Lütfen Şu Gerçekleri Unutmayalım ve Unutturmayalım!

1-Şu kâinatın ve Kur’an’ın sahibi olan Allah soruyor:

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ 

“Siz zannediyor musunuz ki biz sizi boş yere yaratmışız, başıboş bırakacağız? Ve siz zannediyor musunuz ki siz bize döndürülmeyecek (ve hesap vermeyecek)siniz?”[1][1]

Bu soruların cevabını yine Allah Teala veriyor ve buyuruyor ki:

“Ben insanları ve cinleri beni tanısın ve bana kulluk etsinler, ibadet etsinler diye yarattım.”[2][2] “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye (veya oyuncular olarak) yaratmadık!”[3][3] “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri, hak ve adaletle yarattık, (göklerin ve yerin sahibi olan Allah’a delil olsun, hal dilleriyle Onu ansın, Onu anlatsınlar) diye yarattık!”[4][4]

2-Ağzımızdan çıkan her söz, yaptığımız her iş, sergilediğimiz her hareket, Allah’ın melek kameramanları tarafından kayıtlar altına alınmaktadır.[5][5] Bunlar kabrin öbür tarafında ya kurtuluşumuza vesile olacak, bizi cennete kavuşturacak, ya da tutuklanmamıza vesile olacak, alıp bizi cehenneme götürecektir.

3-Bu dünya‎ imtihan salonudur. Sınav salonunda, sınav esnasında kimseye dokunulmaz. Dokunulmaması, her yazdığımızın yanımıza kalacağı anlamına gelmez. Görüyorsnuz, çok kere Allah da bu dünya da yanlış yapanlara, yanlış yaşayanlara, hatta kendisini ve ahireti inkâr edenlere hemen ceza vermiyor. Sabrediyor, mühlet veriyor. Allah’ın sabretmesi ve mühlet vermesi de dokunmayacağı anlamına gelmez. Hiçbir zalimin zulmünü yanına koymaz. Bir ayetinde Allah: “Sakın ha, Allah’ın, zalimlerin yaptıklarından gafil olduğunu sanma. Allah, onların hesabını gözlerin kamaşacağı bir güne bırakmaktadır.”[6][6]derken; diğer ayetinde de “Ben onlara mühlet veriyorum. Benim tuzağım çok kuvvetlidir.”[7][7] buyurur.

4-Müslüman zalim olamaz. Çünkü inandığı Allah’ın ve Peygamberin zulme rızası yoktur. Müslüman, zalimin zulmüne sessiz de kalmaz, Âkif’in: “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem” şiirini sonuna kadar okur.

5-Kanuni Sultan Süleyman han, meyve aًğaçları‎nı‎ karı‎ncalar‎ın sarması‎ üzerine meseleyi Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi’ye şö‏yle bir beyitle sorar:

Aًğaçlar‎ı sarsa eًğer karı‎nca,

Zarar var m‎ı karı‎ncayı‎ kı‎rı‎nca

Zenbilli Ali Efendi’nin cevabı‎ âlime yakışı‎‏‎r tarzda olur, padişahı bir yanlıştan kurtarır:

Yar‎ın Hakk’ı‎n divan‎ına var‎ınca

Süleyman’dan alı‎r hakkı‎n kar‎ınca.

6-Bana öyle geliyor ki İslam aleminin ve Müslümanların başının belalardan kurtulamamalarının sebebi şu ayeti okumamaları veya anlamamaları ya da gereğini yapmamalarıdır. O ayet şu: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise, o halde Allah, emrini gönderinceye kadar bekleyin! Allah böyle fâsıklar güruhunu hidâyete erdirmez, umduklarına eriştirmez.”[8][8]

7-Peygamberimiz de ası‎rlar önce haber vermiş, müjde vermiş ve şöyle buyurmuş‏tur: “Din garip olarak başladı, garip olarak dönecek. (Dinin geri dönüşünde, rol alan) gariplere müjdeler olsun. O garipler ki onlar, insanların bozduğunu düzeltirler, restore ederler.!”[9][9]                                        

8-Hepimiz bu dünyada müsafiriz. Dünya müsafirhanesinin sahibi ise Allah’tır. Müsafirin, konak sahibini ve iyiliklerini unutmaması, teşekkür etmeden yaşamaması gerekir. Çok insanlar görüyoruz, bu dünyada müsafir oldukları halde ebedî kalacak gibi nazlanıyorlar, müsafirhane sahibini anmıyor, tanımıyor ve teşekkür etmiyorlar, üstelik konak sahibine isyan ediyorlar. Müsafir oldukları yerde gördükleri her şeye benimdir diyerek sarılıyorlar. Halbuki Müsafir, getirmediًği bir ‏şeye kalbini bağًlamaz. Şu an bulunduğumuz bu menzilden ayrı‎lacağımız gibi bu ş‏ehirden de çı‎kacağız, bu fani dünyadan da çıkacağız; öyleyse izzetli ve haysiyetli olarak çıkmaya çalış‎mak gerekir.

