
Sputnik Türkiye’nin haberine göre Uluabat gölüne akan derelerde köpüklerin olması bir çok şüpheyi akla getirdi. Anadolu’da uzun zamandır derelerin kirliliği göze çarpmaktadır. Yetkililerin sulardaki kimyasal maddelerin, insan sağlığını tehdit edecek boyutta olduğunu söylemesi de cabası.
Geçtiğimiz yıl Erzincan’da siyanür boruları patlayan altın madeninin suları zehirlediği bilirkişi raporu ile kayda geçmişti. Eldeki kayıtlarda yazanların, gerçek verilerin çok daha altında olduğu bazı milletvekilleri ve gazeteciler tarafından ortaya atıldı. Ancak olayın ardından madenin çalışmaları devletimizce durduruldu. Sadece ırmakların değil bulutların ve havanın etkisi dolayısıyla da uzak bölgelerdeki toprakların da siyanürden zehirlendiğini uzmanlar ifade etmektedir. Türkiye ikinci bir Çernobil ile karşı karşıya olabilir ve bunun etkisi uzun yıllar sonra da çıkabilir.
Bu olaylar basına yansıması nedeniyle önemlidir ancak meselenin bir de görünmeyen boyutu var. Bir çok cihetten sularımız kirletiliyor. Derelerde son yıllarda yoğun şekilde balık ölümleri gerçekleşiyor. Bütün bunlar insanı dehşete düşürüyor. Diğer yanda sayısız kaçak kuyu ile İçanadolu’da sular çekiliyor ve Konya başta olmak üzere obruklar ortaya çıkıyor.
Tuz Gölü’nün ve diğer bazı göllerin neredeyse tamamen kuruduğu ve Göller Yöresi’nin ise sularının çekildiği bir kaç yıldır gündemdedir. Bakan Murat Kurum’un geçtiğimiz ay su sorununa dikkat çekerek Türkiye’nin su zengini olmadığını söylemesi manidardır. Bütün bunlar gelecekte bizi bekleyen büyük sorunlardır. Su kıtlığı, tarihsel göçlerin temel sebeplerindendir. Ayrıca bir de su savaşlarının kapıda olduğu bazı araştırmacılar tarafından söylenmektedir. Bu konu ulusal gündemi daha çok meşgul etmelidir.
Dünya su günü adlı bir farkındalık günüyle uluslararası kuruluşlar insanlığa bir mesaj vermektedir. Gezegenimizde kaynakların bilinçsiz kullanımı, büyük sıkıntılara yol açacak gibi durmaktadır. Bunlara eğer hepimiz kulak vermezsek, sadece susuzlukla boğuşmakla kalmayacağız, temiz içme suyu bile bulamayacağız. Düzenlenen iklim zirvelerinde su konusu büyük önem taşımaktadır.
Çeşmelere filtrelerin takılması su israfını önlemektedir. Gereksiz araba ve halı yıkamalarını da bireysel işlerden çok profesyonel kimselerin sektörel mesleği olması nedeniyle epey azalttık. Ancak hala kamu spotlarının ve kampanyaların yapılması lazım gibi gözüküyor. Zira su israfında ülkemiz insanı listede üst sıralarda. Deniz kirliliği de bir diğer konu. Balıkların ağır metalleri taşıyor olması ve fabrika atıklarının denizlere dökülüyor olması insan yaşamını tehlikeye atmaktadır. Bunun yanı sıra nükleer tesislerin de sıkı denetim altında olması gerekiyor.
Su insan hayatının merkezindedir. Susuz bir hayat mümkün değildir. Hepimiz bu konuda daha duyarlı olmalıyız. Yeni sulama sistemleri israfı önlüyor. Arap Ülkeleri’nde deniz suyunu arıtma tesisleri bulunuyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde de modern arıtma tesisleri bulunmaktadır. Su israfının yanı sıra ağaçlandırma çalışmalarına da yönelmeliyiz. Türkiye mevcut raporlarda su zengini bir ülke değildir.