islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,1332
EURO
56,1921
ALTIN
7.145,37
BIST
14.610,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
28°C

Sahte Hukuk Bürosu Tuzağı: Alın Terine Uzanan Yeni Dolandırıcılık Yöntemi

Sahte Hukuk Bürosu Tuzağı: Alın Terine Uzanan Yeni Dolandırıcılık Yöntemi
A+
A-

Sahte Hukuk Bürosu Tuzağı: Alın Terine Uzanan Yeni Dolandırıcılık Yöntemi

Türkiye’de dolandırıcılık yöntemleri her geçen gün yeni bir kılığa bürünüyor. Bir dönem kendisini polis, savcı veya asker olarak tanıtan dolandırıcılar, vatandaşları “FETÖ soruşturmasına adınız karıştı” gibi senaryolarla korkutarak paralarını alıyordu. Şimdi ise aynı yöntem, bu kez “hukuk bürosu, icra dosyası, uzlaştırma ve ceza” kavramları üzerinden uygulanıyor.

Amaç değişmiyor: Vatandaşı korkutmak, düşünmesine fırsat vermemek ve para göndermesini sağlamak.

“İcra dosyanız var, bugün son gün!”

Son dönemde vatandaşların telefonlarına “icra dosyanız bulunmaktadır”, “hakkınızda işlem başlatılacaktır” veya “dosyanızın son ödeme günüdür” şeklinde mesajlar gönderiliyor.

Mesajda bazen gerçek bir hukuk bürosunun adı kullanılıyor. Vatandaş da doğal olarak bunun gerçek bir hukuki işlem olduğunu düşünerek verilen numarayı arıyor.

Telefonun diğer ucundaki kişi ise kendisini hukuk bürosu çalışanı olarak tanıtıyor.

Ardından korkutucu senaryo başlıyor.

Vatandaşa hakkında bir dosya bulunduğu, ödeme yapılmazsa yüksek miktarda ceza veya icra işlemi uygulanacağı söyleniyor. Sonra da “Bugün ödeme yaparsanız dosyayı indirimli kapatabiliriz” deniliyor.

Dolandırıcılığın en tehlikeli noktası da burada ortaya çıkıyor: Korku ile pazarlık aynı anda yürütülüyor.

“Yasaklı siteye girdiniz, 125 bin lira cezanız var!”

Bu yöntem bazen insanların mahremiyet ve itibar kaygılarının üzerine kuruluyor.

Vatandaşa, internet üzerinden yasak veya suç teşkil eden sitelere girdiği, bunun tespit edildiği ve hakkında işlem yapılacağı söylenebiliyor.

Ardından yüksek bir rakam telaffuz ediliyor:

“Normalde cezanız 125-128 bin lira.”

Fakat hemen arkasından bir “kurtuluş kapısı” açılıyor:

“Bugün ödeme yaparsanız 45 bin liraya dosyayı kapatabiliriz.”

Böylece vatandaşın zihni hukuki gerçeği araştırmaya değil, “Bu parayı nasıl kurtarırım?” düşüncesine yönlendiriliyor.

Oysa gerçek bir hukuki süreç, telefondaki bir kişinin korkutması ve “bugün ödeme yaparsanız indirim olur” baskısıyla yürütülmez.

Vatandaşın ilk yapması gereken, arayan kişinin yönlendirmesiyle ödeme yapmak değil, söz konusu dosyanın gerçekten bulunup bulunmadığını e-Devlet ve UYAP gibi resmî kanallardan kontrol etmektir.

Peki T.C. kimlik numaramızı nasıl biliyorlar?

Dolandırıcıların inandırıcılığını artıran en önemli unsurlardan biri de kişisel bilgiler.

Arayan kişi adınızı biliyor.

T.C. kimlik numaranızı söylüyor.

Anne ve baba adınızı biliyor.

Bazen adresinizi, telefon numaranızı veya başka kişisel bilgilerinizi de biliyor.

Vatandaşın zihninde hemen şu düşünce oluşuyor:

“Bu kadar bilgiyi biliyorsa gerçekten devlet kurumundan arıyor olmalı.”

İşte dolandırıcılığın psikolojik tuzağı da burada kuruluyor.

Oysa bir kişinin T.C. kimlik numaranızı veya aile bilgilerinizi bilmesi, onun devlet görevlisi olduğunu göstermez.

Nitekim İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026 yılında yaptığı bir açıklamada, bir soruşturma kapsamında yaklaşık 101 milyon kişisel veri ile 145 milyon GSM verisinin ele geçirildiğinin tespit edildiği duyuruldu.

