendiler, beyefendiler veya baylar ve bayanlar” diye söze başlaması, cinsel ayrımcılık olarak kabul edilmekte ve kınanmaktadır. Her türlü cinsel özgürlük/cinsel sapıklık teşvik görmekte ve arkasına devlet desteği alarak daha da kök salmaktadır. Erkeğin erkekle, kadının kadınla evliliğinin resmen onaylandığı bir medeniyette, âdetâ Lût kavmine taş çıkartılmaktadır. Bugün Avrupa’da yaşanan bu ahlaksızlık, önceki peygamberler döneminde yaşansaydı -Lût kavminde olduğu gibi- Allah onları helak ederek yere gömerdi. Peygamberimizin kabul olmuş duası sayesinde bunların cezası ahirete ertelenmiş durumdadır. Şöyle ki:

Rasûlullah’ın (sav), bütünüyle namaz kıldığı bir gecede, fecirle birlikte selam verdiğinde ona; “Ya Rasûlallah! Bu gece o kadar namaz kıldınız ki, daha önce böyle namaz kıldığınız görülmedi” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Evet, o ümit ve korku namazı idi. Rabbimden üç şey istedim, bana ikisini verdi birini vermedi. Rabbimden bizi, bizden önceki ümmetleri helak ettiği şey ile helak etmemesini istedim, bunu bana verdi. Rabbimden, dışımızdan bir düşmanı bize galip getirmemesini istedim, bunu da bana verdi. Bizi fırka fırka ayırmamasını (ümmetimin birbirine düşürülmemesini) istedim, bu isteğimi kabul etmedi.” (Müslim, Fiten 5, Hadis no:2890; Tirmizi, Fiten 14, Hadis no:2175).

Rasûlullah’ın (sav) bu duası gereği, -ister davet ister icabet olsun- Muhammed Ümmeti, diğer ümmetler gibi toplu helak cezasına çarptırılmamıştır. Bugün Lût kavminin işlediği cinsel sapıklık, birçok Batı ülkesinde baş tacı edilmesine rağmen, Yüce Allah toplu helakler vermemektedir. AİDS gibi küçük çaplı dikkat çekici belalar verse de bu dua gereği, toplu olarak yerle yeksan etmemektedir.

Bugün Avrupa’daki Müslüman gurbetçimiz, maddi bakımdan tatmin olmanın sarhoşluğuyla, ahlakî değerlerin lime lime döküldüğü bu medeniyet içinde neslinin kaybolup gitmekte olduğunu pek umursamamaktadır. Daha henüz 12-14 yaş civarında, çocuk denecek gençlere cinsel eğitim dersinde “Bizim toplumumuzda lezbiyenlik ve homoseksüellik bir cinsel tercihtir. Gayet normaldir. Bunlara dışlayıcı bir nazarla değil hoş görü ile bakalım” türünden güzellemeler yapılan bir eğitim sisteminden geçen gurbetçi çocukları da yarın babalarına “Bunda ne var baba, gayet normaldir, bu bir cinsel tercih meselesidir. Avrupa’da yaşıyorsun. Olaylara Üçüncü dünya ülkesinde yaşıyormuş gibi bakma” diyecektir. Babasının, bu aşamaya gelmiş çocuğuna “Oğlum bu dediklerin ahlaksızlığın dik âlâsıdır. Tarihte Lût kavmi de bu dediklerini yaptığı için Allah onları helak etmiştir. Bugün etmiyorsa Peygamberimizin kabul edilmiş duası duası sebebiyle etmiyordur” demesi artık bir anlam ifade etmeyecektir. Eğer anne ve babalar çocuklarını küçük yaşlardan itibaren her gün karşılarına alıp Avrupa okullarının verdiğini çocukların zihninden rafine etmedikleri sürece yakın gelecekte Hans ile Hasan’ın inanç ve yaşantı bakımından hiç farkı kalmayacaktır. Zaten Avrupa’da yaşayan gurbetçilerimizin %65’inin, yaşadığı toplumda kaybolduğu ifade edilmektedir.

Hâlbuki bizim dinimiz, hayâlı bir toplum inşa eder. Rasûlullah bu konuda şöyle buyurur:

“Her dinin bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı da hayâdır.” (İbn-i Mâce, Zühd, 17).

“Hayâ imandandır.” (Buhari, İman, 16)         

Hayâ bütünüyle hayırdır.” (Müslim, İman, 61),

“Hayâ sadece iyilik getirir.” (Buhari, Edep, 77)

Hayâ, çirkin görünen ve ayıplanan şeylerden kişiyi uzak durduran bir duygudur. O halde, hayâ Allah’ın bütün emir ve yasaklarına riayet etmeyi ön gören bir duygu olarak, gerçek anlamda kişide tahakkuk ederse, gideceği yer cennettir. Böyle bir duygu kalbi yumuşatan, incelten, yerine göre sızlatan bir özelliği vardır. Cinsiyet eşitliği ile bu duygu neslimizden alınınca, ahlaksızlık adına onlardan her şeyi bekleyebiliriz.

Yazımızı Roger Garaudy’nin şu tespitleriyle bitirelim: “Batı bir ârızadır. Gücünü ve servetini, sömürdüğü zayıf milletlere borçlu olan ve bu manada zalim/ahlâksız olan Batı toplumları, maddi ve dünyevi hayatta nefsin arzularını mümkün olduğu kadar serbest tatmin etmek, düzen ve asayiş içinde müreffeh yaşamak için kurallar oluşturmuşlar ve bu kurallara din kuralları gibi riayet etmeyi öğrenmişlerdir. Bu yüzden Batı’ya imrenenler ve örnek gösterenler çok olur, ama Batı’nın örtük yüzünü anlamak o kadar da zor değildir. Soyup soğana çevirdikleri, kendilerine gelmemeleri için bütün tedbirleri aldıkları eski sömürgeleri ile bugünkü ilişkilerine bakanlar Batılı ahlâkı anlamakta güçlük çekmezler.”

Bütün bu gerçeklere rağmen maneviyatından şüphe etmediğimiz bu iktidar, LGBT ile mücadeleyi zaferle sonlandıramaz, Batının ve yerli piyonlarının baskısıyla pes ederse, topuğuna kurşun sıkıyor, kendi celladını kendi besliyor demektir. Vesselam.

Musab Seyithan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.