islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

ŞALVAR, MİNİ ETEK VE ÇİFTE STANDART: KİMİN KÜLTÜRÜ, KİMİN GERİCİLİĞİ?

ŞALVAR, MİNİ ETEK VE ÇİFTE STANDART: KİMİN KÜLTÜRÜ, KİMİN GERİCİLİĞİ?
A+
A-

ŞALVAR, MİNİ ETEK VE ÇİFTE STANDART: KİMİN KÜLTÜRÜ, KİMİN GERİCİLİĞİ?

Etek, mini etek ya da dar pantolon…
Bugün “özgürlük” ve “modernlik” başlığı altında sunulan bu kıyafetlerin hiçbiri, ne İslam’ın ölçü anlayışında ne de Türk-İslam kültürünün tarihsel pratiğinde merkezî bir yere sahipti.

Ama burada kritik bir nokta var:
İslam, bir giysinin adına ya da rengine değil; neyi örttüğüne ve neyi açığa çıkardığına bakar.
Ölçü nettir: Bedeni örtmesi, vücut hatlarını belirginleştirmemesi.

İşte tam da bu nedenle Anadolu’da kadın, yüzyıllar boyunca bol, rahat ve örtücü kıyafetler tercih etti. Bugün “şalvar” dediğimiz şey; sadece bir giysi değil,
üretimin, emeğin, iffet anlayışının ve hayatın içinden gelen bir kültürün yansımasıdır..

Kurtuluş Savaşı’nda Omuz Omuza, Bugün Alay Konusu

Sırtında bebeğiyle cephane taşıyan, ayağında şalvarı ya da ehramıyla Anadolu kadını…
Bu toprakların hafızasında kutsal bir yeri olan bu figür, ne gariptir ki bugün bazı çevreler tarafından hâlâ hor ve hakir görülebiliyor.

Aynı başörtüsünde olduğu gibi, şalvar da kimi zihinlerde “gericiliğin sembolü” olarak kodlanmış durumda.
Bu bakış açısına göre:

-Şalvarlı kadın şehirli olamaz

-Şalvarlı kadın üretken olamaz

-Şalvarlı kadın ancak köyde hayvan bakabilir

Peki soralım:
Bu gerçekten bir bilinçsizlik mi,
yoksa bilinçli bir küçümseme ve toplumu tahkir etme dili mi?

Çifte Standart Nerede Başlıyor?

Aynı insanlar, Batı menşeli her moda akımını “bireysel özgürlük” diye alkışlarken;
bu toprakların bin yıllık kültürel kodlarını “geri” diye yaftalayabiliyor.

Bu bir çelişki değil mi?
Yoksa mesele kıyafet değil de, kimin giydiği mi?

Mihalgazi’den Yükselen Bir Fotoğraf

Tam bu tartışmaların ortasında, Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş üzerinden yürüyen eleştiriler dikkat çekiyor.
Şalvarı ve başörtüsüyle kamusal alanda görünür olan bir kadın figürü, bazı kesimler için hâlâ hazmedilmesi zor bir “rahatsızlık” sebebi.

Oysa ironik olan şu:
Yıllarca “kadın kamusal alanda yok” diye eleştirenler,
kadın kendi kültürüyle kamusal alana çıktığında bu kez kıyafet üzerinden dışlama yoluna gidiyor.

Sekülerizmin Girdabında Bir Moda Hikâyesi

Bir başka ironi daha var:
Bugün şalvar, “etnik”, “bohem” ya da “alternatif moda” etiketiyle vitrinlere girdiğinde alkışlanıyor.
Aynı şalvar, Anadolu kadınının üzerinde olunca “çağdışı” ilan ediliyor.

Demek ki sorun şalvar değil.
Sorun, şalvarın kime ait olduğu.

Kopamayacağımız Bir Hakikat

İslam medeniyeti ile Türk kültürü, yüzyıllar boyunca birbirine eklemlenmiş, birbirini beslemiş ve ayrılmaz bir bütün hâline gelmiştir.
Bunu yok saymak; bu toplumun hafızasını, kimliğini ve köklerini inkâr etmektir.

Ne başörtüsü bir tehdit,
ne şalvar bir geri kalmışlık göstergesidir.

Asıl sorun;
kendi kültürüne yabancılaşıp, başkasının kalıplarıyla “ilericilik” ölçmeye çalışan zihniyettir.

Son Not

Belki de mesele şu soruda düğümleniyor:
Gerçekten özgürlük mü savunuluyor,
yoksa sadece kimin nasıl görüneceğine karar verme hakkı mı elden bırakılmak istenmiyor?

Bu soru cevaplanmadan, tartışma bitmeyecek.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar
  1. Enver Yüksel dedi ki:

    1923 de mason gizli yahudi mustafa kamal Osmanlı yı yahudiler yıktık dan sonra TC de başa getirdiler bu sizin atanız birkaç sahte savaş , sahte maraşal yaptığ tek şey vardı çok şey vardı,da can damarı olan tek şey İSLAM kaidelerini tek, tek sildi , yok etti !! İlim , Alim, Medrese , İslamı kılık kıyafet , bunları yasakladı !! ALLAH,ın ayetlerini meclisteki bir konuşmasın,da reddetdi ! Osmanlı dan o kadar nefret ediyorduki osmanlı fessini yasakladı yahudi şapkasını şart koştu giymeyeni astırdı ! Batı pisliği,nin bütün kanunlarını TCye getirdi yerleştirdi
    Şu anki seyrettiğiniz diziler mini etek modası , soyunma , gece elbisesi ile sokakta gezme hepsi batı pisliğinden TC ye ithal edilmiştir !! Başlangıç yine 1923 e dayanır !! Okullarda her kitap ,da Mathematik , kitabında bile Mustafa Kamal,ın resimleri çocukları adeta taptırmak dır !!! Neden bu kadar korunduğunu siz artık düşünün ! Yahudu,nin systemi korunmakta !! Meclis,e gelen her kişi bile Mustafa kamal,ın systemin,den ayrılmayacağım diye yemin ettirilir !! Yahudi hani nerde diye sormayın iste heryerde ! içimizde , derslerimiz,de milli gün ilan ettikleri günler,de , çocuklarımızı putun karşısına getirip her cuma ayin yaptırtıyorlar !!! Çocuklarınıza ((( TÜRKÇE ))) KURAN okutun !!! Kendinizde beraber oturun beraber okuyun !!! Kuran,da Laikliğe karşı 2000 in üzerinde ayet vardır
    Bunlardan sadece bir tanesi Ne mutlu Türküm diyene dedirtirler !! Kuran,da Ne mutlu MÜSLÜMANIM diyene ! ayeti !! Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir deditirler ! Kuran,da Egemenlik kayıtsız şartsız ALLAH,ın dır ayeti vardır !!! Bunun gibi ALLAH ile sohbet edin gerisini bırakın !!!!!!!