islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,5353
EURO
54,8592
ALTIN
6.206,35
BIST
13.446,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Açık
32°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C

HAC NEDİR?

HAC NEDİR?
22/05/2026 14:17
A+
A-

HAC NEDİR?

Hac İnsan Merkezli ve Fayda Amaçlı İbadettir

Bütün peygamberlerin ve kutsal kitapların tebliği olan İslâm Dini’nin temellerinden biri olan Hac, Allah’ın rızasına erdiren ve ümmet birliğini gerçekleşti­ren malî, bedenî ve evrensel mesajlı bir ibâdettir.

Hac, Rabbimizin Âl-i İmran Sûresinin 97. âyetiyle mü’minlere farz kıldığı bir ibâdettir.

Mevlâmız şöyle buyurur:

«Şüphesiz (yeryüzünde) insanlar için kurulan ilk ma’bed Mekke’deki Kâbedir. O, giderek ünü ve ziyaretçileri çoğalan ve insanlar için doğrulara yönlendiren (Allah’ın özgür evidir).

Onda açık açık belgeler ve de İbrahim’in Makamı / sergilenen ihtişamı vardır. Ona giren güvene erer. Yoluna gücü yeten insanların Kâbe’yi haccetmesi Allah’ın yüklediği görev­dir.

Hac görevini inkâr eden kişinin (zararı kendine olur. Çünkü) Allah, yarattığı varlıklardan zengin­dir. (İnsanların Haccına muhtaç değildir.)

Hac, İslâm şartlarının gerçekleş­tiği ilk senede edâ edilmesi vacip olan malî, bedenî ve ruhî bir ibâdettir. [1]

Haccın İslâm Dini’ndeki önemini Yüce Peygambe­rimiz – Önderimiz Hz. Muhammed şöyle açıklamaktadır:

«Bir mü’min, görülür bir yoksulluk, engelleyici bir hastalık ve zalim bir yönetici (ve yönetim) baskısı ol­maksızın İslâm Dini’nin farz kıldığı Haccı yapmadan ölürse o, iki ölüm halinden biri üzerinde; dilerse Yahûdi, isterse Hıristiyan olarak ölsün. (Fark yoktur.)» [2]

Faniliğin koyu karanlıklarından ebediyetin aklığı­na çıkaran İhramı ile, İslâm Dîni üzerinde yaşanacağının taahhüdü olan Telbiyesi ile, mahşeri ve muhakeme­sini andıran Vakfesi ile, kulluk imzası olan Kurbanı ile, bütün şeytanları ve egemenliklerini kınamak olan şeytan sembollerini taşlaması ile, İslâm dışı düşünce ve duyguları koparıp atmak olan Saç kesmesi ile ve din gerçeği etrafında pervaneleşmeyi remzeden Tavafı ile Hac ancak yapıldığı ve yaşandığı zaman kavranacak bir ibâdettir. Ruhları yükselten melekleştiren ve Allah’ın rızasına erdiren bir ibadettir.

Bunun içindir ki Peygamberimiz şartlarına riâyet edilerek ifa edilmesi hâlinde, Haccın, kul hakkı müstesna, bütün günahlardan temizleyeceğini şöyle açıkla­mıştır:

«Bir kimse Allah için hacceder, (haccı sırasında) kötü sözlerden ve günah işlerden uzak kalırsa o, anasının onu doğurduğu günkü kadar temiz; günahsız olur.»

«… Kabul olunan Haccın mükâfatı ancak Cennetedir.» [3]

Hacc’ın Faydaları

Diğer bütün ibâdetler gibi Hac da pek çok fay­dalar ihtiva eden bir ibâdettir.

Hac, mü’minleri husûsiyle 14. asır evveline bağla­yan, nûrânî bir köprüdür.

Hac, şanlı Peygamberimizin doğduğu, büyüdüğü, Kur’ân âyetlerinin nazil olduğu, İslâm’a davetin başladığı, çile ve ızdırapların çekildiği mukaddes toprak­larda, İslâm inkılâbının nasıl gerçekleştiğini, her buca­ğı binlerce kudsî hâtıraya müze olmuş mekânları tanı­tarak anlatan bir ibâdettir.

Hac, İslâm Dini’ne bağlanarak yaşayabilmenin köklü bir îman, sönmeyen bir aşk, sarsılmaz bir azim, tükenmez bir ferâgatla olabileceğini, Ebu Leheblerin, Ebu Cehillerin her devirde bulunabileceğini ve onlara karşı malı, canı ve cânânı feda ederek mücadele verme­nin lüzumunu öğreten bir ibadettir.

Hac, İslâm Dini’nin fiiliyatta en güçsüz devrini ya­şarken bile en parlak istikbale namzet olduğunu, cihad neşesini mümin ruhuna sindirerek anlatan bir ibâdet­tir. Çünkü hac bizzatihi cihaddır. Maddî meşakkati ve malî feragati ihtiva eden Hacc’ın ihlâslı mü’minler için faziletli bir cihad olduğunu Peygamberimiz müjdeli­yor.

Hac, çağlar üstü İslâm İnkılâbı’nın insanlık camia­sına hediye ettiği en büyük eşitlik ve birlik müessesesi­dir. Zira hac, dünya mü’minleri arasında cihanşümul bir rabıta tesis eden, ırk, renk, dil ve coğrafya farkları­nı potasında eriterek mü’minleri eşitlik çizgisinde bir­leştiren ve Müslümanlar için inanç, gaye ve mekân bir­liğini gerçekleştiren bir ibâdettir.

