islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,6572
EURO
56,1945
ALTIN
6.753,73
BIST
13.892,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

Netanyahu gider, Eisenkot gelir… Peki İsrail’in Filistin politikası değişir mi?

Netanyahu gider, Eisenkot gelir… Peki İsrail’in Filistin politikası değişir mi?
01/09/2026 09:58
A+
A-

Netanyahu gider, Eisenkot gelir… Peki İsrail’in Filistin politikası değişir mi?

Netanyahu’nun seçim öncesi tehditleri sertleşiyor. Ancak asıl mesele Netanyahu’nun kazanıp kaybetmesi değil. Çünkü 1948’den bu yana değişen başbakanlara rağmen İsrail’in Filistin politikası temel çizgileriyle değişmedi.

İsrail’de seçim atmosferi kızışırken Başbakan Binyamin Netanyahu’nun dili de giderek sertleşiyor.

Gazze’nin tamamını işgal etme ihtimalinden söz eden, Filistin devletine karşı çıkan, Batı Şeria’daki yerleşimleri savunan Netanyahu, bölgedeki birçok aktörü de tehdit etmekten geri durmuyor.

İsrail, 27 Ekim 2026’da sandık başına gidecek. Seçim yarışında Netanyahu’nun karşısındaki en dikkat çekici isimlerden biri eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. Son dönemde bazı anketlerde Eisenkot’un partisi Yashar’ın Netanyahu’nun Likud’unun önüne geçtiği görülüyor.

Peki Netanyahu seçimi kaybederse ne olacak?

Asıl sorulması gereken soru işte budur.

Mesele Netanyahu’dan mı ibaret?

Netanyahu’nun gitmesi elbette İsrail siyaseti açısından önemli bir gelişme olabilir.

Hükümet değişebilir.

Koalisyon ortakları değişebilir.

Söylemler değişebilir.

Dünyaya verilen diplomatik mesajların tonu değişebilir.

Fakat bütün bunlar, İsrail’in Filistin politikasının özünün değişeceği anlamına gelir mi?

Bizce hayır.

Çünkü meseleyi yalnızca Netanyahu’nun şahsı üzerinden okumak, çok daha büyük bir fotoğrafı gözden kaçırmak olur.

İsrail’in kuruluşundan bu yana çok sayıda başbakan görev yaptı. David Ben-Gurion’dan Moshe Sharett’e, Golda Meir’den Yitzhak Rabin’e, Menachem Begin’den Yitzhak Shamir’e, Şimon Peres’ten Ariel Şaron’a, Ehud Barak’tan Ehud Olmert’e kadar farklı isimler İsrail hükümetlerinin başında bulundu. Netanyahu ise farklı dönemlerde defalarca başbakanlık yaptı. İsrail hükümetinin resmi kayıtları da bu siyasi değişim zincirini ortaya koyuyor.

İsimler değişti.

Partiler değişti.

Hükümetler değişti.

Ama Filistin meselesi çözülemedi.

İşgal sona ermedi.

Yerleşim politikası sona ermedi.

Kudüs meselesi çözülemedi.

Filistinlilerin kendi devletlerine kavuşması gerçekleşmedi.

Ve bugün Gazze’de yaşananlar, bu tarihsel çatışmanın ne kadar derinleştiğini bir kez daha gösteriyor.

Eisenkot gelirse ne değişecek?

Burada Gadi Eisenkot üzerinden de aynı soruyu sormak gerekiyor.

Eisenkot, Netanyahu’nun karşısındaki güçlü adaylardan biri. Üstelik kendisi eski bir Genelkurmay Başkanı. Dolayısıyla İsrail güvenlik ve askerî yapısının içinden gelen bir isim.

Bu nedenle Netanyahu’nun seçimleri kaybetmesi halinde İsrail’de bazı politikaların değişmesi elbette mümkündür.

Fakat Filistin meselesinde temel yaklaşımın kökten değişeceğini varsaymak için elimizde yeterli sebep var mı?

İşte bundan emin olmak mümkün değil.

Çünkü İsrail’de mesele yalnızca bir başbakanın kişisel tercihlerinden ibaret değil.

Ortada onlarca yıldır şekillenmiş bir devlet anlayışı, güvenlik doktrini, siyasi ideoloji ve bölgesel güç politikası bulunuyor.

Dolayısıyla Netanyahu’nun gitmesiyle Netanyahu döneminin bütün politikalarının da otomatik olarak sona ereceğini düşünmek, gerçekçi bir yaklaşım olmayabilir.

Siyonizm değişmeden politika değişir mi?

Burada tartışmanın merkezine Siyonizm meselesini koymak gerekiyor.

İsrail siyasetindeki bütün partileri ve bütün liderleri aynı görmek elbette doğru değildir. İsrail tarihinde farklı siyasi yaklaşımlar, barış girişimleri ve Filistinlilerle müzakere arayışları da yaşandı.

Ancak temel mesele şudur:

İsrail devletinin Filistin topraklarına ve Filistinlilerin siyasi haklarına ilişkin temel yaklaşımı ne ölçüde değişti?

