islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

NAMAZI YAŞAMAYA VE YAŞATMAYA MUHTACIZ

NAMAZI YAŞAMAYA VE YAŞATMAYA MUHTACIZ
06/03/2025 10:00
A+
A-

Namaz emri ile bizleri yücelten, yüce Allah’ımıza hamd ederim. Namazı mutluluğun zirvesi, müminin miracı ve Cennet’in anahtarı olarak niteleyen aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam ederim.

Bu sohbetimizde namazı konu edineceğiz. Verimli ve etkisinin kalıcı olmasını yüce Mevla’mızdan niyaz ediyorum.

Aziz kardeşlerim! İslâm dininin özü Allah’a imandır. O’nun tabii/ doğal ve yasal egemenliğini kabuldür. Namaz, bu imanı ve kabulü fiilen pekiştirmedir. Zerreciklerden galaksilere, tek hücreli canlılardan fillere ve balinalara, çiçeklerden görkemli ağaçlara kadar her bir varlık Allah Zülcelal’i hamd ile tesbih eder. Bu gerçeği İsrâ suresinin 44. ayeti şöylece açıklar:

Yedi gök ve yer ve de içindeki canlılar Allah’ı hamd ile tesbih ederler. Her bir varlık da O’nu hamd ile tesbih eder; O’nu bütün yü celiklerle vasıflar, bütün eksikliklerden beri kılar. Ancak siz, onların bu tesbihlerini derinden derine kavrayamazsınız. Allah halimdir ve bağışlayıcıdır.”

NAMAZ EN GÖRKEMLİ İBADETTİR

İnsan, özgür iradesini kullanarak bu evrensel ibadet korosuna fiilen katılan varlıktır. İnsan, hür iradesiyle Yaradan’ımızın her bir emri ve yaaağına itaat ederek Allah’a ibadet eder ama ibadetler içinde zirvede olan ibadet, ibadetlerin şahı olan namazdır.

Namaz kişiyi âlemlerin Rabbi olan, mutlak güç sahibi Allah Zül celâl’e bağlayan rabıtadır. Namaz, Kur’ân ifadesiyle göklerin ve yerin nûru olan Allah’ın nuru ile aydınlanmaktır. Namaz böyle olduğu içindir ki insanın yapabileceği en faziletli ameldir. İmanı takiben yapılabilecek en görkemli ibadettir.

Aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz, kendisine en güzel amel nedir ya Rasulallah diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur:

“En faziletli amel vaktinde kılınan namazdır. Sonra Anaya-ba baya ihsandır. Daha sonra da Allah yolunda cihat etmektir.”

NAMAZ İLK GÖREVDİR

Sevgili kardeşlerim; mutluluğumuzun zirvesini oluşturması gereken namaz, imandan sonra yapmamız gereken ilk ameldir ve de Rabbimizin katında sorgulanacağımız ilk görevimizdir. Namaz, hayat düzenimiz olan İslâm dininin üzerinde yükseldiği  amellerden biridir. Pek çoğumuz biliriz şu hadisi:

İslâm beş temel üzerinde kurulmuştur. Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna iman, beş vakit namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan ayında oruç tutmak ve ömürde bir defa hac yapmaktır.”

Aziz kardeşlerim; sık sık dile getirmiş idik. İslâm iki anlama gelir. Bunlardan biri bütün peygamberlerin ortak tebliği olan din ve bir de Hz. Muhammed’in Kur’ân’la tebliğ ettiği ilahi düzen.

NAMAZ BÜTÜN PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİDİR

Bu hadisi şerifte sözü edilen İslâm bütün Peygamberlerin ortak tebliği olan İslâm’dır. Daha açık bir ifadeyle namaz bütün Peygamberlerin tebliğlerinde yer alan ibadettir.

Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman aziz kardeşlerim; Hz. İbrahim’den Hz. Musa’ya, Hz. İsmail’den Hz. Şuayb’a, Hz. Zekeriya’dan Hz. İsa’ya ve Hz. Muhammed’e kadar bütün peygam berler namaz ibadetini tebliğ etmişler, namaz ibadetiyle Allah’a kullukyapmışlardır. Kur’ân-ı Kerim’de bunun pek çok örneği var. Biz bir ayet sunmakla yetinelim. Bakara suresinin 83. âyetinde şöyle buyrulur:

Biz İsrailoğullarından söz almıştık. Yalnızca Allah’a ibadet ede ceksiniz, anaya-babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara ihsanda bulunacaksınız diye. Bir de söz aldıklarımıza şöyle emrettik: İnsan lara güzelce konuşun. Namazlarınızı kılın, zekâtlarınızı da verin. Biz onlardan böyle söz alıp emrettik ama ey İsrailoğulları, azınız bir ta rafa siz verdiğiniz bu sözden saptınız.”