Hac, dünyamızın yaşanılan her bu­cağından yolları Mekke’ye çıkaran İslâm turizmini yaygınlaştırıp mecburileştiren ve böylece müminleri evrenselleştiren bir ibâdettir.

Akıl ve baliğ olan mü’min için şartlarının gerçek­leştiği ilk seneden itibaren Hacca gidilmesi zaruri olduğu için pek tabiidir ki Hac yurt içi ve yurt dişi turizmi­ni geliştirmekte ve örgütlemektedir.

Mü’minlerin, zencisi ile beyazını, Faslısı ile Alman’ını, Afganlısı ile İngiliz’ini ve Türk’ü ile Acem’ini ruhlarını arındırarak ihramlar içerisinde birleştiren, kaynaştıran ve seviştiren hac müessesesinde insanlık tasavvur bile edemeyeceği gerçek insanlık ve eşitliğin hakikat olduğunu görebilir.

Hac, İslâm ülkeleri arasında siyasî ve iktisadî bir­liğin gerçekleştirilmesine ve kültür birliğinin sağlanmasına vasat hazırlayacak mucizevî bir kurumdur.

Hiç şüphe edilmemelidir ki Hac vesilesi ile her yıl mukaddes belde Mekke’yi İslâm ülkeleri arası fabrikasyon mamulâtın teşhir ve mübadele olunabileceği bir fuar, İslâm milletlerinin kaderiyle alâkalı kararla­rın alınabileceği siyasî bir merkez, dinî ve tecrübî ilim­lerin her dalındaki yeni çalışmaların teati edilebileceği bir ilim şehri haline getiremeyen mü­minler, ilâhî rızaya erdirecek bir hac yapamazlar. Zira mezkûr faydaların sağlanılması Haccı farz kılan Al­lah’ın gösterdiği hedeftir:

Hac Sûresi ayet 28:

“(İnsanları hacca çağır gelsinler de) kendileri için hazırlanan (çeşit çeşit) faydaları görsünler ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban edip keserken Allah’ı ansınlar…”

***

Bilinen sayılı günlerde Allah’ın anılarak Hac gö­revlerinin ifa edilmesinden önce mü’minlerin kendi menfaatlerine tanık olmaları gereğinin bildirilmiş ol­ması, gerçek Haccın ancak bu şekilde gerçekleştirilebi­leceğine ilâhî bir işarettir.

Bu vesile ile ifade edelim ki, mukaddes Hac içtimaının dünya milletlerinin dikkatle izlediği bir ibâdet ve dünyamızın siyasî ve iktisadî yapısına tesir edebile­cek dinî sosyal bir kurum olamayışı, İslâm Ülkeleri’nin emperyalist Doğu ve Batı kültürleri ile kuşatılmış ol­maları sebebiyle Haccı değerlendirememelerinden kay­naklanmaktadır.

Müslümanlar için ulvî bir ibâdet, canlı bir aşk ve eşitlik panayırı, bir târih şuuru ve zevki, içtimaî ve ik­tisâdi bir kongre ve bir cihâd olan Hac, İslâm Dini’nin tam on dört asırdır aralıksız devam eden ve Kıyamet Günü’ne kadar da devam edecek olan bir mucizesidir.

Bu mucizeye kafa ve gönül gözü ile tanık olmak, tarihi hatıraların sinesinde yaşayarak alacağımız güçle hayatımıza atılım gücü ve aşkı kazandırmak için farz olan Hacca gitmeyi plânlayalım ve acele de edelim. Zi­ra Peygamberimiz şöyle buyur:

«Her kim Hacca gitmek istiyorsa acele etsin.»

«(Evet) Hac için tam anlamıyla acele ediniz. Zira sizden biriniz başına ne geleceğini bilmez.» [4]

Bu arada, «Kabrimi ziyaret eden sağlığımda beni ziyaret eden gibidir.» [5] buyurarak asırların ötesinden bizlere davet çıkaran Peygamberimizin davetlisi olduğumuzu da unutmayalım.

Bu yılki Hac mevsiminin, bütün âlem-i İslâm ve milletimiz hakkında mübarek olmasını, Rabbimden ni­yaz eder; Haccın şiarı Telbiye duâsı ile bitiririm:

Lebbeyk Allahumme, lebbeyk…: Buyur Allah’ım! Buyruklarına boyun eğdim. Senin yaratıcılığında ve yasa koyuculuğunda… ortağın yoktur. Buyur Allahım!  Bütün varlıklar Senindir. Hamdler Sanadır. Tüm nimetler de Sendendir. Senin ortağın yoktur Allahım!

∗ Haccın derinliğine kavranılabilmesi için özellikle “Hac Yüceliğe Çağrıdır” isimli kitabımızın okunmasını tavsiye ederiz.

∗ Bu hutbe 55 yıl önce Süleymaniye Camii Minberinden sunulmuştur.

Dipnotlar

[1] S. B. M. Tecridi Sarih Ter. Birinci Baskı, 6/12.

[2] Tac, 2/109. Yedi nolu dipnot.

[3] Tac, 2/106, 108.

[4] İ. Kesir, Ali İmran, 97, s. 2/109.

[5] s. 2/190.

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.