Makale

MÜSLÜMANLARIN İSTİKAMET KRİZİ VE SAVRULMA NEDENLERİ

MÜSLÜMANLARIN İSTİKAMET KRİZİ VE SAVRULMA NEDENLERİ

Geçmişten Günümüze Bir Kimlik, Bilinç ve Hakikat Muhasebesi

İslam tarihi yalnızca zaferlerin, medeniyetlerin ve büyük fetihlerin tarihi değildir. Aynı zamanda yönünü kaybeden toplumların, hakikatten uzaklaşan nesillerin, dünya karşısında çözülmeye başlayan bilinçlerin ve istikamet krizlerinin de tarihidir. Çünkü Kur’an’ın ortaya koyduğu hakikat şudur: Bir toplum Allah’ın gösterdiği ölçülerden uzaklaştığında sadece siyasi gücünü değil; ahlakını, düşüncesini, kişiliğini, şahsiyetini ve hakikat duygusunu da kaybeder. İşte bugün İslam dünyasının yaşadığı en büyük problem tam da budur: İstikamet kaybı. Müslümanların birçok alanda savrulması; düşüncede, siyasette, ahlakta, eğitimde, ailede, mücadelede ve kimlikte parçalanması yalnızca modern çağın ürettiği bir sonuç değildir. Bu kriz, vahiy merkezli bakışın zayıflamasıyla başlayan uzun bir tarihsel kırılmanın sonucudur.

Kur’an’da Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud, 11/112)

İstikamet, sadece bireysel ahlak değil; düşüncenin, hayatın, siyasetin, ekonominin, mücadelenin ve toplumsal yapının Allah’ın muradına göre şekillenmesidir. Bugün ise Müslümanların önemli bir kısmı İslam’ı hayatı inşa eden bir sistem değil; vicdana sıkıştırılmış bireysel bir inanç alanı olarak görmektedir. Bu da istikametin kaybolmasına neden olmaktadır.

1. İstikamet Nedir ve Neden Kaybedildi?

İstikamet; vahiy merkezli bir bilinçle hakikatten sapmadan yürümektir. Bu yürüyüş bazen yalnız kalmayı, bazen bedel ödemeyi, bazen dünyaya karşı direnmeyi gerektirir. Hz. Muhammed’in Mekke’de verdiği mücadele tam anlamıyla bir istikamet örneğidir. İşkence gördü, boykot edildi, taşlandı; fakat hakikatten taviz vermedi. Çünkü onun ölçüsü toplum değil vahiydi.

Bugün ise Müslümanların büyük kısmı vahyi merkeze değil; toplumu, çıkarı, siyaseti, gücü ve konforu merkeze almaktadır. Böyle olunca hakikat eğilip bükülmekte, din şartlara göre yorumlanmakta ve insanlar Allah’ın dinini değil; kendi psikolojilerini, korkularını ve çıkarlarını yaşamaktadır.

Seyyid Kutub bu konuda çok çarpıcı bir tespitte bulunur:

“İnsanlar Allah’ın dinini terk ettiklerinde mutlaka başka ilahlara kulluk ederler. Bu ilah bazen devlet, bazen para, bazen nefis, bazen de toplum olur.”

Gerçekten de bugün modern çağın en büyük putu “seküler hayat anlayışı” olmuştur. İnsanlar Allah’a inandığını söylese de hayatlarını kapitalizmin, tüketim kültürünün ve dünyevî arzuların belirlediği sistemlere göre yaşamaktadır.

2. İlk Savrulma: Saltanatın Başlaması ve Ruh Kaybı

Hz. Peygamber’in vefatından sonra sahabe nesli uzun süre vahiy merkezli bir bilinçle hareket etti. Hz. Ebubekir’in adaleti, Hz. Ömer’in hesap korkusu, Hz. Ali’nin hakikat merkezli duruşu ümmetin istikametini koruyan temel örneklerdi. Ancak zamanla İslam ümmeti içinde dünya sevgisi büyümeye başladı. Özellikle Emevîler döneminde yönetimin saltanata dönüşmesiyle birlikte ümmetin ruhunda büyük bir kırılma meydana geldi.