Dolayısıyla kişisel bilgilerimizin bilinmesi, telefondaki kişinin söylediklerinin doğru olduğu anlamına gelmiyor.

Eski yöntem, yeni senaryo

Emniyet Genel Müdürlüğü de yıllardır vatandaşları kendisini polis, asker veya savcı olarak tanıtan dolandırıcılara karşı uyarıyor. Kamu görevlilerinin vatandaşlardan operasyon veya soruşturma bahanesiyle para istemeyeceği açıkça belirtiliyor.

Bugün ise aynı psikolojik yöntem farklı bir kostümle karşımıza çıkıyor:

Önce korkutuyorlar.

Sonra hukuki kavramlarla güven veriyorlar.

Ardından “son gün” baskısı kuruyorlar.

Son olarak da indirimli ödeme teklif ediyorlar.

Bu nedenle vatandaşın özellikle “son gün”, “hemen ödeme”, “dosya kapanacak”, “hakkınızda işlem yapılacak” gibi ifadeler karşısında dikkatli olması gerekiyor.

Hukuken de ciddi bir suç

Bu eylemler basit bir telefon şakası değildir.

Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kişiyi aldatıp onun veya başkasının zararına yarar sağlamak şeklinde düzenleniyor. 158. maddede ise suçun nitelikli hâlleri yer alıyor.

Kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmak, kamu kurumlarının araç olarak kullanılması veya bilişim sistemlerinden yararlanılması gibi yöntemler, olayın hukuki niteliğini ağırlaştırabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

Dolayısıyla insanların korkularını kullanarak para elde etmeye çalışanlar, yalnızca ahlaki değil, ciddi hukuki sorumluluk da üstleniyor.

İslam açısından mesele daha da ağır

Fakat meselenin bir de gözden kaçırılmaması gereken ahlaki ve dini boyutu var.

Dolandırıcı, karşısındaki insanın yalnızca parasını almıyor.

Onun alın terine, emeğine ve güvenine el uzatıyor.

Kur’an-ı Kerim’de açıkça şöyle buyuruluyor:

“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda bâtıl yollarla yemeyin…”

(Nisâ, 4/29)

Bu ayet, insanların mallarının haksız ve meşru olmayan yollarla elde edilmesini yasaklayan temel ilkelerden biridir.

Dolandırıcılık da tam olarak böyle bir haksız kazanç biçimidir.

Ortada gerçek bir ticaret yoktur.

Gerçek bir hizmet yoktur.

Gerçek bir borç yoktur.

Bir insanın korkusu vardır ve o korku para kazanmak için kullanılmaktadır.

Üstelik burada yalnızca kul hakkı değil, güveni istismar etme de söz konusudur.

İslam hukukunda her haksız mal edinme fiilini otomatik olarak “hırsızlık haddi” kapsamında değerlendirmek doğru değildir. Ancak bu, dolandırıcılığın hafif bir günah olduğu anlamına da gelmez. Başkasının malını hile ve aldatma yoluyla almak, İslam’ın meşru kazanç ve kul hakkı anlayışıyla açıkça çelişmektedir.

Gerçek hukuk korkuyla para toplamaz

Vatandaşların artık şu basit gerçeği unutmaması gerekiyor:

Telefonun diğer ucundaki kişinin T.C. kimlik numaranızı bilmesi, onun savcı olduğunu göstermez.

Anne-babanızın adını bilmesi, gerçek hukuk bürosundan aradığı anlamına gelmez.

Size bir dosya numarası vermesi de tek başına bunun gerçek olduğunu kanıtlamaz.

Gerçek bir hukuki işlem, vatandaşın paniğinden yararlanarak “bugün ödeme yap, dosyan kapansın” mantığıyla yürütülmez.

Şüpheli bir arama veya mesajla karşılaşıldığında yapılacak en doğru şey, telefondaki kişinin yönlendirmesiyle hareket etmemek; dosyayı e-Devlet, UYAP ve ilgili kurumların resmî kanalları üzerinden doğrulamak ve şüpheli durumları güvenlik birimlerine bildirmektir.

Çünkü dolandırıcıların en büyük silahı artık sadece teknoloji değil.

İnsanların korkusu.

İslam’ın asırlar önce yaptığı uyarı ise bugün hâlâ bütün canlılığıyla karşımızda:

Başkalarının mallarını bâtıl yollarla yemeyin.

Çünkü bir insanın alın terini hileyle almak, sadece cebine değil, kul hakkına uzanmaktır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.