islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,7851
EURO
56,0629
ALTIN
6.892,25
BIST
13.509,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
25°C
Pazar Çok Bulutlu
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
20°C

SABRA VE ŞATİLLA’DAN GAZZE’YE: KATLİAMIN DEĞİŞMEYEN YÜZÜ

SABRA VE ŞATİLLA’DAN GAZZE’YE: KATLİAMIN DEĞİŞMEYEN YÜZÜ
A+
A-

SABRA VE ŞATİLLA’DAN GAZZE’YE: KATLİAMIN DEĞİŞMEYEN YÜZÜ

16 Eylül 1982… Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, Filistinli mültecilerin sığındığı Sabra ve Şatilla kampları kana bulandı. Üç gün boyunca süren katliamda, kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetilmeden 3 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusunun gözetimindeki Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilen bu katliam, insanlık tarihinin kara sayfalarından birine yazıldı.

Bugün üzerinden 44 yıl geçmeye yaklaşırken soruyoruz: Bu katliamın hesabı neden hâlâ sorulmadı?

KATLİAMIN FAİLLERİ BELLİYDİ, ADALET YOKTU

Sabra ve Şatilla, sıradan bir savaş hadisesi değildi. Evlerinden edilmiş, Lübnan’a sığınmış savunmasız insanların topluca katledilmesiydi. İsrail ordusunun bölgedeki varlığı ve Falanjist milislerle ilişkisi, katliamın arka planında önemli bir yer tutuyordu.

İsrail’in kurduğu soruşturma komisyonu, dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron’u katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler ise 16 Aralık 1982’de yaşananları kınayarak soykırım olarak nitelendirdi.

Peki sonra ne oldu?

Adalet mekanizması işletilmedi. Şaron, hakkında hesap sorulamadan 2014 yılında hayatını kaybetti. 2001’de Belçika’da açılan dava ise ABD ve İsrail’in baskıları sonrasında yasal değişikliklerle yetkisizlik gerekçesiyle düştü.

İşte burada uluslararası sistemin gerçek yüzü ortaya çıkıyor: Güçlü olanın yanında duran, mazlumun adalet arayışını ise yıllarca bekleten bir düzen…

GAZZE’DE TARİH TEKRAR MI EDİYOR?

Bugün Gazze’ye baktığımızda, Sabra ve Şatilla’nın acısı yeniden yüreğimizi yakıyor.

Gazze’de çocukların, kadınların, yaşlıların, hastaların ve yerinden edilmiş insanların yaşadığı dram; dünyanın gözleri önünde devam eden büyük bir insanlık sınavına dönüşmüş durumda. Evler yıkılıyor, hastaneler zarar görüyor, insanlar temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorlanıyor. Filistin halkı, yıllardır süren işgalin ve saldırıların ağır bedelini ödemeye devam ediyor.

1982’de mülteci kamplarında yaşananlar ile bugün Gazze’de yaşananlar arasında tarihsel bir bağ kurmak mümkündür: Filistinlinin hayatının değersizleştirilmesi, uluslararası toplumun etkisizliği ve güçlü aktörlerin hesap vermekten kaçabilmesi.

Elbette her olayın kendi şartları, sorumluları ve hukuki değerlendirmesi vardır. Ancak mazlumların yaşadığı acılar karşısında sergilenen çifte standart değişmediği sürece, tarih tekerrür etmeye devam edecektir.

BU DÜNYAYA FİLİSTİNLİLER Mİ ÇOK?

İşte insanlığın cevaplaması gereken en ağır soru budur:

Bu dünyaya Filistinliler mi çok?

Çocukların yaşamasını istemeyen, ailelerin evlerine dönmesini engelleyen, bir halkın özgürlük ve güvenlik talebini yıllardır yok sayan bu düzen; insanlığın hangi değerleri üzerine kurulmuştur?

Bu İslam ve Müslüman düşmanlığı değilse nedir?

Bu soruyu sorarken bütün bir dini veya halkı suçlamak değil, Filistin halkına karşı uygulanan ayrımcı politikaları ve çifte standartları sorgulamak gerekir. Çünkü adalet, kimliğe göre değişmez. Bir çocuğun gözyaşı, hangi dine mensup olduğuna göre farklı değerlendirilemez.

Kur’an-ı Kerim’in şu uyarısı, bugün insanlığın vicdanına yöneltilmiş bir çağrıdır:

“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya daha yakındır.”

(Mâide, 5/8)

ADALET YOKSA BARIŞ DA YOKTUR

Sabra ve Şatilla’nın hesabı sorulmadan Gazze’de yaşanan acıların sona ermesi mümkün müdür?

Sadece ateşkes ilan etmek, sadece yardım göndermek veya sadece kınama mesajları yayımlamak yeterli değildir. Gerçek barış; işgalin, ayrımcılığın ve cezasızlığın sona ermesiyle mümkündür.

Filistin halkı, dünyanın vicdanına emanet edilmiş bir halk değildir. Onların da yaşama, özgürlük, güvenlik ve kendi kaderini tayin etme hakkı vardır.

Sabra ve Şatilla’yı unutmamak, Gazze’yi unutturmamak demektir. Çünkü unutulan her katliam, yeni katliamlara cesaret verir.

Bugün insanlık, tarih önünde bir kez daha sınanmaktadır. Ya adaletin yanında duracak ya da gücün hukuk yerine geçtiği bu düzene ortak olacaktır.

Mirat Haber olarak soruyoruz: Filistinlilerin hayatı neden dünyanın geri kalanından daha değersiz görülüyor?

Bu dünyaya Filistinliler mi çok?

Bu İslam ve Müslüman düşmanlığı değilse nedir?

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.