Artık liyakat yerine güç, adalet yerine siyasal çıkar, ümmet bilinci yerine hanedan çıkarı öne çıkmaya başladı. Kerbela olayı bunun en acı örneklerinden biridir. Hüseyin bin Ali hakikati savunduğu için katledildi. Bu olay yalnızca siyasi bir trajedi değil; ümmetin istikamet kaybının sembolüdür.

Çünkü hakikatin karşısında sessiz kalan toplumlar zamanla zalim sistemlerin normalleşmesine sebep olur. Bugün de birçok Müslüman toplumda benzer bir durum vardır. İnsanlar zulme karşı ses çıkarmamakta, çıkar ilişkileri uğruna adaletsizlikleri görmezden gelmektedir.

3. Modern Çağın En Büyük Savrulması: Sekülerleşme

Son iki yüz yılda İslam dünyasının yaşadığı en büyük krizlerden biri Batı merkezli düşünceye teslim olmasıdır. Sömürgecilik yalnızca toprakları işgal etmedi; zihinleri de işgal etti. Müslüman toplumlar kendi medeniyet tasavvurlarını kaybederek Batı’nın değerlerini ilerleme ölçüsü olarak kabul etmeye başladı.

Bugün birçok Müslüman genç için başarı; Allah’a yakın olmak değil, iyi maaş almak, lüks yaşamak, görünür olmak ve tüketebilmektir. Oysa Kur’an’ın inşa ettiği insan modeli bunun tam tersidir. Kur’an insanı tüketim için değil; kulluk ve adalet için yetiştirir.

Modern eğitim sistemi de Müslümanların savrulmasında önemli rol oynadı. Çünkü mevcut sistemlerde çocuklara Allah merkezli bir hayat anlayışı değil; kariyer merkezli bir hayat öğretilmektedir. İnsanlar meslek sahibi oluyor ama şahsiyet sahibi olamıyor. Diploma artıyor ama hikmet azalıyor. Bilgi çoğalıyor ama bilinç kayboluyor.

Somut bir örnek vermek gerekirse; bugün birçok Müslüman genç sosyal medya fenomenlerini sahabelerden daha iyi tanıyor. Kapitalist markaların isimlerini ezbere biliyor ama Kur’an’ın temel kavramlarına yabancı kalıyor. Bu durum yalnızca kültürel değil; akîdevî bir savrulmadır.

4. Dinin Ritüelleşmesi ve Hayattan Koparılması

İstikamet krizinin temel nedenlerinden biri de İslam’ın sadece ibadetlere indirgenmesidir. Namaz kılan ama yalan söyleyen, umreye giden ama kul hakkı yiyen, Kur’an okuyan ama adaletsizlik yapan insanların çoğalması bunun göstergesidir.

Kur’an’ın istediği Müslüman modeli parçalı değildir. İbadet, ahlak, siyaset, ekonomi, aile ve toplum birbirinden ayrı düşünülemez. Ancak modern çağda din bireyselleştirildi. Böylece İslam sistem kuran bir din olmaktan çıkarılıp vicdan rahatlatan bir ritüele dönüştürüldü.

Ali Şeriati bu konuda şöyle der: “Mescitlerde hapsedilen bir din, toplumları değiştiremez.”

Gerçekten de bugün birçok Müslüman İslam’ı hayatı dönüştüren bir bilinç olarak değil; özel günlerde hatırlanan kültürel bir aidiyet olarak yaşamaktadır.

5. Cemaatçilik, Grupçuluk ve Hakikatin Parçalanması

Müslümanların savrulma nedenlerinden biri de hakikatin gruplara indirgenmesidir. İnsanlar artık “Kur’an ne diyor?” sorusundan önce “Benim cemaatim ne diyor?” sorusunu sormaktadır. Böylece din Allah’ın dini olmaktan çıkıp aidiyet savaşlarının aracı haline dönüşmektedir.

Bu durum ümmeti parçaladığı gibi düşünceyi de körleştirmektedir. Çünkü grup merkezli bilinç hakikati değil itaati üretir. İnsanlar düşünmek yerine bağlı oldukları yapıların refleksiyle hareket etmektedir.

Bugün sosyal medyada bile Müslümanların birbirini tekfir ettiği, aşağılayıp düşmanlaştırdığı görülmektedir. Oysa Kur’an ümmeti tek bir beden olarak tanımlar. Ancak nefis, kibir ve iktidar arzusu Müslümanların kardeşlik hukukunu parçalamaktadır.

