islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9833
EURO
18,3833
ALTIN
1.033,10
BIST
2.795,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Salı Açık
30°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C

‘Sosyal adalet için “EVET”’

‘Sosyal adalet için “EVET”’
12.04.2017
A+
A-

Referandumun Devlet yapısını değiştiren hükümler getirmesinin dolaylı neticelerinden biri de sosyal adalet düzenine yapacağı katkıdır. Aslında bir devleti devlet yapan en mühim unsur sosyal adalettir. Halkının mal ve can emniyetini, geçimini, refahını ve tabii ki ferdî hürriyetini temin ettiği nispette devlet devlettir.

Ülke gündemi referanduma kilitlenmiş durumda. Daha evvelki yazılarımızda referandumun madde madde neler ihtiva ettiğini, bu mevzunun parti işi değil, partiler üstü memleket meselesi olduğunu, reyimizin rengi ne olursa olsun, diğerinin reyine saygı duymak zorunda olduğumuzu, evet diyen cennetlik olmadığı gibi, her hayır diyenin de terörist olmadığını ifade etmiştik.

Referandumun Devlet yapısını değiştiren hükümler getirmesinin dolaylı neticelerinden biri de sosyal adalet düzenine yapacağı katkıdır. Aslında bir devleti devlet yapan en mühim unsur sosyal adalettir. Halkının mal ve can emniyetini, geçimini, refahını ve tabii ki ferdî hürriyetini temin ettiği nispette devlet devlettir.

Geçenlerde çocukluktan beri kardeş gibi büyüdüğümüz bir arkadaşımla bir araya geldik. Benim de yakînen tanıdığım babası Nazım amcanın yaş haddinden emekli olduğunu ifade etti. Nazım amca kırk senedir müezzin olarak memurluk yapıyordu. Kırk senedir de ailesi ile İstanbul’da bir gecekondu semtinde, mahalle camisinin lojmanında oturuyorlardı. Öğrendim ki Devletimizin verdiği emeklilik ikramiyesinin üç katı bedelle, İstanbul’un banliyölerinden bir muhitte mütevazı bir apartman dairesi satın almışlar. Kırk sene bu memlekete hizmet edeceksin ve Devletimizden bir dairenin üçte bir bedeli kadar ikramiye lütfuna mazhar olacaksın (!) Şu an Devletimiz kendine hizmet eden kırk senelik memuruna emekli olunca bir daire parası bile verebilecek durumda değil. Pekiyi bu amcamız 65 yaşında nasıl aldı bu daireyi dersiniz? Tabi ki emekli ikramiyesinin iki katı kadar banka kredisi çekti. Hem de on senelik…Üstelik manevî sorumluluğunu da üstlenerek. Yani Allah ömür versin, amcamız 75 yaşında borçsuz hale gelecek. Sistem nereden tutarsanız elinizde kalıyor. Bir müezzinin faizli bankaya mecbur kılınmasına mı, ömrünün sonuna kadar borç ödemeye mahkum olmasına mı, ömrü vefa etmezse çocuklarına borç miras bırakacağına mı yansak bilemiyorum.

İşte referandum sabahına bu sosyo-ekonomik yaralar ile uyanacağız. Ama bu kangreni vücuttan kesip atmak için de referandumdan güçlü bir netice çıkması şart. Zira bu kısa ve trajik misal gibi hayatları sömüren düzenin bozulması Devletimizin güçlü olmasına bağlıdır. Bugün terör diye başımızda bir bela olmasa, onlara sıkılan kurşunların, atılan bombaların paralarının millete tevzi edileceği muhakkak. Bugün faiz lobisine karşı Devletimizi daha güçlü olsa, gelirimizin yarısından fazlası faize gitmez, millete gider. Bu paralar sanayi yatırımı, istihdam, zirai kalkınmaya harcanır, demografik çarpıklıklar yaşanmaz. Herkes doğduğu yerde doyar ve büyükşehirlerde imar, gecekondu, trafik sorunları yaşanmaz.

Hemen akla şu soru geliyor: Yahu on beş senedir aynı iktidar tek başına bu ülkeyi yönetiyor, bu meseleleri niye çözemedi?

İşte bu sorunun cevabı da net: Mevcut anayasal düzen en güçlü iktidarın bile elini kolunu bağlıyor, ülkeyi siyasi iradenin değil bürokrasinin idare etmesine mecbur bırakıyor. Nasıl mı? Mevcut iktidar iş başına geldikten on sene sonra ancak başörtüsü meselesini çözebildi. Hatırlayalım, 2008 yılında MHP’nin de desteği ile başörtüsü Anayasal bir serbestlik garantisine kavuşturulmak istenmişti. Bu meyanda 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilen Anayasa değişikliğini, yetkisi olmamasına rağmen, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. (Dikkat edin, bugün konuştuğumuz referandum paketini Meclisten geçiren vekil sayısı 350 bile değil) Aynı sene, Anayasayı değiştirecek çoğunlukla iktidar olan parti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmaya çalışıldı. Dinî alanda atılan her özgürlük adımı sonrası asker, laiklik mesajı ile muhtıra yayınladı. Ne zaman Devlet ya da bir belediye bir yere yol, köprü, yeşil alan yapacak olsa hemen yargıdan engelleyici bir karar çıkıyordu. Devletin soydaşlarına yardım gönderdiği tırlar yargı tarafından durdurulmadı mı? Bu Devletin sırr-ı namusu olan MİT Müsteşarı ifadeye çağrılmadı mı? Şimdi de faizlerin düşürülmesi için her türlü telkin yapılıyor, ne var ki yasal olarak özerkliğe sahip Merkez Bankasına nüfuz edilemiyor. Devletin yoksula, garibana dağıttığı yakacak ve gıda yardımları bile bu ülkede yargıya takıldı. Devleti ve milleti korumakla muvazzaf yüzlerce askerin hain olduğu ancak 15 Temmuzda anlaşılabildi.

İşte bu çarpık düzenin bertarafı için güçlü, istikrarlı bir iktidar şart. İktidarların elini güçlendiren millet iradesidir. Millet iradesinin de yegane tecelligâhı sandıktır. Sandıktan çıkacak yeni Anayasa paketi ile bürokrasi asgari seviyeye inecek, terörle ve faiz lobisi ile daha etkin mücadele edilecek. Bu şer mihrakları def edildikten sonra bunların emdiği milli kaynaklar vatandaşa sosyal ve ekonomik hak olarak dönecek. Böylece kırk yıllık memur Nazım amcalarımız, emekli olduklarında faiz lobisinin pençesi olan banka kredisine mahkum olmayacak.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.