
Seküler hayatın anlamsızlıkları içinde anlam aramak…
Vallahi beyhude bir arayış…
Popüler kültürün etkisi altında olan insanımız, İslam ile anlamlandırabileceği hayatına maalesef anlamsızca devam ediyor…
Bilgi yok! Zira sosyal medya bilgisiyle(!) yaşadığını zanneden bir topluluk var karşımızda…
Beceri yok! Zira okullar, jakoben laik sistemin etkisi ve yetkisi altında… Beceri ve kabiliyetin işlenemediği, geliştirilemediği ve insan onurunun çöpe atıldığı bir dünyada yaşıyoruz…
Onur, haysiyet, şeref gibi kavramlar sözlüklerde yerine korurken, sosyal hayatın içine nüfuz edemiyor…
Günümüz insanının bencil, despot yaşama sürüklenmesinin tek bir nedeni var..
Özgürlükler adı altında kendisine sunulan İslamsız yaşam tarzı…
“Laik ve özgür bir ülkede yaşıyoruz kardeşim!” diye başlayan cümleler ile din ve dini değerlerin dışlandığı bir toplumdan, insanlık adına bir şeyler beklemek demek, eşek arısının bal yapmasını beklemek gibi bir şey…
Popüler kültürün etkisinde kalan, aileden, okuldan ve çevreden maneviyat adına bir şey alamayan insanımız, modern bir hayat yaşadığını zannediyor.
Oysa onurlu bir yaşamın bütün kriterlerini İslam bize vermiş…
“İçki içmeyin” buyuran dinimiz, fertlerin ve toplumun akıl ve ruh sağlığını korumayı hedeflemiş…
“Zinayı yasaklayan” dinimiz, temiz bir neslin idamesi için güzel bir yol haritası çizmiş bizlere…
“Irkçılığı yasaklayan” İslam, dünya barışına giden yolda en büyük mihenk taşlarını ortaya koymuş ve bütün insanları bir tarağın dişleri gibi eşit ilan etmiş…
Akıl etmeyen ve düşünemeyen insanlar güruhu, haramların dibine vururken, kendini ve neslini heba ettiğinin farkında mı acaba?
Yoksa yeryüzünde fesat çıkardığının bilincinden çok mu uzaklarda?
“Onlara, “Yeryüzünde zulüm, haksızlık, bozgunculuk yapıp fesat çıkarmayın! Bireysel ve toplumsal hayatınızı menfaat ve kazanç ölçülerine göre değil; Kur’ân’ın belirlediği adalet, doğruluk ve erdemlilik esaslarına göre düzenleyin!” denildiği zaman, ellerindeki değer ölçüleri bozuk olduğundan, “Biz ancak ıslah edici kimseleriz! Aslında iyilikten, güzellikten başka bir amacımız yoktur!” derler. İlâhî vahyin yol göstericiliğinden yüz çevirdikleri için insanî ve ahlâkî değer yargıları tamamen tersyüz olmuş, alabildiğine yozlaşmıştır. Kötülüğü iyilik, zulmü adalet, fesadı ıslah, bâtılı hak olarak görür ve öylece göstermeye çalışırlar. Fakat siz münafıkların o süslü yalanlarına ve sahte propagandalarına değil, asıl yaptıkları işlere bakın” (Bakara 11)
Bu ayeti celile, günümüz insanının içine düşmüş olduğu buhranı ne de güzel özetliyor…
Günümüzde fesat çıkarmanın adı “Özgürlük” oldu maalesef…
İçki içmek, özgürlük…
Zina etmek, özgürlük…
Hatta sokak ortasında cima etmek bile özgürlük kılıfında sunuluyorsa bu millete, ayetin bizlere haber verdiği fesat çıkarma eylemi pik yapmış demektir…
“Kalplerinde hastalık vardır. Kibir, inat, nankörlük, bencillik, ahlâksızlık gibi sebeplerle meydana gelen bu hastalık adeta gözlerini kör etmekte, hakkı kabul etmekten ve gerçek imana ulaşmaktan onları alıkoymaktadır. Allah da temiz ahlâk, doğru inanç ve güzel davranışlarla tedavi olmayı reddettikleri için hastalıklarını iyice artırmıştır.
Sürekli yalan söyledikleri ve insanları aldatmayı alışkanlık hâline getirdikleri için, onlara dünyada sıkıntılı bir hayat, âhirette can yakıcı bir azap vardır.” (Bakara 10)
İslamsız yetişmelerinden dolayı kalplerinde hastalık olan bazı insanların, biz Müslümanlara ders vermeye, nasıl yaşayacağımızı bize dikte etmelerine ihtiyacımız yoktur…
Siz seküler hayatınıza özgürlükler adı altında devam ede durun, bizim izleyeceğimiz yol bellidir:
“Sonra ey Muhammed, seni de bütün peygamberlerin bir sancak gibi elden ele taşıdıkları bu dinde yeni bir hukuk düzeni, bir şeriat ile görevlendirdik. Ve hepinizi, kıyamete kadar insanlığı aydınlatacak bu yasalara itaat etmekle yükümlü kıldık. O halde, sen ona tabi ol, ilâhî hükümleri reddeden cahillerin arzu ve heveslerine uyma.” (casiye 18)
Şaban DOĞAN