
16 Mart 2020’de Habertürk’te yaptığım konuşmada “Önlemler alınmalı ama bu tedbirler sosyal ve ekonomik hayatımızı zaafa uğratacak şekilde olmamalıdır.” demiştim. Bu gün de de aynı görüşteyim ve yanılmadığımı sanıyorum.
Coronavirüs bütün dünyayı kuşattı. Sosyal ilişkileri zayıflattı. Bazı ekonomileri çökertti. Tahribatı devam ediyor. Ama çevresindeki karanlıklar aydınlatılamadı ve şüpheler giderilemedi.
Her bir oluş, Allah’ın bilgisi ve onayı altındadır. Coronavirüs Allah’ı inkâr ve Onun yasalarına isyan eden tüm insanlığa doğrudan ilahi bir ceza olarak mı salındı? Yoksa Allah’ımızın onayı ile emperyalist zalimlerin eliyle laboratuvarlarda üretilip temas yanısıra halen bilmediğimiz bazı yollarla mı dünyamıza saçıldı?
Coronavirüse karşı gerçekçi tespitler yapılıp yerinde önlemler alınması için bu soruların cevaplandırılması lazım.
Şimdi de aşı problemi ile karşı karşıyayız. Yani yedi-sekiz milyar insanın aşılanması. Coronavirüsü üreten zalimler ve müttefikleri şimdi de aşılarını mı pazarlıyorlar? Aşıların haklı olarak tartışılan oluşabilecek yan etkileri ve zararları bir tarafa oluşturacağı maliyetler de ekonomileri olumsuz etkileyecek ve borçlandıracak ağırlıkta.
Biz şüphelerimizi dile getirdikçe burun kıvıranlar aşağıda OdaTV’ den alıntıladığımız haberi okuyabilirler:
“Yardım kuruluşu Oxfam tarafından yapılan araştırmaya göre, dünyada en zengin 10 kişinin toplam serveti, koronavirüs salgını sırasında 540 milyar dolar arttı.
Oxfam’a göre bu parayla hem dünyada virüs yüzünden kimsenin yoksullaşmaması sağlanabilir hem de herkese yetecek sayıda aşı satın alınabilir.”
Salgının başından beri yurt içi ve dışındaki bir çok otorite şüphelerini dile getirmekte. Biz de basit bir araştırmakta yaptık.
İstanbul’da her gün 210 kişi ölmekte. Yılda yaklaşık 76 000 kişi. Ülkemizde ise her yıl takriben 430 000 kişi can vermekte. Salgınla öldüğü ileri sürülen insanımızın sayısı ise 25 000. Yani 430 000 içinde küçük bir sayı. Üstelik bu sayı 430 000’nin içinde mi dışında mı? Ölenlerin yaş ortalaması kaç? Kronik hastaların oranı ne? Bir yıldır ölüm sebepleri arasında Coronavirüs çok az bir yer
tutmakta. Salgın döneminde ölüm sayısında pek bir artış da yok.
Evimizde dört kişiyiz. Eşim ve iki kızıma Coronavirüs bulaştı ama yatağa düşürmedi. Bana selam bile vermedi. Pek çok ailede durum bu merkezde. Yani herkese bulaşmıyor. Denemeye uğratılan belirli kişilere geliyor gibi.
-Birileri kabul etmese de- yabancı kaynaklı aşılar üzerindede şüpheler var. Bu sebeple yabancı aşılarla aşılanmayı düşünmüyorum. 75 yaşındayım bu güne kadar aşılarla değil Yüce dinimizin günlük hayatımıza getirip görev kıldığı muhteşem önlemlerle korunuyorum. Bu önlemler öyle maske, fizik mesafe ve idüğü belürsüz hijyen türünden yüzeysel ve yetersiz değil.
Gusül ve namaz abdesti alıyor, su ile taharetleniyor, her hafta tırnaklarımı kesiyor ve vücut temizliği yapıyorum. Namaz kıldığım için iç çamaşırlarıma ve pantolonuma idrar bulaştırmıyor ve sıçratmıyorum.
Alkolden uzağım.
Doğal gıdalarla beslenmeye çalışıyorum. Az yiyorum.
Rahatsızlandığımda tedaviye önem veriyorum.
Zina ve eşcinsellikten gençliğimizden beri uzağım. Allah’ı zikir, tövbe, insanlara yardım ve dualarımla ruhumu besliyorum. Hayatımı koruyucu önlemleri alıyorsam da ölümün ilah kaderle belirlendiğine inanıyor, sözde bilimsel etiketli şeytani kuruntulara yer vermiyorum. İnsan hayatına rastlantıların değil, engin bir ilahi programın hakim olduğuna iman ediyorum.
Ha bu arada sormak istiyorum. Binlerce ilim adamı tıpçımız, sehir hastanelerimiz ve laboratuvarlarımız yok mu? Bazı aşıları öteden beri üretmiyor muyduk? Sayın Cumhurbaşkanımız yerli aşıların 2021 Nisan’ında kullanıma başlayacağımızı müjdelememiş miydi? Ne oldu?
Gecemize gündüzümüze katarak aşılarımızı niçin üretmiyor, yoksa üretemiyor muyuz? Niçin aşı ithalinde böylesi tacil? Neyi, kime ispatlıyoruz?
Aklımızı gereğince kullanamadığımız için olsa gerek, benim de ihtiyaç duyarak aldığımız akıllı telefonuma imla hatalı şu mesaj düştü:
“ TC Sağlık Bakanlığın’dan 3000 TL Pandemi Destek Paketi Ben Aldım Sen de Al Hemen Başvurunu tamamla:
http://bit.do/cumhurbaskanlikbildirimitr
Ben pek bir şey anlamadım, anlayan bize anlatsın. Gerçi aklıma bir şeyler gelmiyor değil.
Devlet ithalatla borç yapar biz öderiz. Devlet borçlanır, milyarlarca faiz öder, ama zamlarla ve vergi kalemleriyle bizden tahsil eder. Artık alıştık.
İyi de Peygamberimiz “Kazandıklarımızı nereye harcadıklarımızdan Rabbimizin huzurunda sorgulanacağımızı” bildirdiğine göre, sorgulayamadığımız bu borç ve vergi ödemelerinin hesabını nasıl vereceğiz?
Zaten özet olduğu için hulasa etmeye gerek olmayan yazımızı bir dua ile bitirelim:
Allahım! Bizi affet ve bize sağlık ver. Günahlarımız sebebiyle Sen’den kokmayacak ve bize merhamet etmeyecekleri üzerimize salma.