1948’den bu yana yaşananlara baktığımızda, hükümet değişikliklerinin Filistin meselesini ortadan kaldırmadığını görüyoruz.

Bu yüzden bugün Netanyahu’nun seçimlerde kaybetme ihtimalini konuşurken, “Netanyahu giderse her şey değişir” şeklinde bir beklentiye kapılmak doğru olmayacaktır.

Çünkü bir kişinin değişmesi ile bir siyasi anlayışın değişmesi aynı şey değildir.

Netanyahu gider, sorun kalır mı?

Belki Netanyahu gider.

Belki Eisenkot gelir.

Belki başka bir koalisyon kurulur.

Belki İsrail’in Batı dünyasına yönelik diplomatik dili yumuşar.

Ancak Gazze, Batı Şeria, Kudüs ve Filistin devletinin geleceği konusunda temel anlayış değişmediği sürece, Filistinlilerin yaşadığı sorunların ortadan kalkması beklenmemelidir.

İşte asıl tehlike de burada.

Çünkü Netanyahu’yu yalnızca “sorunun kendisi” olarak görmek, Netanyahu sonrası dönemde ortaya çıkabilecek yapısal devamlılığı görmemize engel olabilir.

Bugün İsrail siyasetinde Netanyahu’ya yönelik eleştiriler yalnızca muhalefetten gelmiyor. İsrail’in eski başbakanlarından Naftali Bennett de ülkesinin uluslararası imajının son derece ağır biçimde zarar gördüğünü dile getiriyor.

Bu durum, İsrail içerisinde de ciddi bir siyasi tartışmanın yaşandığını gösteriyor.

Fakat uluslararası imajın kötüleşmesi başka, Filistin politikasının değişmesi başkadır.

Ortadoğu’nun “çibanbaşı” meselesi

İsrail’i yalnızca Gazze üzerinden değerlendirmek de eksik kalır.

Bugün İsrail’in Suriye, Lübnan ve İran başta olmak üzere bölgedeki gelişmelere yönelik politikaları, meselenin Filistin sınırlarını aştığını gösteriyor.

Netanyahu’nun son dönemdeki açıklamalarında da İsrail’in bölgesel askerî müdahalelerine ilişkin tehditkâr söylemler dikkat çekiyor.

Dolayısıyla İsrail meselesi yalnızca “Netanyahu meselesi” değildir.

Daha büyük bir bölgesel güç mücadelesinin parçasıdır.

Tam da bu nedenle İsrail’in Ortadoğu’daki konumunu anlamak için seçim sonuçlarından daha fazlasına bakmak gerekiyor.

Geçmiş, geleceğin garantisi değildir ama güçlü bir işarettir

Elbette geçmiş, geleceğin kesin garantisi değildir.

Yarın İsrail siyasetinde ciddi bir kırılma yaşanabilir.

Yeni bir siyasi anlayış ortaya çıkabilir.

Filistin meselesinde gerçek bir çözüm arayışı başlayabilir.

Bunları tamamen imkânsız görmek doğru olmaz.

Ancak tarih bize geleceğe ilişkin güçlü ipuçları verir.

1948’den bugüne İsrail’de başbakanlar değişti. Hükümetler değişti. Partiler değişti.

Fakat Filistin meselesi çözülemedi.

Bu nedenle bugün asıl soruyu şöyle sormak gerekiyor:

Netanyahu seçimleri kaybedecek mi?

Evet, bu önemli.

Ama daha önemli soru şu:

Netanyahu giderse, Netanyahu’yu mümkün kılan siyasi anlayış da gidecek mi?

Eğer gitmeyecekse, yalnızca aktör değişmiş olacaktır.

Sonuç: İsimler değişebilir, anlayış değişmedikçe…

Netanyahu’nun seçimleri kazanıp kazanmayacağını sandık belirleyecek.

Eisenkot’un veya başka bir adayın iktidara gelip gelmeyeceğini de yine İsrail seçmeni belirleyecek.

Fakat bizim açımızdan esas mesele bundan daha büyük.

Netanyahu gider, Eisenkot gelir; peki Siyonist anlayışın Filistin’e bakışı değişir mi?

Eğer değişmezse, Filistinlilerin yaşadığı dram da sona ermeyecektir.

Çünkü sorun yalnızca Netanyahu değildir.

Sorun, Netanyahu’dan önce de vardı.

Netanyahu’dan sonra da devam edebilir.

İşte bu nedenle İsrail siyasetindeki değişimleri yalnızca kişiler üzerinden okumak yerine, devlet politikalarının sürekliliğine bakmak gerekir.

İsimler değişebilir. Hükümetler değişebilir. Sandıklar değişebilir. Fakat zihniyet değişmedikçe Ortadoğu’daki denklem değişmez.

Ve İsrail, Filistin meselesindeki mevcut yaklaşımını sürdürdüğü müddetçe, bölgenin istikrarını bozan ve yeni çatışmaları besleyen bir “çibanbaşı” olmaya devam edecektir.

Asıl değişmesi gereken yalnızca Netanyahu değil;

Filistin’e, bölgeye ve insan hayatına bakışın kendisidir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.