islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,8551
EURO
55,7047
ALTIN
6.693,66
BIST
12.951,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ’NDE YÜKSELEN SALAVAT

MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ’NDE YÜKSELEN SALAVAT

MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ’NDE YÜKSELEN SALAVAT: BU DEĞİŞİM NASIL OKUNMALI?

Yakın tarihi unutanlar bugünü doğru değerlendiremez

Milli Savunma Üniversitesi mezuniyet töreninde bir asteğmenin salavat getirerek mezuniyet duası okuması, Türkiye’nin yakın tarihini bilenler açısından sıradan bir gelişme değildir. Bu görüntü, uzun yıllar devlet ile millet arasında oluşturulan mesafenin hangi noktaya geldiğini gösteren sembolik bir tablo olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonraki süreçte dindar kesimler çeşitli baskı ve yasaklarla karşı karşıya kaldı. Ezanın Türkçe okutulması, Kur’an-ı Kerim üzerindeki yasaklar, dinî hayatın kamusal alandan uzaklaştırılmaya çalışılması ve inkılaplara itiraz edenlerin ağır bedeller ödemesi bu sürecin en çok hatırlanan örnekleri arasında yer aldı. Bu yazının amacı bu olayların kronolojisini çıkarmak değildir. Asıl önemli olan, bugün gelinen noktanın hangi zorlukların ardından oluştuğunu doğru okuyabilmektir.

28 Şubat’ın izleri hâlâ hafızalarda

Bu gerçek yalnızca uzak tarihte yaşanmadı. Yakın geçmişte de milyonlarca insan 28 Şubat sürecinde büyük mağduriyetler yaşadı. Başörtüsü yasakları, imam hatip okullarına yönelik uygulamalar, inançlarından dolayı fişlenen insanlar, haksız yargılamalar, hapis cezaları ve faili meçhul cinayetler toplumun hafızasında hâlâ canlılığını koruyor.

O günlerde dindar kimliğini açıkça yaşayan insanlar eğitimden çalışma hayatına kadar birçok alanda ağır bedeller ödedi. İnancını yaşamak isteyen vatandaşlar çoğu zaman devletin çeşitli kurumlarında dışlandı ve baskıya maruz bırakıldı.

Bir zamanlar yasaklanan değerler bugün kışlalarda yaşanıyor

Bugün ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir zamanlar İslami değerlere mesafeli olduğu düşünülen orduda, mezuniyet töreninde dua eden subaylar görülüyor. Kışlalarda cemaatle namaz kılınabilmesi ve dinî hayatın daha görünür hâle gelmesi, geçmiş dönemlerle kıyaslandığında önemli bir değişimi ortaya koyuyor.

Elbette bu gelişmeler herkes tarafından aynı şekilde yorumlanmayabilir. Ancak yakın tarihi bilenler açısından bu görüntülerin sembolik anlamı büyüktür. Çünkü bu noktaya kolay gelinmediği unutulmamalıdır.

Bugünkü atmosfer verilen siyasi mücadelenin de sonucudur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve birlikte yol yürüdüğü kadroların uzun yıllardır yürüttüğü siyasi mücadelenin bu değişimde önemli payı olduğunu düşünen geniş bir kesim bulunmaktadır.

Geçmişte “Neden Erdoğan’ı savunuyorsunuz?” diye soranların, Türkiye’nin yakın tarihini dikkatle incelemeleri gerektiği kanaatindeyiz. Çünkü bugün doğal karşılanan birçok özgürlük, geçmişte büyük mücadeleler sonucunda elde edilmiştir. Tarihini bilmeyen toplumlar, sahip oldukları kazanımların değerini de yeterince anlayamaz.

Hiçbir kazanımın sonsuza kadar garanti altında olduğu düşünülmemelidir. Tarih, hak ve özgürlüklerin korunmasının sürekli bir bilinç ve kararlılık gerektirdiğini göstermektedir.

Vefa, Müslümanın en temel vasıflarındandır

İslam ahlakında vefa önemli bir erdemdir. Yapılan iyilikleri, verilen mücadeleleri ve ödenen bedelleri unutmamak Müslümanın temel özelliklerinden biridir. Aynı şekilde nankörlük de İslam’ın hoş görmediği davranışlar arasında yer alır.

Türkiye’nin bugün ulaştığı noktanın sadece iç politikaya değil, İslam dünyasına ve mazlum coğrafyalara yansımalarının da ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olduğu açıktır. Bu başlık ise başlı başına ayrı bir yazının konusudur.

Bugün kışlalarda yükselen salavat ve edilen dualar, yalnızca bir mezuniyet töreninin ayrıntısı değildir. Bu görüntüler, geçmişte yaşanan acıları bilenler için uzun ve zorlu bir mücadelenin sembollerinden biri olarak görülmektedir.

Rabbimizden niyazımız; milletimize bir daha inancı sebebiyle baskıların yaşandığı, insanların değerlerinden dolayı ötekileştirildiği karanlık dönemleri göstermemesidir.

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.