islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Kültürel İktidarın Kadim Sırrı: Zihniyetin Yeniden İnşası

Kültürel İktidarın Kadim Sırrı: Zihniyetin Yeniden İnşası
23/11/2025 09:33
A+
A-

Kültürel İktidarın Kadim Sırrı: Zihniyetin Yeniden İnşası

​Elinizde siyasi gücün anahtarı, kasalarınızda ekonomik kudret birikmiş olabilir. Lakin bu, ne bir iktidar kurmanıza yeter ne de bir “medeniyet” inşa etmenize. Zira iktidarın asıl mayası, ne sandıktan çıkan oylardır ne de birikmiş sermaye. İktidar, daima, onu ruhuyla besleyecek bir FİKİR’in etrafında döner.

​Sezai Karakoç’un o yıllanmış ve keskin tespiti, bugünün siyasi varlık ile kültürel yokluk arasındaki dramatik uçurumu anlamakta bir mihenk taşıdır: “İktidarı elde etmek zor değil; zor olan, onu bir fikir etrafında sürdürebilmektir.”

​Bugün, elimizde tuttuğumuz o siyasi ve ekonomik güç, maalesef ki bir “fikir sistemine” dönüşmediği, toplumu çepeçevre saracak bir kültürel hegemonyaya evrilemediği için, büyük bir gölge iktidarın ağır yükü altındayız. Kitleleri dönüştürme gücünden mahrum, sadece yönetme ve idare etme aygıtına sıkışmış bir hükmetme biçimi.

Mahalle Devlet Oldu Ama Ruhsuz Kaldı

​Yıllarca “Mahalle” diye anılan, bir fikir ve aksiyon yatağı olması beklenen entelektüel ve siyasi çevre, nihayet arzuladığı devletleşme aşamasına ulaştı. Kapıları açtı, makamlara oturdu. Ancak bu zafer, aynı zamanda bir hüsranın da başlangıcı oldu. Güç, kültüre, sanata, felsefeye, estetiğe ve en önemlisi eleştirel düşünceye tahvil edilemedi.

  • Hilmi Ziya Ülken’in Metot Çığlığı: Bir zümre, eleştirel metottan yoksunsa, sürekli üretim yerine sürekli tüketim halindeyse; o zümrenin iktidarı ne kadar uzun sürerse sürsün, asıl olan zihniyetin köleliğinden kurtulamaz.
  • Nurettin Topçu’nun İsyanı: “Anadolu ihtilali” beklentisi, yerini bürokratik bir uyuşukluğa terk etti. İsyan ruhu sönmüş, konforun rehavetine kapılmış bir yapı, geçmişi kutsasa bile geleceği kuramaz.
  • Cemil Meriç’in Acı Tespiti: “Hafızadan başka sermayesi olmayan” bir kültür havzası, “düşüncenin gurbetine” çıkamadığı sürece, sadece kendi kendini tekrarlar.

​Bu çevre, iktidarın mekânını ele geçirdi ama iktidarın ruhunu kuşanamadı.

Köylülük: Coğrafya Değil, Zihinsel Bir Kıstırılmışlık

​Bugünün en büyük yanılgısı, köylülüğü coğrafi bir kategori sanmaktır. Oysa köylülük, bir tavırdır, bir zihniyet sığlığıdır.

​Bir dağ köyünün yoksul ama meraklı, görgüsü derin insanı, modern şehrin cam kulelerinde oturan ama zihniyetini çoraklaştırmış o “yeni” insandan daha medenidir çoğu kez.

Mesele, nerede yaşadığın değil; yeni olana, farklı olana, “öteki”ne, yani sana benzemeyene nasıl bir pencereden baktığındır.

  • Merakı körelmiş, çünkü her şeyi bildiğini sanır.
  • Görgüsü yüzeysel, çünkü derinleşmek yerine taklidi, özgünlüğü yerine popüler olanı seçer.
  • Vizyonu dar, çünkü geçmişten ilham alıp geleceği kurmak yerine, geçmişin donmuş bir kopyasını bugüne taşımaya çalışır.

​Bu zihniyetle kurulan modernlik, sadece bir taklit yığınıdır. Ne Batı’yı tam anlamıyla kavrayabilir ne de kendi otantik köklerinden yeniden doğuş hamlesi yapabilir.

Çıkış Yolu: Zihniyetin Bıçak Altına Yatırılması

​Gerçek bir kalkınma ve kültürel iktidar için atılacak ilk adım, Mümtaz Turhan’ın da işaret ettiği gibi, zihniyetin radikal dönüşümüdür. Toplumu dönüştürecek o büyük enerji, siyasi partilerin programlarında değil, her bir bireyin zihninde gizlidir.

​Bu dönüşüm, bir kalkınma hamlesinden çok, bir arınma ayinidir:

  1. Zihin Açılmadan: Dogmatik kalıplar kırılıp eleştirel düşünce yeşermedikçe, bilim sadece ithal bir teknoloji deposu olarak kalır.
  2. Görgü Derinleşmeden: Evrensel estetik ve etik değerler içselleştirilmeden, sanat sadece süsleme veya propaganda aracı olmaktan öteye gidemez.
  3. Etik ve Estetik Duyarlılık Yeşermeden: Toplumsal güven inşa edilemez; çünkü insanlar, doğru ve güzel kavramlarını aynı kaynaktan beslemeyi öğrenememiştir.

​Kültürel iktidar, bir sonuç değil, zihniyet dönüşümünün doğal bir armağanıdır. Bu dönüşüm tamamlanmadıkça, siyasi iktidar, yalnızca geçici bir gölge, rüzgârda sallanan bir yaprak olarak kalmaya mahkûmdur.

Asıl mesele: Hangi Fikir, Hangi Ruh, Hangi Metot ile İktidar olacağız?

Selam ve dua ile..

Yunus EKŞİ

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN BU LİMKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.