9-Her yerde, işimizin başında Allah’la beraber olalım, Onu hiç unutmayalım. Beş vakit namazı gözümüzün nuru, dinimizin direği bilelim, onu asla ihmal etmeyelim. O bizim Allah’la beraberliğimizin simgesi. O bizim cennete götüren aracımız, otomobilimiz, uçağımız. Onu bırakırsak, yolda kalırız, cennete ulaşamayız.

10-Beş vakit namazını kılan bir insanın, dünyaya ait bütün mubah işleri ibadete dönüşür, ibadet sevabı kazandırır.

11-Cömert olalım, fakir-fukarayı, yetimi-yoksulu, dulu-düşkünü, anasından-babasından, çocuklarından uzak kalmışları düşünelim. İhtiyaçlarını karşılayalım, kırılan gönüllerini onaralım. Cimrilikten Allah’a sığınalım. Allah Rasulü Efendimiz (sav) buyurmuşlar: “Cömert Allah’a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri, Allah’tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır.”[10][10]

10-Müslümanlar, birbirlerini sevmeye mecbur, hatta mahkûm bilmeli. Çünkü Allah Rasulü buyurmuş: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!”[11][11]
Yani birbirinize selam veriniz, kardeş olduğunuzu unutmayınız, barış içinde yaşayınız. Birlik ve beraberliğe giden yol da buradan geçer. Aralarında barış ve kardeşliği sağlayamayanlar, birlik ve beraberliği de sağlayamazlar.

11-Güzel ve övülen ahlakın kaynağı Sevgili Peygamberimiz: “Siz bana altı meselede söz verin, ben de sizin cennete girmenize kefil olayım.” buyurmuşlar

ve onları şöyle sıralamışlardır:

1-Konuşurken doğru konuşun, 2- Verdiğiniz sözü yerine getirin, 3-Emanete hıyanet etmeyin. 4-İffetli ve namuslu olun, 5- Gözlerinizi harama karşı koruyun, 6- Ve ellerinizi başkalarına zarar vermekten uzak tutun.”[12][12]

12-Kadınlar bedenlerini namahremden sakınmalıdırlar. Örtülmesi farz olan yerlerini yani başlarından topuklara kadar bütün bedenlerini örtmelidirler. Dar giyip beden hatlarını belli etmemeli, şeffaf giyinip bedenlerinin içini, kısa giyinip baldır ve kollarını göstermemelidirler. El ve yüz hariç bütün bedenlerini kapatmalıdırlar. Bu ölçüler, Allah’ın, sonra da Rasulünün (sav) emri olarak kadınlar için farz, erkekler için de sünnettir. Erkeklerin göbekten diz kapaklarının altına kadar olan kısmı aynı ölçülerle kapatmaları ise farzdır.

Bunlar, Allah ve Rasulünün edebi ve ölçüleridir. Bunlara uyan edepli olur. Bunları yapmayan edepten mahrum kalır. “Bî edep mahrum başed, ez lutfi Rab.” Demişler. Yani Allah’ın edebinden, Peygamberin sünnetinden ve ahlakından mahrum kalan, edepten yoksun kalır, edepten yoksun kalan da Allah’ın rahmetinden, Peygamber’in şefaatinden nasip alamaz.

Dr. Vehbi KARAKAŞ


[13][1] Mü’minûn, 23 / 15

[14][2] Zariyat, 51 / 56

[15][3] Enbiya, 21 / 16

[16][4] Hicr, 15 / 85

[17][5] Bkz.Kâf, 50/18; İnfitar, 82/10-12

[18][6] İbrahim, 14 /42

[19][7] A’raf, 7 / 183

[20][8] Tevbe, 9 / 24

[21][9] Tirmizî, İman, 13

[22][10] Tirmizî, Birr, 40

[23][11] Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et’ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11.

[24][12]Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, V, 323;Münzirî, Tergib ve Terhib, (1933-Kahire) s. 4:370


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir