Prof. Dr. Mehmet Boynukalın

Şaban Doğan

Ayasofya Camii İmam Hatibi Prof. Dr. Mehmet Boynukalın hocanın attığı twitt üzerine Laik kesim, hop oturup hop kalkıyor. Hatta bazılarının zıplarken başı tavana çarpıyor. Bu tavana çarpmanın sebebi ise, düşüncelerini dar bir çerçevede şekillendirmeleri, kendileri gibi düşünmeyen insanlara hayat hakkı ve düşünme fırsatı tanımama eğilimlerinden kaynaklıyor.

Öyle ya… Onlara göre hala “Din yüzünden geri kaldık” gibi, aslı astarı olmayan absürt bir anlayış hakim…

Onlara göre hala, insanların çoğu bu gibi konular hakkında düşünemez ve fikir beyan edemez… Çünkü onların dışında ki insanlar, göbeğini kaşıyan cahillerdir…

Onlara göre hala, İmam cami görevlisidir ve namaz kıldırma memurudur. İmam Hatipler’in tebliğ ve irşad görevi yoktur. Bu cami İmamı İslam Hukuku Profösörü de olsa farketmiyor.

Onlara göre hala, 1930’lu yıllarda olduğu gibi ezan Türkçe okutulmalı ve hatta Türkler dinlerini değiştirip Hıristiyan olmalıdır.

Onlara göre hala, Osman Nuri Çeman’ın projesi hayata geçirilmeli ve Namazlar günde iki vakit olmalı, Hac ve Umre ziyaretleri kökten yasaklanmalı, Kur’an’ın bazı sureleri değiştirilmeli ve Nutuktan ayetler eklenmelidir.

Onlara göre hala, mezarlıklarda bile Kur’an Türkçe okunmalıdır.

Onlara göre hala, Abdullah Cevdet’in projesi hayata geçirilmesi için ABD ve İngiltereden damızlık erkek getirip Türk ırkı değiştirilmelidir.

Onlara göre hala, 28 Şubat sürecinde yaşananlar mütedeyyin insanlara tekrar yaşatılmalı, başörtülü kızlarımız Üniversitelere girerken başlarını açmalı, açmayanlar polis zoru kullanılarak joplanmalıdır.

“Onlara göre hala” diyerek devam edelim mi? Yok etmeyelim ama İslam hukuku profösörü olan Mehmet Boynukalın hocamız ne demiş ona bakalım:

“1921ve 24 anayasalarında devletin dini İslamdı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün”

İşte bu sözler üzerine başladı Hoca’yı linç kampanyası.O zaman biz desoralım şimdi herkese…

1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam mıydı?

Evet İslamdı. Laiklik anayasaya 1937 yılında girdi.

Pekiyi, Cumhuriyetin fabrika ayarlarında İslam mı vardı?

Bu soruyu cevaplamak için Çanakkale ve kurtuluş savaşı esnasında M. Kemal Atatürk’ün yanında kimler vardı buna bakmak lazım. Güzel Anadolu toprakları işgal edilince, milletin ruhunda ve benliğinde mevcut olan direnme gücünü ateşleyen hocalar, müftüler, din adamları sahadaydı ve canları pahasına devletinin ve milletinin yanında yer aldılar. Gelin bu durumu M. Kemal Paşa’nın sözlerinden dinleyelim:

“Hakikati halka izah ettiler… Doğru yolu gösteren vaaz ve nasihatlerden sonra herkes çalışmaya başladı.”

 Cepheye giderken, “Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum” anlayışıyla vatanını müdafaya koşan müftülerimiz ve hocalarımız, Cumhuriyetimizin fabrika ayarlarında vardır, kimse kusura bakmasın.

Sayın Boynukalın Hoca, kendisine linç kampanyası başlatıldığında da şu twitt’i attı.

