
TEŞHİRCİLİK..❗ KONYA VAKASI..❗
Bazı hadiseler vardır ki, ilk bakışta can sıkıcı! bir kaos bir kargaşaya sebebiyet verebilecek bir olay! gibi algılansa da!, gerçekte! bir uyanışa, bir silkinişe bir farkındalığa vesile olacak hayırlarla! gizli olabilir! Bugün bizlere karanlık gibi görünen bir olay, belki de öz benliğimizi unuttuğumuz değerlerimizi yeniden hatırlamamıza vesile olacak bir hayra kapı aralayabilir! Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in veciz ifadesiyle, “Sizin şer sandığınız şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir.” (Bakara, 216).
Son günlerde Konya’da yaşanan ve sosyal medyada, kamuoyunda geniş yankı bulan olay da bu büyük resmin küçük ama çok anlamlı bir parçasıdır. İlk bakışta bireysel bir hadise gibi görünse de, ardındaki niyetin sıradan olmadığını; bir kurgunun, bir komplo organizasyonunun parçası olabileceğini de göz ardı etmemek gerekir. Bu ve benzeri olaylarla, toplumun haya duygusu sistematik şekilde törpülenmekte, “normalleştirme” adı altında, bir “alıştırma” stratejisi, bir ahlaki erozyon sürecinin işletildiği! açıktır.
Görünenden çok daha derin, çok daha sinsi bir tehlikeyle karşı karşıyayız! Açıklık! adı altında pompalanan hayasızlık!, özgürlük adı altında pazarlanan teşhircilik! Mahremiyet çiğneniyor, haya itibarsızlaştırılıyor, edep küçümseniyor! Ve bu, tek tek bireylerin değil; kökü dışarıda, planlı, proğramlı, organize toplumsal! bir ifsad hareketi olarak karşımıza çıkıyor! Maalesef gençlerimizin! boyutta teşhircilik! furyası, sadece bireysel tercihlerin değil, planlı bir kültürel zihinlerine, gözlerine, gönüllerine… sinsice kurulan bir tuzaktır bu!
Bugün toplum olarak karşı karşıya kaldığımız açıklık, çıplaklık ve daha ileri saldırının, kökü dışarıda olan bir ifsad projesidir! Bu durum, özellikle genç nesillerin haya duygusunu hedef almakta, mahremiyetin sınırlarını silmekte! ve toplumun ahlaki dokusunu çözmeyi, yok etmeyi hedeflemektedir.
Ancak her karanlık içinde bir ışık barındırır. Bu olay! vesilesiyle, belki de uzun süredir göz ardı edilen, konuşulmaktan kaçınılan! bazı hakikatler yeniden gündeme gelmiştir! İnsanların, özellikle de anne babaların, öğretmenlerin, kanaat önderlerinin ve tüm toplum bireylerinin “Bu gidiş nereye?” sorusunu sormaya başlaması, başlı başına bir hayra kapı aralamıştır! Zira teşhis yarı yarıya tedavi!, farkındalık da, ayağa kalkmanın! ilk adımıdır.
Bugün artık gözümüzü kapatamayacağımız bir hakikatle karşı karşıyayız: Bu bir kıyafet meselesi değil, bu bir özgürlük tartışması değil — bu, insanlığın en kadim değeri olan haya ve edep duygusunun topyekûn yok edilme girişimidir. Sessiz kalırsak, yarın çok geç oalacaktır! Çünkü hedef sadece bedenler değil, ruhlar ve zihinlerdir!
Bu bağlamda, Konya’daki olay da bir kırılma noktası, bir milat olmalıdır! Devlet!, sivil toplum, aile ve eğitim kurumları acilen bu konuda ortak sorumluluk almalı, gençleri koruyacak ve onlara kimlik, ahlak ve şuur kazandıracak adımları atmalıdır. Çünkü “Hayasızlık bir salgın gibidir; bulaşır, yayılır ve sonunda bütün bir toplumu hasta! eder!”
Ama her karanlık, içinde bir uyanış tohumu taşır. Bu olay; evlatlarını korumak isteyen her anne babaya, eğitimcilerimize, yöneticilerimize ve bu toplumun vicdanı olan her bireye şunu sormalıdır?!:
“Biz neyi kaybettik de bu hale geldik?!”
Ve artık gözlerimizi kapatamayacağımız bir gerçekliğimiz! var:
Bu bir moda değil, bu bir bireysel tercih değil, bu sadece bir sosyal medya paylaşımı hiç değil!
Bu, nesillerin haya duygusunu yok etmek için başlatılmış bir kültürel yıkımın, ahlaki işgalin açık ilanıdır!
Bugün neslimize sahip çıkmazsak, yarın sahip olacak bir neslimiz kalmayacak!
Şimdi, topyekûn bir direnişin vaktidir!
Bu mücadele sadece birkaç hassas yüreğin değil;
Gelin ekranlardan eğitim sistemine, aile yapısından sosyal medyaya kadar her alanda harekete geçelim!
Gelin bu olayı sadece konuşmakla kalmayalım; bir milat, bir dönüm noktası yapalım!
Çünkü bu mesele bir kızın kıyafetinden ibaret de değil, bir milletin evlatlarına giydirilmek istenen yeni kimliğin, bir ‘‘DELİ GÖMLEĞİ’’nin ta kendisidir.
Şimdi susma değil, konuşma zamanıdır! Şimdi şikayet değil, çözüm üretme, sorumluluk alma zamanıdır! Neslimizi korumak, geleceğimizi kurtarmaktır çünkü! Bu sebeple;
“Bir milletin iffeti, edebi! geleceğinin teminatıdır!’’,
“Hürriyet bahanesiyle ,iffet!, edep! katledilemez!”,
“Özgürlük!, iffetin katili olamaz!”
diyerek! devlet, millet, aile, okul, sivil toplum.., el ele gönül gönüle, vicdanı diri olan herkesin omuz omuza vereceği bir mücadele başlatılmalıdır, başlatmalıyız!
Rabbim bu gibi hadiseleri bizler için birer ibret, birer arınma, birer uyanma! vesilesi kılsın!
Rabbim bizleri, hem bireysel hem de toplumsal manada, haya duygusunu ayakta tutmak için mücadele edenlerden eylesin! Ves SELAM
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Erol KAVUNCU
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-