islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
20°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C

SEVKİYAT VE SAVAŞ

SEVKİYAT VE SAVAŞ
A+
A-

SEVKİYAT VE SAVAŞ

Milli Mücadele’den bu yana en zorlu sınav, sıcak savaş kapımızı çalıyor. Güneyimizdeki şeytani soykırım gücü, Amerikan yönetimine baskı yoluyla Türkiye’ye saldırı amaçlı, savaş uçağından atılan 40 BİN TON bomba temin ediyor.

Her biri bir ton TNT içeren, F-15, F-16, F-35 savaş uçaklarından atılan bu MK-84’ler ve sağlamlaştırılmış beton tesislerini imha eden BLU-117 bombaları için Washington’un Tel Aviv’den para da almayacağı belirtiliyor.

Bu konuda ilk akla gelen sorular şunlar:

  • Neden bu sevkiyat son yüz yılın en büyük tehlikesi?
  • Neden hedef Türkiye?
  • Tel Aviv ABD’yi nasıl ikna etti?
  • Neden hemen saldırmak istiyorlar?
  • NATO bize yardım eder mi?
  • Savaşta hangi ülkeler yer alır?
  • Katillerin saldırı senaryosu nasıl olur?
  • Düşman başarısı ne hasar verir?
  • Türkiye ne karşılık verebilir?
  • Toplum savaşa hazır mı?
  • Ne yapmamız gerekir?

Bu sorulara tek tek cevap arayalım.

Neden Son 100 Yıldaki En Büyük Tehlike?

On binlerce sorti yoluyla atılacak 40 kiloton TNT, II. Dünya Savaşı’nda kullanılan atom bombalarından, üç yıl bombalanıp %90 imha edilen Gazze’dekinden daha büyük bir sevkiyat. Tek seferde böyle büyük bir sevkiyat yakın tarihte yok. Bu sevkiyatın, elindeki gücü elde eder etmez çekinmeden kullanmasıyla bilinen soykırımcı devlette olması, yürürlüğe girecek bir harekât olarak planlandığı anlamına geliyor.

Neden Hedef İran Değil Türkiye?

İran’daki savaşta uçak ile hava bombardımanı başarılı olmadı. İran muazzam bir füze teknolojisi ve envanterine sahip. SİHA’larını da olağanüstü düşük maliyetle büyük miktarlarda imal edebiliyor. Dolayısıyla İran, İsrail’le rahatça başa çıkabiliyor. Öte yandan İran ile savaşta ABD doğrudan taraf ve şu anda savaşı kendisi yürütüyor. Dolayısıyla İran’ı vurmak için kendi mühimmatından eksiltip Siyonist oluşuma 40 bin ton bomba hibe etmesi mantık dışı. Soykırımcılar uzun süredir açıkça Türkiye’yi hedef gösteriyor, İran konusunu ABD’ye devrettiklerini, artık hasımlarının Türkiye olduğunu ilan ediyor. Öte yandan ABD, iç kamuoyu ve dünya dengeleri açısından Türkiye’ye durup dururken saldıramaz. Ancak bunu Yahudi devletine bırakabilir. Bu nedenle 40 bin ton bombanın 40 bininin de Türkiye’ye yönelik olduğunu varsayabiliriz.

Tel Aviv Washington’u Nasıl İkna Etti?

Trump, Erdoğan’ı bir müttefik gördüğünü, ülkemize değer verdiğini her yerde söylüyor. Ancak MOSSAD’ın yıllarca takip ettiği, Jeffrey Epstein’la yakın olduğu, karısını bile ondan aldığı, sapık videolarda bolca yer aldığı, bu nedenle Epstein dosyalarını gizlediği söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde, bu transferden hemen önce, MOSSAD görevlisi Yuval Aviv, “videoların yayına hazır” olduğu tehdidini yaptı. Hükümetin Siyonistlerden oluştuğunu, Kent, Gabbard gibi isimlerin tasfiye edildiğini, savunma ve dışişlerinin Tel Aviv kontrolünde olduğunu unutsak bile, İran’a karşı açtıkları mantık dışı savaşta olduğu gibi Türkiye’ye karşı destek vermede de Trump hükümeti tam bir kukla konumunda. Netanyahu isterse Trump’ın sadece istifasına yol açmaz, aynı zamanda son yıllarını hapishanede geçirmesini de sağlayabilir. Bibi’yi delice ayakta alkışlayan Kongre üyeleri, üç beş isim dışında Yahudi lobisi parasıyla seçilen ABD, bugün, özellikle bütün istihbarat ve savunma bürokrasisinin veri paylaşımı yapmasını gerektiren son yasa ile fiilen bir İsrail sömürgesi konumuna geldi.

Neden Hemen Saldırmak İstiyorlar?

