Mahmud Abbas Filistin Davasının Neresinde Duruyor?
Filistin meselesi denildiğinde uzun yıllardır dünyanın karşısına çıkan en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz Mahmoud Abbas oldu. Ancak bugün Gazze’de yaşanan yıkım, direniş hareketleriyle Ramallah yönetimi arasındaki derin uçurum ve halkın giderek artan öfkesi, Abbas yönetiminin Filistin davasındaki konumunu yeniden tartışmaya açıyor.
Bir zamanlar “Filistin’in diplomatik yüzü” olarak sunulan Abbas, bugün özellikle Gazze halkı ve direniş yanlısı kesimler tarafından ciddi biçimde sorgulanıyor. Peki Mahmud Abbas gerçekten Filistin halkını temsil edebiliyor mu? Yoksa Filistin davası ile Ramallah yönetimi arasında artık kapanması zor bir mesafe mi oluştu?
Oslo Süreciyle Başlayan Siyasi Yolculuk
Mahmud Abbas’ın siyasi yükselişi, Filistin direnişinin silahlı mücadeleden diplomatik zemine çekilmeye çalışıldığı Oslo süreciyle hız kazandı. Abbas, yıllarca müzakereyi önceleyen çizginin en önemli savunucularından biri oldu. İsrail ile diplomatik temasları önceleyen bu yaklaşım, Batı tarafından “ılımlı liderlik” olarak desteklendi.
Ancak geçen yıllar içinde İsrail’in işgali sona ermediği gibi, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimler büyüdü, Gazze ablukası ağırlaştı ve Filistin halkının yaşam şartları daha da kötüleşti.
Bu tablo karşısında Filistin halkının önemli bir kısmı şu soruyu sormaya başladı:
“On yıllardır süren müzakereler Filistin’e ne kazandırdı?”
Hamas’a Karşı Sert Dil, İsrail’e Karşı Sessizlik Eleştirisi
Mahmud Abbas’a yöneltilen en büyük eleştirilerden biri de Hamas ve Kassam Tugayları’na karşı kullandığı dil oldu.
Özellikle geçtiğimiz dönemde Hamas mensupları için kullandığı “it sürüsü” ifadesi, Filistin kamuoyunda büyük tepki çekmişti. İsrail’in Gazze’de on binlerce sivili hedef aldığı bir dönemde, Abbas’ın direniş hareketlerini hedef alan açıklamaları birçok kişi tarafından “halkın acısından kopuk bir siyaset” olarak değerlendirildi.
Gazze bombalanırken Ramallah yönetiminin söylemlerinin daha çok Hamas eleştirisi etrafında şekillenmesi, Abbas’ın İsrail’e karşı yeterince net tavır göstermediği yönündeki eleştirileri artırdı.
Bugün Gazze sokaklarında birçok insan şu soruyu yüksek sesle dile getiriyor:
“Mahmud Abbas, İsrail’e karşı mı daha sert konuşuyor, yoksa Hamas’a karşı mı?”
TBMM’de Verilen Mesajlar ve Gazze’ye Gitmeyen Liderlik
Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden yaptığı konuşmada Mahmud Abbas, Gazze’ye giderek halkın yanında olacağını söylemişti. O konuşma özellikle Türkiye kamuoyunda dikkat çekmiş, “Filistin yönetimi nihayet Gazze halkıyla doğrudan dayanışma gösterecek” yorumlarına neden olmuştu.
Ancak aradan geçen süreçte Abbas’ın Gazze’ye gitmediği görüldü.
İşte bu durum, Abbas yönetimine yönelik güven krizini daha da büyüttü. Çünkü Filistin halkı artık yalnızca diplomatik açıklamalar değil, somut duruş görmek istiyor.
Gazze’de çocuklar enkaz altında can verirken, halk şu soruyu soruyor:
“Filistin liderliği gerçekten halkıyla aynı kaderi paylaşmaya hazır mı?”
Ramallah Yönetimi ile Gazze Arasındaki Kopuş
Bugün Filistin siyasetinde iki farklı çizgi olduğu açık şekilde görülüyor.
Bir tarafta uluslararası diplomasiye ve Batı desteğine yaslanan Ramallah yönetimi…
Diğer tarafta ise silahlı direnişi “işgale karşı meşru mücadele” olarak gören Gazze merkezli hareketler…
Mahmud Abbas’ın liderliğini tartışmalı hale getiren temel mesele de burada ortaya çıkıyor. Çünkü Abbas yönetimi uluslararası arenada meşruiyet ararken, Filistin halkının önemli bir bölümü sahadaki direnişi daha gerçekçi ve samimi buluyor.
Özellikle genç Filistinliler arasında Abbas yönetiminin “halktan kopuk”, “pasif” ve “etkisiz” olduğu yönündeki düşünceler giderek yayılıyor.
Filistin Davasını Kim Temsil Ediyor?
Bugün gelinen noktada asıl tartışma yalnızca Mahmud Abbas’ın siyasi performansı değil; Filistin davasının hangi çizgi üzerinden temsil edileceği meselesidir.
İsrail’le müzakereyi sürdüren ama somut kazanım elde edemeyen bir yönetim mi?
Yoksa ağır bedeller ödemesine rağmen direnişi sürdüren hareketler mi?
Bu sorunun cevabı Filistin toplumunda giderek daha sert biçimde tartışılıyor.
Mahmud Abbas hâlâ uluslararası platformlarda Filistin’in resmi lideri olarak kabul ediliyor olabilir. Ancak Gazze’de akan kan, yıkılan şehirler ve halkın yaşadığı büyük travma, Ramallah yönetiminin meşruiyetini yeniden sorgulatıyor.
Çünkü bugün birçok Filistinli için liderlik; yalnızca kürsülerde konuşmak değil, halkın acısını paylaşabilmek anlamına geliyor.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE