
İslâm Dîni’nde haram kılınan zinânın örtülü şekillerinden biri müt’a nikâhıdır.
Müt’a nikâhı; bir kadının cinselliğinden yararlanmak için onu “ücret” karşılığında, belirli bir süre için şâhitler huzûrunda nikâhlamaktır.
Müt’a nikâhı; İslâm öncesi câhiliyet döneminde vardı. İslâm’ın ilk dönemlerinde Allah’ın Resûlü, başta savaş olmak üzere eşlerden uzunca ayrılıklarda duyulan gereksinim sebebiyle müt’a nikâhına izin verdi. Ancak daha sonra, sahâbîlerin ve İslâm bilginlerin çoğunluğuna göre Kıyâmet Günü’ne kadar geçerli olmak üzere onu yasakladı.
Sebre (r.a) anlatıyor.
(Veda Haccı’nda) Allah’ın Resûlü’nü Rükn‐i Hacer‐i Esved’le Kâbe’nin kapısı arasında ayakta şöylece hitab buyururken görüp işittim:
‐ Ey insanlar? (Müt’a nikâhı yolu ile) kadınların cinselliğinden yararlanmanıza izin vermiştim. Ancak Allah Kıyâmet Günü’ne kadar geçerli olmak üzere müt’a nikâhını haram kıldı.
Kimin yanında müt’a nikâh ile aldığı bir kadın varsa ona yol versin. Ne var ki yol vereceğiniz kadınlara müt’a nikâhı karşılığı olarak vermiş olduklarınızdan bir kısmını bile olsun geri almayın.[1]
İslâm bilginlerinin bir kısmına göre müt’a nikâhı bâtıldır; varlığı ile yokluğu birdir. Bu yolla cinsî münâsebet zinâdır. Müt’a nikâhıyla çocuk olsa çocuğun nesebi sabit olmaz.
Bazı İslâm bilginlerine göre ise müt’a nikâhı fâsiddir; geçersizdir. Eşlerin arası derhal ayrılır. Kadının iddet beklemesi vâcibdir. Çocuğun nesebi ana için olduğu gibi, baba için de sabit olur.
Nesebi sabit çocuk mîras da alır. Müt’a nikâhına dayalı ilişki zinâ ise de nikâh gölgesi altında yapıldığından eşlere zinâ haddi (cezası) uygulanamaz. Ancak tazîr cezası verilir.[2]
Bu açıklamalarımızla müt’a nikâhı ile ilgili olarak İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğunun görüşlerini özetlemiş olduk.
Müt’â nikâhı onaylanabilir mi?
Nisâ sûresinin 24. âyetinden hareketle İ. Abbas ve İmran b. Huseyn gibi sahâbîlere ve çok azınlıkta kalan bazı İslâm bilginlerine göre ihtiyaç duyulacak dönemlerde ve zarûret duyacak kişilerce Müt’a nikâhı baş vurulabilir istisnai bir kurumdur. Onlara göre yukarıda anlamı verilen yasaklayıcı hadîs normal toplum şartları için geçerlidir.
Ancak Nisâ sûresinin 24. âyetinde, kendisiyle müt’a nikâhının meşrûiyetine delil getirilen “Ücûr/ücretler” kelimesinin, 25. âyette nikâh emri ardından mehir anlamında kullanılması, açıktan zinâ yanısıra dost/metres edinmenin Kur’ân’la yasaklanması ve yozlaştırılmamış velî ve kadın doğasının onu kabullenemeyişi, müt’a nikâhına onay verilemeyeceğinin işaretlerini vermektedir. Zinâdan korunma erdemi ve bunun için sabır gösterilmesi gereği, ayrıca fertlere ve topluma yüklenen evlendirme görevi de müt’a nikâhından kaçınılmasını gerektirmektedir.
Allah katında müt’a olan nikâh
Yukarıda açıkladığımız müt’a nikâhı bâtıl‐fâsid olsa da açıktan yapılan bir nikâhdır. Kullar katında da Allah katında da o müt’a nikâhıdır.
Bir de zahirî şartları yerine getirildiği için görünürde geçerli bir nikâh olduğu halde Allah katında müt’amsı olan bir nikâh vardır ki o da, kişinin cinselliğinden bir süre yararlanıp, sonra da bırakmak niyetiyle bir kadını nikâhlamasıdır. Bu nikâh kullar katında geçerli ise de
Allah katında elbette geçerli değildir.
Biz bu değerlendirmeyi şu hadîse dayanarak yapıyoruz:
“Kişi vardır, bir kadınla belirli bir mehir[3] üzerinden evlenmek üzere anlaşır, sonra da mehri vereceğine dair yemin ederek onu aldatır da hakkı olmadan onunla yatıp kalkmaya başlar. Oysa ki Allah, kadına mehrini vermek istemediğini bilmektedir. İşte bu adam, Kıyâmet Günü’nde Allah’ın huzûruna zinâcı olarak çıkar.”[4]
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
DİP NOTLAR
[1] et‐Tac 2/335. Müt’a Nikâhı ile alâkalı hadîsler ve geniş bilgi için bak. Müslim Nikâh 3. Ayrıca bak. TDV İslam Ansiklopedisi 32/174‐180
[2] Müt’a nikâhını onaylayan Şia’nın görüşleri için bak. Tabâtabâî el‐Mîzan fi Tefsiril‐Kur’ân Nisâ 24 (4/290 vd.)
[3] Mehir için lügatçeye bakınız.
[4] Müsned 4/332