6. Konfor, Tüketim ve Dünya Tutkusu

Çağımız Müslümanlarının en büyük imtihanlarından biri konfordur. Eskiden insanlar baskı altında imanını korumakta zorlanıyordu; bugün ise rahatlık içinde imanını korumakta zorlanıyor. Çünkü modern sistem insanı sürekli tüketmeye, haz peşinde koşmaya ve dünyevîleşmeye çağırıyor.

Lüks yaşam tutkusu, gösteriş kültürü, sosyal medya üzerinden sergilenen hayatlar Müslümanların ruhunu yavaş yavaş boşaltmaktadır. İnsanlar artık fedakârlığı değil konforu, mücadeleyi değil rahatlığı tercih etmektedir.

Gazze bunun en somut örneklerinden biridir. Bir tarafta bombalar altında şehit olan çocuklar, diğer tarafta birkaç dakika sonra eğlence videolarına dönen bir ümmet psikolojisi… Bu durum vicdanın parçalanmasıdır. Çünkü istikamet yalnızca namaz kılmak değil; ümmetin acısıyla bağ kurabilmektir.

7. Sosyal Medya Çağı ve Kimlik Dağılması

Modern çağda sosyal medya Müslümanların düşünce dünyasını derinden etkiledi. İnsanlar artık bilgiyi kitaplardan, âlimlerden ve tefekkürden değil; birkaç saniyelik videolardan öğreniyor. Bu da yüzeysel, tepkisel ve derinliksiz bir dini anlayış üretiyor.

Bugün birçok insan hakikati araştırmak yerine algoritmaların önüne çıkardığı içeriklerle düşünce oluşturuyor. Böylece bilinç parçalanıyor, dikkat dağılıyor ve hakikate yoğunlaşma kayboluyor.

Örneğin bir genç sabah Kur’an ayeti paylaşırken birkaç dakika sonra ahlaksız içeriklere maruz kalabiliyor. Dijital çağ insanın zihnini sürekli bölüyor. Bu da istikametin korunmasını zorlaştırıyor.

8. Çözüm: Yeniden Kur’an Merkezli Bir Diriliş

Müslümanların yeniden istikamet kazanabilmesi için öncelikle vahiy merkezli bir bilinç inşa etmesi gerekir. Çünkü çözüm ne Batı ideolojilerindedir ne de sadece sloganlarda. Çözüm Kur’an’ın yeniden hayatın merkezine taşınmasındadır.

Kur’an okunmalı ama sadece ses olarak değil; bilinç olarak okunmalıdır. Peygamber’in Mekke’de inşa ettiği dava ruhu yeniden anlaşılmalıdır. Sahabenin fedakârlığı, adalet anlayışı ve teslimiyeti çağımıza taşınmalıdır.

Aileler çocuklarını yalnızca sınavlara değil; hakikate hazırlamalıdır. Camiler yalnızca ibadet mekânı değil; bilinç merkezleri olmalıdır. Müslümanlar tüketim yarışından çıkıp yeniden ümmet bilinciyle hareket etmelidir.

İstikamet; rüzgâra göre yön değiştirmemektir. Hakikatin yanında kalabilmektir. Kalabalıkların alkışına değil Allah’ın rızasına göre yaşayabilmektir.

Bugün ümmetin en büyük ihtiyacı yeni teknolojilerden önce yeni bir ruhtur. Çünkü ruhunu kaybeden toplumlar güç kazansa bile yönünü bulamaz. Kur’an’ın inşa ettiği insan ise şartlar değişse de hakikatten vazgeçmez.

Müslümanların yaşadığı istikamet krizi yalnızca siyasi veya ekonomik bir problem değildir; aynı zamanda bir iman, bilinç ve şahsiyet krizidir. Vahiyden uzaklaşma, dünyevîleşme, sekülerleşme, grupçuluk, konfor tutkusu ve modern kültürün etkisi ümmeti ciddi bir savrulmaya sürüklemiştir.

Ancak tarih göstermektedir ki ümmet ne zaman Kur’an’a samimiyetle yönelmişse yeniden ayağa kalkmıştır. Mekke’de işkence gören küçük bir topluluğun kısa sürede dünyaya adalet taşıyan bir ümmete dönüşmesi bunun en büyük delilidir.