Bu âyeti, İsrailoğullarının tüm peygamberleri tarafından namazın tebliğ edilen bir ibadet olduğunu açıklama sadedinde sunduk.

EVET, NAMAZ İMANI İZLEYEN İBADETTİR

Evet, namaz imanı izleyen ibadettir. İmanı takip eden, yapmamız gereken ilk görevimizdir. Kur’ân-ı Kerim’de namaz emrini veren ayetler pek çoktur. Meselâ İbrahim sûresi âyet 31’de şöyle buyrulur:

Ey Peygamber! İman eden kullarıma de ki; hiçbir alışverişin bulunmadığı, dostlukların da yarar sağlayamayacağı o büyük sorgu lama günü gelmeden önce namazlarınızı kılın ve gizli ve açık size verdiğimiz rızıklardan verin

Ankebut suresinin 45. âyetinde de şöyle buyrulmaktadır:

Ey insan! Kur’ân’dan sana indirilen âyatleri oku/izle. Namazı da dosdoğru kıl. Zira namaz insanı tüm çirkinliklerden korur. Vahyin, olgun aklın ve bilimsel verilerin onaylamadıklarından da uzaklaştı rır. Allah’ın sizi anması ise diğerlerine nisbetle en büyük olgudur.”

Sevgili kardeşlerim; sevgili Peygamberimiz efendimiz İslâm’ı tebliğ buyururlarken İslâm dininin iman esaslarını sunar, bu inanç esaslarını kabul edenlere ilk görev olarak namazı öğretirlerdi. Hz. Muâz’ı Yemen’e vali ve yargıç olarak gönderirken ona verdiği talimatı aktararak bu gerçeği belgeleyelim.

-Salât üzerine olsun- O, Muaz’a şöyle buyurur:

Sen Ehl-i Kitap olan bir kavme gidiyorsun. Onlara önce Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına, benim de Allah’ın elçisi olduğuma imanı öğret. Eğer bu iman esaslarını kabul eder, kabullerini dile getirirlerse, Allah’ın onlara her bir gün ve gece beş vakit namaz kılmalarını farz kıldığını bildir. Namazı da kabul ederlerse Allah’ın kendilerine zekât ibadetini emir buyurduğunu açıkla ve onlara Zekât’ın onların zenginlerinden alınarak fakirlerine verileceğini, duyur.”

PEYGAMBERİMİZ NAMAZLA İLGİLİ BİAT ALIRDI

Aziz kardeşlerim; namaz imanı takip eden ilk görev olduğu gibi bir İslâm toplumunu oluşturacak müminlerin de yapmaları gereken temel görevdir. Aziz Peygamberimiz ilk İslâm toplumunu oluştururken tek tek müminlerden namazlarında duyarlı davranacaklarına dair biat alırlardı.

Sahabi Cerîr ibn Abdullah şöyle anlatıyor; Hz. Peygambere biat etmek üzere geldim, bana şöyle buyurdu:

Seninle Allah’a ibadet edeceğine, namaz kılacağına, zekât vereceğine ve müminlere karşı samimi olacağına ve de Allah’a ortak koşanlarla derin ilişkiler içine girmeyecğine dair biatlaşıyorum.

Evet, sevgili kardeşlerim; sözün özü odur ki, İslâm’ın inanç esaslarına iman etmenin fiili belgesi namazdır. Namaz; çok yönlü bir ibadettir. Mesela namaz beden, akıl ve kalp gibi bütün organların katıldığı ibadet tir. Dağlar, hayvanlar ve denizler gibi her bir varlığın ibadet şekillerini içeren, bunun için de ayakta, eğilerek ve yerlere kapanarak secde ile eda edilir. Namaz, kulun Allah’a en yakın olduğu ibadettir. Bunun içindir ki Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurur:

Allah’a Secde et ve yalnızca O’na yaklaş Rabbinin rızasına yaklaş. (Alak 19) Ve bunun içindir ki Peygamberimiz bizleri şöylece uyarır:

Kulun Allah’a en yakın olduğu konum secde konumudur, aman secdede iken çokça dua etmeye çalışınız.”