 “İslam’a ve Hz. Peygambere düşmanlık eden Fransa vb. devletlerden alınan kanunlar bizim dinimizle ve örfümüzle çelişmektedir. İslam’ı bir bütün olarak anlayıp ona göre yaşamayı istersek Rabbimiz bize her yönüyle İslami bir hayat nasip edecektir bugün veya yarın. Düşünme ve konuşma özgürlüğünü sadece kendileri için isteyenler büyük çoğunluğu Müslüman olan bu millete İslam’ı ve Kur’an-ı anlatmaya engel olamayacak. Dünya ve ahirette iyilik ancak İslam’la mümkündür. Bu ülkeyi işgalden kurtaran manevi güç İslam’dan başkası değildir. İstiklal savaşımız ezan, Kur’an, İslam, vatan ve namus gibi İslami değerler üzerinden yapılmıştır…”

 Bilinçli Müslümanların hiç düşünmeden altına imza atacağı sözlerdir bunlar. Lakin “İnsanın laik olamayacağını, ancak devlet sistemlerinin bütün dinlere tölerans göstermesi olarak laik(!) sistemi benimseyebileceğini” bil(e)meyen aklı evveller, tüm şiddetiyle geliyorlar hocanın üzerine. Çünkü bunlar Kemalizmi kullanarak Laikliği Müslümanlara baskı aracı olarak kullandılar ve buna devam etmek istiyorlar. Yani “Benim istediğim kadar Müslüman olacaksın. Benim istediğim kadar İslam’ı yaşayacaksın hatta benim istediğim kadar nefes alacaksın.” diyorlar. 

Orada bir durun bakalım. Şu hatırlatmayı hemen yapalım.

  1. Mehmet Boynukalın hoca, fikir beyan etmiştir ve bu kanunlar önünde suç da değildir.
  2. Özellikle tarih sahnesinde ve günümüzde İslam düşmanlığı yapan ve haçlı zihniyetiyle hareket eden bir Batı dünyası vardır karşımızda. Batıdan aldığımız ve uygulamaya koyduğumuz kanun ve nizamlar, Osmanlı devlet düzeninden sonra bize, üç beş beden küçük gelmiştir. Gerçek din ve vicdan özgürlüğünü görmek isteyen, Fransa’ya ve Batıya değil, Bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından Medine’de kurulan İslam devletine ve daha sonralarda ise Selçuklu ve Osmanlı dönemine bakabilir. Osmanlı’da bütün dinlere tölerans gösterilmiş, cami ile kilise, cami ile sinogog yanyana inşa edilmiştir.
  3. Şimdi Mehmet Boynukalın hocaya çemkirenlere diyorum ki; “Allah aşkına bu laiklik Allah kanunu mudur ki bu kadar feveran ediyorsunuz?” Franda’da Macron denen adam, İslam’a ve Müslümanlara saldırırken, İslam’ı alaya alan karikatürleri devlet binalarına yansıtırken ve İslam karşıtlığı üzerinden kanunlar çıkartarak Müslümanlara eziyet ederken neden hiç sesiniz çıkmıyor? Hani nerede kaldı din ve vicdan hürriyeti? Ama sizin derdiniz buradan açık veriyor ve anlışılıyor ki, sizin İslam ile ve Müslümanlar ile sorununuz var. Sizin İslam düşmalığı gibi bir amacınız var. “Yok böyle bir derdimiz” diyorsanız, o zaman düşün Müslümanların yakasından.

HADİ ÖZIŞIK

Sayın Hadi Özışık!

Şimdi sana sormak istiyorum. “Sen hangi köydensin?” Biz seni Müslümanların yaşadığı köyden bilirdik ama sen karşı köyden çıktın. Tamam, karşı köyden olman hususunda bizim bir derdimiz ve sorunumuz olamaz ama Sayın Boynukalın Hoca’ya sarfettiğiniz cümleleri de kabul etmemizi bizden bekleme.

 “Sen bu gücü kimden alıyorsun? Arkanda kimler var? Boynun altında kalsın…” gibi cümleleri sen kendine yakıştırıp, Youtube kanalında hararetli bir şekilde söyledin ya…  Artık herşey bitti Hadi Bey! Benim ve benim gibi düşünen birçok insan var. Özür dileseniz bile, kendinizi bu olay ve bu sözler ile güzelce deşifre ettiniz. İnsanlar bu sözleriniz ile gerçek dava adamlarıyla sahtelerini birbirinden pekte güzel ayırıverdi. Ne de güzel söylemiş atalarımız:

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı”

Selam, saygı ve muhebbetlerimle…                                             

NOT: Tüm okuyucularımızın, onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in habercisi Regaib kandilini kutluyor; sağlık, sıhhat ve afiyet içinde Ramazan ayına ulaşmalarını yüce Rabbimden niyaz ediyorum.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here