islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4354
EURO
56,2404
ALTIN
6.898,85
BIST
14.012,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
27°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C

NATO’ya Mecbur Olmak!

NATO’ya Mecbur Olmak!
A+
A-

Türk Toplumu: “NATO’ya Mecbur Olsak da Geleceğimizi NATO’ya Emanet Etmek Zorunda Değiliz.”

NATO toplantısı vesilesi ile Türkiye’nin Erdoğan liderliğindeki vizyonunun ne kadar da dengeli ve işe yarar olduğunu bir kere daha görmüş olduk elhamdülillah.

“Müttefikler Ankara’da” başlıklı resmî NATO Zirvesi programı kapsamında 7-8 Temmuz’da T.C. İletişim Başkanlığı, SETA ve Münih Güvenlik Konferansı (MSC) iş birliğiyle gerçekleştirilen oturumlarda ve müzakerelerde de bu konuyla ilgili değerlendirmeleri, alanında uzman isimlerden dinleme fırsatı bulduk.

Türkiye artık sadece “güvenilir müttefik” değil; kendi güvenliğini üretebilen, kritik teknolojiler geliştirebilen, hibrit tehditlerle mücadele edebilen ve stratejik özerkliğini NATO kapasitesine dönüştürebilen istisnai bir aktör konumuna yükselmiş vaziyette.

Ehli olanların görüşlerinin özeti net: Türkiye, NATO’nun en stratejik ve güçlü üyelerinden biri.

İlgili olduğum ve detaylandırmak istediğim konu ise NATO’ya toplumumuzun bakışı!

NATO’nun en stratejik ve güçlü üyelerinden biri olan Türkiye’de toplum, NATO’ya en mesafeli bakan halklardan biri. 

Milli İstihbarat Akademisi’nin hazırladığı “Ankara Zirvesi NATO 3.0 Tartışmaları ve Türkiye” başlıklı rapor önemli bir tespitle başlıyor: Güvenliğin askerî, ekonomi  k ve toplumsal boyutları, farklı başlıklar olmaktan çıkarak aynı mimarinin tamamlayıcı unsurlarına dönüşmüştür.”

Bu tespit, artık güvenliğin sadece orduların veya devletlerin işi olmadığını gösteriyor. Toplumun güvenlik politikalarına bakışı, kriz anlarında göstereceği dayanıklılık ve devletine duyduğu güven de millî güvenliğin ayrılmaz parçaları hâline gelmiş durumda.

Hal böyle olunca, kolektif caydırıcılık, artık sadece asker sayısıyla değil; savunma sanayisi, yapay zekâ, kritik altyapılar, siber güvenlik ve toplumsal direnç kapasitesiyle ölçülüyor.

Bu noktada kritik soru şu: NATO’da Türkiye’nin konumu bu kadar değerliyken Türk toplumu NATO hakkında ne düşünüyor acaba?

Pew Research Center’ın 23 Temmuz 2025 tarihli araştırmasına göre, Türkiye’de toplumun sadece % 30’u NATO’ya olumlu bakıyor. 

Türkiye, Yunanistan ile birlikte NATO ittifakına en olumsuz bakan iki ülkeden biri.
Buna karşılık, NATO’ya olumlu bakma oranı Polonya’da % 81, Almanya’da % 73, İsveç’te ise % 72 seviyesinde.

Üye ülkelerde NATO’ya olumlu bakanların ortalaması ise % 66.

Bu arada, Türk toplumunun NATO’ya bu düşük desteği yeni de değil. 

2010’lu yılların başından 2019’a kadar Türkiye’de NATO’ya olumlu bakış % 15 ile 25 arasında.

Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında güvenlik endişelerinin artmasıyla destek 2024’te % 42’ye yükselse de 2025 itibarıyla yeniden % 30 seviyesine geriledi.

Bu tablo bize önemli bir gerçeği ihmal etmemeyi gerektiriyor: Güvenlik sadece devletlerin kurduğu ittifaklarla sağlanamaz; toplumsal meşruiyet ve güven duygusu da en az askerî kapasite kadar önemli.

Başka bir deyişle, (güvenlikçilerin de kabul etmesi gereken bir gerçeklik olarak) toplumun desteklemediği güvenlik politikalarının uzun vadede sürdürülebilir olması zor.

Bu toplumsal gerçeklik, bugünkü jeopolitik durum nedeniyle Türkiye’nin NATO’dan kopmasını gerçekçi bir seçenek hâline getirmiyor ama. 

Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan coğrafyalarda Türkiye, NATO’nun sunduğu caydırıcılık ve iş birliği imkânlarından yararlanmaya devam edecektir.

Ancak yine de “mecburi” bu durum, Türkiye’nin kendine has güvenlik mimarisini geliştirmesine engel de değil; olmamalı.

Merhum Necmettin Erbakan yıllar önce D-8’i sadece ekonomik bir birlik olarak değil, uzun vadede siyasi ve askerî iş birliğine dönüşebilecek bir zemin olarak tasavvur etmişti.
Rahmetli Prof. Dr. Sabahattin Zaim de İslam dünya  sının iktisadi ve kurumsal bütünleşmesinin zamanla güvenlik alanında da ortak kapasite oluşturacağını savunuyordu.

Bugün belki “İslam Ülkeleri Ordusu” bazılarına iddialı (veya hayal) gelebilir.
Ancak İslam ülkelerinin savunma sanayii, teknoloji, istihbarat, eğitim ve ortak güvenlik mekanizmalarında daha fazla iş birliği geliştirmesi, artık romantik bir hayal değil, stratejik bir ihtiyaç.

Sonuç olarak; Türkiye’nin önünde iki görev bulunuyor:

Birincisi, NATO içinde millî menfaatlerini azamî ölçüde koruyarak stratejik ağırlığını sürdürmek.

İkincisi ise, İslam dünyasının kendi güvenlik ve savunma kapasitesini oluşturacak kurumsal yapıları inşa etmede öncü olmak ve bunun toplumsal karşılığını da güçlendirmek.

Kısacası, şimdi NATO’ya mecbur olabiliriz; fakat geleceğimizi NATO’ya emanet etmek zorunda da değiliz.

Prof. Dr. Faruk TAŞÇI / Haber  7

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar
  1. Sancak dedi ki:

    Bu kadar saçma bir cümle kurulamazdı..eğer NATO’ya mecbursan,geleceğini zaten NATO’ya “ emanet” etmişsindir..üyesi olan ülkeler “kendi kafasına” göre hareket edemezler..NATO’nun kuruluş felsefesi ve varlık sebebi de zaten tam olarak budur..

  2. Cenk Cemil dedi ki:

    Akıllara ziyan dünyaya viran bir değerlendirme ! Allah intibahlar nsiv etsin diyorum!

  3. Hakan dedi ki:

    Eline , kalemine sağlık.