NAMAZ, İMANA BELGE OLAN İBADETTİR

Namaz, sevgili kardeşlerim; imana belge olan ibadettir. Aziz Pey gamberimiz, gerçek müminle henüz iman kafalarına, kalplerine kökleşmemiş olan insanlar arasında farkın namaz olduğunu ifade buyururlardı:

Müslüman olanlarla gerçekten İslâm’a bağlı olmayanlar arasındaki, temel fark namazdır. Bilerek namazın farziyetini inkâr ile namazı terk eden kâfir olur.”

Aziz kardeşlerim; sahâbiler yani ilk müminler namazsızlığı münafıklık alameti olarak görürlerdi. Sakın hanamaz konusunda duyarsız olmayalım. Namazdır bizi İslâm’a yaklaştıracak ve toplumsal hayatımızı İslâmi çizgide yaşamamıza ortam hazırlayacak ibadet.

TEMSİL VE TASARRUF HAKKI ANCAK NAMAZ KILANA VERİLEBİLİR

Kardeşlerim! Namaz Müslümanların gerçek anlamda kardeşleri ve dostu olmanın, Müslümanlar tarafından temsil ve tasarruf hakkı verilebilir velisi olmanın da temel şartıdır. Bakınız bu geçekler Kur’ân-ı Ke rim’de nasıl açıklanıyor. Tevbe suresinin 11. ayetinde Rabbimiz şöyle bu yuruyor:

Eğer o Allah’a ortak koşanlar, tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekâtlarını verirlerse, işte o zaman dinde sizin kardeşleriniz olabilirler…

Evet, müminler kardeştirler ama kardeş olma konumuna yükselebilecek ve kardeşlik hukukuna riayet edebilecek olanlar da namazlarını kılan ve zekâtlarını verebilen müminlerdir. Yüce Rabbimiz Maide suresinin 55. ayetinde şöyle buyurur:

Sizin dostunuz Allah’tır, O’nun peygamberidir ve de namazlarını dosdoğru kılan, zekâtlarını veren ve Yaradan’ın emirlerini uygulamaya hazır olan müminlerdir. Evet, onlardır sizin gerçek anlamda dostlarınız olan.”

Aziz kardeşlerim! Hukuken temsil ve tasarruf hakkı verilebilir düzeye yükselmenin şartı da namaz ve de zekâttır. Tevbe suresinin 71. âye tinde Rabbimiz şöyle buyurur:

Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin velileridir; yalnızca onlar birbirlerini temsil edebilir, birbirleri adına hukuken tasarrufta bulunabilirler. Onlar İslâm dininin, olgun aklın ve bilimsel verilerin gereği olan Maruf’u öğütleyip emredenler, İslâm’ın, ortak aklın ve ilmî gerçekler kaçındırdığı Münker’den sakındırırlar. Onlar namaz larını dosdoğru kılarlar ve zekâtlarını da verirler…

Sevgili kardeşlerim; yaşadığımız hayatın içinde her zaman muhtar seçimlerinden sanayi ve ticaret odaları kadrolarının seçimine ve de millet vekillerinin seçimine kadar seçimler yapılmaktadır. Anılanlar yanısıra seçim yapılan her alanda bizi temsil ve adımıza hukuken tasarruf  edebilir olanları oylarımızla belirlerken seçeceğimiz insanları inceleyeceğiz.

Onların İslâm Dini’ne iman edip etmediklerine; namaz kılıp kılmadıklarına ve zekât verip vermediklerine bakacağız. Namaz kılmayan, şartlarını taşıdığı halde zekât vermeyen müminler bizi temsil ve adımıza hukuken tasarrufta bulunabilir konuma asla getirilemez. Sevgili kardeşlerim; biz zaman zaman müminleri uyarma sadedinde bu gerçekleri açıkladığımız zaman mümin kardeşlerimizin bir bölümü bizi günlük siyasete alet olmakla suçluyor. Biz günlük politikaya ihtiyaç duymayacak kadar İslâmi bir bilgi ve bilinç içindeyiz. Ama hakikatleri öğretmek gibi bir vazifemiz de vardır. Hem nefsimize hem de sizlere hatırlatmalar yapıyoruz.

Elbette ki biz Rabbimizin buyurduğu hakikatleri dile getireceğiz. Allah’a ve O’nun yasalarına iman eden beni ve sizleri, İslâmi değerlere iman etmeyen, bu değerlere fiilen bağlı olduğunu kanıtlayamayan insanlar bizi nasıl temsil edebilir ve adımıza hukuken nasıl işlemler yapabilir? Bu mümkün müdür?

Devam edecek..

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE- 

ETİKETLER: Manşet
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.