Tel Aviv fazla zaman kaybetmeden Türkiye ile savaş istiyor. Bunun nedeni zamanın bizim lehimize çalışması. Savunma sanayiinde pek çok önemli yeni silah prototipimiz, Ar-Ge aşamasını tamamlama sürecinde ürünümüz var. Bunlar henüz yeni; envantere girip eski silahların, mühimmatın yerine geçmelerine yıllar var. Beş yıl sonra askerî yönden kat kat güçlü bir Türkiye olacak. Bu nedenle soykırımcılar bu gelişmeler olmadan bir an önce saldırmak istiyorlar. Öte yandan Netanyahu ve sağcı kanat, bu savaş ile ülkede güçlerini daha da artıracaklarına inanıyorlar.

NATO Bize Destek Olur mu?

NATO 5. maddesi, bir üye saldırıya uğrarsa diğer üyeler yardım eder, diyor. Ancak NATO fiilen bir ABD örgütü, askerî komutanı neredeyse hep Amerikalı. Örgütte Almanya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, hatta Arnavutluk gibi İsrail’e dost hükümetlerin de olduğu düşünülürse, çeşitli bahanelerle 5. maddeyi uygulamamaları daha olası. Özellikle de katil rejim, savaşta kendisi saldırıya uğramış öyküsü imal ederse.

Bir Savaşta Hangi Ülkeler Yer Alır?

Bir saldırıda kesinlikle karşımızda askerî güçle yer alacak iki devlet Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olacaktır. Bunun dışında, savaşın lehimize dönmesi hâlinde, zaten silah ve mühimmat sevkiyatı yapan ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere’nin, hatta Ürdün’ün de bizim karşımızda katılımı olabilir. Bizim yanımızda ülkeler konusunda Pakistan’ın desteği beklenebilir. İran’ın da biraz onur kırıcı bir söylemle de olsa çıkarı gereği bize destek vereceğini düşünebiliriz. Kuvvetli Tel Aviv bağlantıları olan Bakü, kuşkusuz söylem olarak yanımızda olacaktır ancak gönüllüler yollamak dışında ciddi bir destek veremez. Mısır ve Suud’dan da bir beklenti olmamalı.

Saldırı Senaryosu Nasıl Şekillenir?

Tıpkı bundan bir asır evvel Balkan Savaşı’ndaki gibi koordineli bir yanıltma senaryosu dâhilinde saldırı olur. Önce Yunanistan 12 mil ilan eder. Pek çok ülke “hakkıdır” diyerek buna destek verir. Türkiye’nin iktisadi kalbi Doğu Marmara açık denize kapanacağı için Türkiye savaş ilan etmek zorunda kalır, bazı adaları alır. Tel Aviv KKTC’deki tesislerimizi vurur, ağır hasar verir, bazı AB ülkelerinden, yeni aşırı sağdan övgüler alır. Türkiye de mecburen işgal altındaki Golan Tepeleri’ni vurur. Golan, ABD gibi ülkeler tarafından resmî İsrail toprağı kabul edildiğinden ilk saldırıyı Türkiye yapmış kabul edilir, böylece 5. madde devre dışı kalır. Bunun ardından katil rejim, hayalet uçaklarla, Türkiye’deki casus unsurlarıyla hava üslerimize topyekûn ağır bir saldırı başlatır. 5. maddeyi devreden çıkarma yönündeki bu senaryonun temelleri Tel Aviv’deki hükümet üyelerince bile dile getirildi. Soykırımcılar, harekâtlarını gizli tutsalar da askerî stratejileri bütün ülke olarak serbestçe tartışıyorlar, bunun kendilerini güçlendirdiğine inanıyorlar.

Düşman Başarısında Hasar Ne Olur?

Eğer İran’daki gibi bir topyekûn saldırı olursa, hava savunma unsurlarımıza, devlet adamlarımıza, savunma sanayii uzmanımıza, stratejik fabrikamıza, jet üslerimize, uçak, silah ve mühimmat depolarımıza, Akkuyu nükleer tesisimize, TCG Anadolu’ya darbe vurmak isteyeceklerdir. Eğer hava savunma ve saldırı unsurlarımızı imha ederlerse, ellerindeki 40 bin ton ABD hibesi bomba peyderpey yağmaya devam eder. Bu arada İstanbul’u alma hayali kuran Yunanlılar, adaları kaybettikten hemen sonra Edirne’ye ve İstanbul yönüne Dedeağaç’taki işgal makineleri, modernize Leopard tankları, F-16 Blok 70’ler, Rafale’ler ve F-35’lerle bir harekât başlatabilirler. Edirne’nin düşmesi, sonradan geri alınacak olmasına rağmen, moral bozma etkisi oluşturmayı hedefler.

Türkiye Hain Saldırıya Ne Cevap Verebilir?