Bugün de yeniden diriliş mümkündür. Fakat bunun için önce hakikatle yüzleşmek gerekir. Çünkü savrulmayı kabul etmeyen toplumlar istikameti de bulamazlar. Kur’an’ın çağrısı bugün hâlâ yankılanmaktadır:

“Şüphesiz benim Rabbim Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlara korku yoktur.” (Ahkaf, 46/13)

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Çok önemli bir hususun tesbitini çok iyi yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Saidi-Nursi merhum siyaset konusunda "Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni ve's-siyâseti" (Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım) diyerek, particilik, yalan, iftira, çıkar çatışması ve dini siyasete alet etme gibi insanı hak ve doğruluktan ayıran çirkinliklerden kaçınmayı şakirdlerine (talebelerine) vaz'etmiş ve onalrı bu işten sakındırmak istemiştir. Lakin, bu zatın peşinden giden büyük bir güruh sanki "siyasetle bilakis hemhalolu, ilgilenin" tvasiyesi yapmış gibi, boğazlarına kadar siyasetle ilgilendikleri bilinyor. Ve hatta "Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni ve's-siyâseti" sözünü ele alıp sulandıran ve çivisini .çıkartıp pek çok firaksiyon nur tayfasının başına çöreklenmişelrdir. Hemen belirtelim ki, İslâm ve İslâm Dinine ülkemizdeki politkacı ve ve bu poltikacıalrın yer aldığı partilerle hizmet etmek veya böyle bir şeyi zannetmek çok büyük bir ayamzlıktır diyorum.Çünkü, ülkemzideki particilik mülevves bir meslektir ve bulaşanının da manevi dünyasını mahveden bir meşguliyettir diyorum. Nitekim, mslümanalrdan oy alan pek çok parti İslâm'a, din ve imana hiç yakışmayan pek çok işlere, icraatlara ve msülümanalrı kandırma ve husrana uğratma gibi amllere imza atmıujşlardır. Bu sebeple müslümanlrın "şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım" sözünü hiç tevil edip, yamultmadan zahir manasıyla kabullenip amel etmelerini ehemmiyetle salık veriyoruz.

Recent Posts

  • Genel

Muhammed Abdüsselam el-Yazuri, Şehit Oldu

Şehadetin ve Direnişin Onurlu Adı: Muhammed Abdüsselam el-Yazuri (Ebu’l-Heysem) Kassam Tugayları, Genel Askerî Konsey üyesi…

35 dakika ago
  • Genel

BÜLENT YILDIRIM’DAN TOPLUMSAL BİRLİK ÇAĞRISI

BÜLENT YILDIRIM’DAN TOPLUMSAL BİRLİK ÇAĞRISI “Bu sürecin tamamlanması için halkın desteği açık olmalı” İHH İnsani…

1 saat ago
  • Gündem

TÜRKİYE’DEN SAVUNMA SANAYİİNDE DEV ADIM

TÜRKİYE'DEN SAVUNMA SANAYİİNDE DEV ADIM: BÜTÇEDE REKOR ARTIŞ VE TEKNOLOJİK BAĞIMSIZLIK VURGUSU Türkiye, küresel güvenlik…

2 saat ago
  • Genel

ALLAH BÜYÜKLÜK TASLAYANLARI SEVMEZ

ALLAH BÜYÜKLÜK TASLAYANLARI SEVMEZ Kibir hastalığına yakalananlar kendilerini özel, üstün, seçilmiş ve ayrıcalıklı görürler. Diğer…

3 saat ago
  • Genel

BAE BU SEFER DE SUUDİ ARABİSTAN’I MI BÖLECEK?

İBRAHİM KARAGÜL: BAE BU SEFER DE SUUDİ ARABİSTAN’I MI BÖLECEK? “Peki sonraki hedefi ne? Mısır…

3 saat ago
  • Genel

ODATV’YE KARDEŞÇE SON CEVAP: “AD HOMİNEM” SIĞINAĞI, MARX’IN ÇIKMAZI VE FITRATIN ZAFERİ (VI)

ODATV’YE KARDEŞÇE SON CEVAP: “AD HOMİNEM” SIĞINAĞI, MARX’IN ÇIKMAZI VE FITRATIN ZAFERİ (VI) Odatv yazarı…

3 saat ago