islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
31,0391
EURO
33,6226
ALTIN
2.032,18
BIST
9.374,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Çok Bulutlu
14°C

Muhasebe

Muhasebe
14 Eylül 2022 09:35
A+
A-

“Bir de öyle bir fitneden korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez. Bilin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” (Enfal Suresi/25)

Modern zamanların insanı haz, hız ve meşgalesini omuzlarında bütün benliğini ezen bir yük olarak taşırken, mecburi istikametin gösterdiği yöne girdi. Meşgalesi vaktinden çok olanlar, daha çok kazanıp daha çok israf etmek, daha iyisini elde etmek ve dünyaya kazık çakmak gibi hesaplar, bir süreliğine, isteyerek ya da istemeyerek ertelendi. Bir anda her şey anlamını yitirdi.

Adaletsiz kapitalist üretim ve ahlaktan bağımsız tüketim çarkının hiç durmaksızın dönmesini gerektiren sebeplerden dolayı, evini, yurdunu, çocuğunu ailesini terk edenlerin dünyasında yaşıyorduk. Allah için sabah namazına kalkamayan insanlar, sabah namazından önce devasa kentlerin bulvarlarında, daha müreffeh dünyevi bir hayatın özlemi içinde koşturmaktaydı. Evin bütün fertlerinin bütüncül mücadelesi, dünyevileşmiş ruh haliyle oturduğu evi değiştirmek, daha lüks bir arabaya binmek, gelir seviyesini yükseltmek, çocuklarının geleceğini temin etmek, sezonda tatile çıkmak için olağanüstü bir gayret sergilemekten ibaretti. Fakat birden bire bütün hesaplar başka türlü bir işe döndü.

Yeryüzü insanlığı bir zamanlar günün bir vaktinde uğradıkları ve aslında insanlığın ana rahmi olan evlerine geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Hiç alışık olmadıkları bir hayatla birden bire yüzleştiler. Anne-babasını görmeyen çocuklar, işinden gücünden, kamusal hayatından birbirine vakit ayıramayan eşler, aynı evde yaşamaya mecbur kaldılar. Alıştıkları bir hayatı terk ederken, başka bir hayata alışmak zorunlu olarak dayandı kapılarına. Hiçbir şey eskisi gibi değildi. Oysa böyle bir hayatı hiç düşünmemişler, hiç istememişlerdi.

Yeni hayat tarzı, onlarca yılın birikimi olan davranış kalıplarının değişmesini, bütün bildiklerinin unutulmasını gerekli kılıyordu. Hesap edilmemiş yeni durumun sınırları, bütün hesapların üstünde hesap yapan Allah tarafından çizilmişti. Artık her şeye süresi belirsiz bir vakitte kadar ara vermek zamanı geldi. İnsan istediğini yapmaktan, istediği yere gidip gelmekten, istediği gibi kazanıp harcamaktan, har vurup harman savurmaktan uzaklaştırıldı. Üzerinde milyarlarca insanın her vakit koşuşturup durduğu dünyanın istirahati sahibi tarafından taktir edildi.

Vaktinin ne kadar süreceği belli olmayan yeni düzen, dünyayı ve insanlığı sadece maddi olarak şekillendirmedi. Manevi olarak da yeni bir şekle soktu. Artık eskisi gibi büyüklerinize doya doya sarılamayacaksınız. Akranlarınızla, arkadaşlarınızla, kadim dostlarınızla musafaha yapıp kucaklaşamayacaksınız. Darıldığınız bir dostunuz yakınınız, arkadaşınız varsa, helalleşmek için oturup çay içemeyecek, bir metreden fazla yaklaşamayacaksınız.

Torunlar dedelerine, dedeleri torunlarına, kardeşler abilerine ablalarına, akrabalarına ziyarete gidemeyecek, komşunuzla akşam çayı içemeyeceksiniz. Yarım kalmış hesaplarınız, hesabı verilmemiş gönül borçlarını eskisi gibi rahatça ödeyemeyeceksiniz. Evinizde otururken, ihmal ettiğiniz, keşke gitseydim dediğiniz birçok unuttuklarınızı hatırlayacak, vaktiniz varken gitmemelerinize pişman olacaksınız. Yıllarca komşuluk yaptığınız ama bir gün kapısını çalmadığınız komşularınızla balkondan balkona el sallayıp selamlaşacaksınız. Ve ne oldu da ben bu komşuma bir kere ziyarete gitmedim diyerek iç geçirip hayıflanacaksınız.

Musalla taşlarında kimsesiz cenazelerin yalnız gömüldüğünü görecek, ölümün dehşetini belki de ilk kez iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Yaşanan küresel krizin ileriki vakitte ortaya çıkacak siyasi ve ekonomik boyutundan çok daha fazla hissedilecek olan sosyolojik boyutunun yakıcılığı benliğimizi kuşatırken, belki de o vakte kadar hiç etmediğiniz samimiyette Alemlerin Rabbine niyaz edecek, yalvaracaksınız. Kim bilir, belki de bu musibet derinden ve içten bir muhasebe yapmaya, hayatı baştan sona yeniden düşünüp sorgulamaya, esas Kadir-i Mutlak’a teslim olmaya vesile olacaktır.

“Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevla’mızsın, kafirlere karşı bize yardım et.” (Bakara Suresi/286)

Yakup DÖĞER

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.