Türkiye kuşkusuz en kuvvetli cevabı vermek isteyecektir. Eğer hayalet uçaklarla havadan ve casus sabotajlarıyla yapacakları ilk saldırılar hava unsurlarımıza ağır darbe vurur, hava üslerimizi felç ederse kapsamlı konvansiyonel bir cevap vermemiz çok zorlaşır. Eldeki deniz gücümüz onlarınkine ezici üstün olmasına rağmen, hava desteği olmadan büyük varlık göstermesi çok zor. Geriye kalan kara gücümüzle, tümü işgal altındaki Filistin toprağı olan rejime doğrudan yönelebiliriz. Ancak hava desteği olmadan kara harekâtları da daha muharebe noktasına intikal etmeden durdurulabilir. Öte yandan ilk temas noktası Guta ve Golan Tepeleri olacaktır ki bunların savunulması katiller ordusu tarafından daha rahattır. Kuşkusuz Türk ordumuz bizim aklımıza daha gelmeyen pek çok plana sahip cevaplar üretebilir. Kısa vadede, şu günlerde illegal Yahudi devletini bir anda yenilgiye uğratmamız zor. Ancak savaş uzun vadeye döner, yıllara yayılırsa konu bizim lehimize dönecektir. Onlar da bir anda kazanamayacakları, uzun vadeye döneceği düşüncesiyle yıllarca kullan kullan bitmeyecek 40 bin ton bombayı alıyorlar.

Toplumumuz Bir Savaşa Hazır mı?

Toplumumuz maalesef bir savaşa hazır değil. Daha çok “tükürükle boğarız”, “üniformamızı görseler korkudan bayılırlar” tarzı hamasi, Balkan Savaşı devri zihniyetini andıran, Türk tarihindeki askerî stratejik zekâyı, tedbiri yansıtmayan, her şeyi devletten bekleyen bir rehavet hâkim. Tel Aviv ve Atina’nın yıllardır bu savaşa hazırlandığı, halklarını da hazırladıkları göz ardı edilmektedir. Ne yazık ki bu yönde bir rehavet propagandası casus unsurlar tarafından yürütülmektedir. Siyonist katiller, kendilerinden sayıca ve askerî güç olarak da daha üstün Arap ülkelerini 1948, 1956, 1967 ve 1973’te aynı “tükürüğümüzle boğarız” rehavetiyle teskin etmiş, hem toplumları hem de devletleri gereksiz bir rahatlığa yöneltmiştir. Bizim tüm dikkatimizle yakın gelecekteki bir topyekûn savaşa, bizim ve bize muhtaç halklar için ikinci kurtuluş savaşımız olacak bu mücadeleye zihnen, sivil toplum olarak ve savunma olarak hazırlanmamız gerekir.

Toplumumuzda tarihimizle, değerlerimizle, hatta varlığımızla ters unsurlar bulunmaktadır. 15 Temmuz darbesine tiyatro diyenler, bu darbede ilk işi bankamatik önünde kuyruğa girmek olanlar, Kadıköy’de kornalar çalanlar vardır. Bunlar için hükümetin değişmesi işgalden daha önemlidir. Öte yandan MİT’in ortaya çıkardığı muazzam madencilik tesisi görünümlü silah depoları gibi Mossad oluşumları bulunmaktadır. 7 Ekim’de “Arap bizi sırtımızdan vurdu” ya da “Filistinli toprağını sattı” söylemiyle kendini ele veren milliyetçi görünümlü ajanlar, ABD-İsrail-İran savaşında “ne İsrail ne İran, al birini vur ötekine” söylemiyle kendini ele veren Müslüman aydın görünümlü ajanlar vardır. Bunlar da, çok daha kripto derin hainler de, kuşkusuz savaşta bizi içten vurmaya yeltenecektir.

Ne Yapmamız Gerekir?

Öncelikle hamaseti bırakmamız gerekir. Toplum olarak ciddi bir savaşın, hele bu 40 bin tonluk sevkiyattan sonra, kapımızda olduğunu anlamamız gerekir. Bunun ardından gerek toplumu güçlendirme, yaşamın devamlılığı, elektrik olmadan hayata devam, propagandayla mücadele, casusluğu ihbar, komşularla tanışma, yerel iş birliği, acil tıbbi müdahale konularında sürekli bilgi ve hazırlık olmalıdır. Diğer yandan sivil savunma, rezervlerin temel askerliği hatırlaması, güvenlik güçlerine destek konularında hazırlıklar olmalıdır. Bunun da ötesinde askerî stratejileri, olası savaşı Siyonistler veya Yunanlılar kadar olsun açıkça tartışmalı, toplumsal bir anlayış oluşturmalıyız.

Sakin, soğukkanlı, serinkanlı, panik olmadan ama rehavete de kapılmadan yaklaşan bir savaşa en az bir İsviçreli kadar hazırlanabilmeliyiz. Müslüman olarak tevekkül içinde olmalı ama devemizi de bağlamalıyız. Allah’a sığınmalı ancak fiilî hazırlık yoluyla duamızı yapmalıyız.

40 bin ton bomba sevkiyatına bu aşamada verilecek en caydırıcı, en korkutucu cevap, buna her ortamda, her katmanda hazırlık olur. Günde ortalama 7 saatlik televizyon ve sosyal medya keyfimizden yarım saatimizi ayırmak yetebilir.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.