
Modern çağın en büyük işgal araçlarından birisi sinema olmuştur. Özellikle Amerikan sineması, bu alanda kendi rejim felsefesini ihraç etmek için bu sahayı kullanmakta sakınca görmemiş ve birçok film bu maksatla çekilmişti.
İnsanın temaşayı seyretme merakı, işin felsefesini bilenler için iyi bir hazır malzeme idi. Sinemadan önce Tiyatro bu alanda kullanılmış ve daha çok Batılı yazarların eserleri sahnelenmişti. Son bir asırda bizde tiyatro hep birilerinin emrinde hizmet veren azınlıkların saldırı alanı olarak geliştirilmek istenmiş ve Batılı yazarların eserleri sürekli sahnelenmek suretiyle bu yönde bir imaj oluşturulmaya çalışılmıştı. Salonla sınırlı bu hareket saldırısı artık sinema güçlenip geliştikçe yerini ona bırakmak zorunda kaldı. Tabii bunda televizyon yayınlarının da etkisi büyük oldu. Şimdi evlerimizde, cahil toplumu adeta mahkûm eden bu alan kontrolden çıkmış durumdadır. ‘Çağdaşlık, Modernlik’ adına salyasını akıtanların baskısıyla toplumun ruhu iğdiş edileceğe benzemektedir.
Benim bu alanda esas üzerinde duracağı mesele, bu işin Amerikan piyasasındaki durumudur; Hollywood’da uzun yıllar çalışmış bir bayanın ifşa kabul edilecek açıklamaları çok anlamlıdır.
İhtida ederek kendisini bu bataklığın dışına çıkaran Jamie Brown bu sektörün ‘Işıltılı bir rüyayı pazarladığını’ belirterek bakın neler anlatıyor:
Tehlikenin farkına varmak ondan kurtuluş yolunu açmazsa felaketinin işgaliyle yüz yüze kalırsınız. Batı emperyalizmi tiyatroyla, Amerikan emperyalizmi ise sinemayla Doğu Toplularının ruhunu katletmektedir. İnsanımızı kuşatan bu hastalığın tedavisi, tehlikeyi göstermek değil, onun tahrip edici gücünü yok edecek çareleri üretmektir!
MUHSİN İLYAS SUBAŞI
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-