
Sözün Etkisi Hayatta Karşılığı Kadar Olur
Her insan bilir ki; bir sözün, bir kitabın, bir sohbetin, bir filmin bizi etkilemesi, o şeyin hayatımızda bir yere oturup oturmamasına bağlıdır.
Bir mesele bizim günlük yaşantımıza değiyorsa bizi sarsar.
Ama hayatımızda hiç karşılığı yoksa, bir kulağımızdan girer, öbüründen çıkar.
Dînî konular da böyledir.
Bir öğretmen öğrencisini etkilemek istiyorsa…
Anlattığı dinî bilgilerin çocukların yaşadığı hayatta bir karşılığı olmalı.
Bir hoca cemaatine tesir etmek istiyorsa…
Sohbeti insanların derdine, sıkıntısına, günlük hayatına değmeli.
Bir yazar okura ulaşmak istiyorsa…
Yazdığı satırlarda okurun kendisini bulması gerekir.
Kur’an niçin bu kadar etkiliydi?
Çünkü Kur’an, anlattığı kıssaları sadece “eski hikâyeler” gibi anlatmadı.
Her kıssayı insanların yaşadığı sorunlarla ilişkilendirdi.
Tebliğinde karşılık bulamayanlara Hz. Nuh’un sabrını gösterdi.
Hicret edenlere Hz. Musa’nın Medyen yolculuğunu anlattı.
“Ben yapamadım, bırakıp gideyim” diyenlere Hz. Yunus’u örnek verdi.
Yani Kur’an, insanlara hep şunu hissettirdi:
“Bu anlattıklarım senin hayatına dair.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl anlattı?
Efendimiz (s.a.v.), insanlara bir şey öğretirken hep hayatın içinden konuşurdu.
Sadece bilgi vermek için değil, o bilginin insanların günlük hayatına dokunması için anlatırdı.
Bir örnek verecekse insanların bildiği, tanıdığı, yaşadığı şeylerden seçerdi.
Çobanı anlatırken sorumluluğu, ticareti anlatırken dürüstlüğü, aileyi anlatırken merhameti gösterirdi.
Yani soyut konuşmaz, herkesin hayatını ilgilendiren konular üzerinden hakikati anlatırdı.
Özetle:
İnsanlara göre konuştu.
Hayattan örnekler verdi.
Herkesin anlayacağı bir dille öğretti.
Bu yüzden Efendimizin sözleri sadece kulakta kalmazdı;
kalplere iner, hayata yansırdı.
Biz buradan ne anlamalıyız?
Kur’an’dan söz edeceksen…
Ayetin bugünkü karşılığını anlatmalısın.
İnsanlar seni dinledikten sonra kendi hayatlarına bakıp,
“Ben neyi yanlış yapıyorum?
Bu ayet bana ne diyor?”
diye düşünebilmeli.
Siyerden ve hadislerden söz edeceksen…
Bunları 1400 yıl önce kalmış bir hatıra gibi değil,
bugün sokakta, evde, okulda uygulanabilecek hayat dersleri gibi sunmalısın.
Fıkıh anlatacaksan…
Güncel fıkıh meselelerinde bin yıl önce yaşamış insanların meselelerini bugüne aynen taşıyıp
“hazır fetva” diye veremezsin.
İnsanların bugün hangi sorunlarla karşılaştığını bilmeli
ve onların hayatına çözüm olacak fıkhî açıklamalar yapmalısın.
Sonuç itibarıyla,
Eğer anlattığımız din, insanların hayatına dokunmuyorsa,
onların dertlerine çare olmuyorsa,
onları düşündürmüyor, değiştirmiyor, beslemiyorsa…
O anlattıklarımız ne kadar güzel olursa olsun havada kalır.
Bilgi verir ama bilinç vermez.
Oysa din denen şey sadece bilmek değildir;
hayatımıza yön veren bir rehberdir.
Rabbimiz bizlere Kur’an’ı ve sünneti doğru anlamayı,
hayatımıza taşımayı ve başkalarına da hayat veren bir şekilde yazmayı ve anlatmayı nasip eylesin.
Kadir Bekil
Yazarımız ‘’Kadir Bekil’in’’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”Tıklayın”