islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,1332
EURO
56,1921
ALTIN
7.145,37
BIST
14.610,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
28°C

GENÇLERDEN GELEN İLGİNÇ SORULAR VE ANLAMLI CEVAPLAR 2: HAYATIMIZI BİZ Mİ SEÇİYORUZ, YOKSA HER ŞEY ÖNCEDEN Mİ YAZILDI?

GENÇLERDEN GELEN İLGİNÇ SORULAR VE ANLAMLI CEVAPLAR 2: HAYATIMIZI BİZ Mİ SEÇİYORUZ, YOKSA HER ŞEY ÖNCEDEN Mİ YAZILDI?
A+
A-

Gençlerden Gelen İlginç Sorular ve Anlamlı Cevaplar – 2
HAYATIMIZI BİZ Mİ SEÇİYORUZ, YOKSA HER ŞEY ÖNCEDEN Mİ YAZILDI?

5. Soru: Hocam, evrende bir Yaratıcı olduğunu ben de kabul ediyorum. Evrendeki düzen ve hassas ayar ortada. Ama Yaratıcı evreni kurup kanunlarını koyduktan sonra neden bizim ne yediğimize ne giydiğimize, nasıl dua ettiğimize karışsın ki? Tanrı evreni yönetip kenara çekilmiş olamaz mı?

Anlamlı Yanıt: Deizm iddiasının kendi iç mantığını birlikte sorgulayalım. Mükemmel bir mimar düşünün: Devasa, muazzam bir saray inşa ediyor, içine harika mekanizmalar kuruyor ama sarayın içine yerleştirdiği sakinlerle hiç iletişim kurmuyor, onlara sarayın kullanım kılavuzunu vermiyor ve onları tamamen başıboş bırakıyor. Bu durum o mimarın ilmine ve hakimiyetine yakışır mı?

Bize gözü, kulağı, aklı, sevgiyi, merhameti ve “anlam arayışını” veren bir Yaratıcının, yarattığı bu varlığa karşı tamamen duyarsız kalması ve onunla hiç konuşmaması (vahiy göndermemesi) kendi sanatı ve hikmetiyle çelişmez mi?

İnsanın sadece biyolojik bir varlık olmadığını, moral ve ahlaki değerlere ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Yaratıcının insanı kendi varoluşsal yalnızlığıyla baş başa bırakmayıp ona peygamberler ve ilkeler aracılığıyla yol göstermesi bir “müdahale ve kısıtlama” mıdır, yoksa bir “merhamet ve rehberlik” midir?

Kullanım kılavuzu olmayan karmaşık bir cihazın bozulması kaçınılmazsa; rehbersiz, ilkesiz ve vahiyden yoksun kalmış bir insanlığın kaosa sürüklenmesini engelleyecek şey nedir?

6. Soru: Hocam, ‘Allah her şeyi önceden biliyor ve takdir etti’ diyorsunuz. Eğer benim gelecekte ne yapacağım, hangi mesleği seçeceğim, hatta cennete mi cehenneme mi gideceğim zaten baştan belliyse; benim şu an çabalamamın, ders çalışmamın veya ahlaklı olmaya çalışmamın ne anlamı var? Zaten yazılanı yaşamıyor muyuz?

Anlamlı Yanıt: İlahi bilgi (kader) ile kişisel sorumluluk arasındaki çizgiyi birlikte netleştirelim. Bir astronomik takvimi düşün: Gökbilimciler aylar öncesinden Güneş’in yarın saat tam 06:12’de doğacağını matematiksel olarak bilir ve yazarlar. Güneş, gökbilimciler o deftere yazdığı için mi saat 06:12’de doğar; yoksa doğacağı saat bilindiği için mi yazılmıştır?

Yaratıcının zamandan ve mekândan münezzeh olarak senin gelecekte kendi özgür iradenle yapacağın seçimleri önceden bilmesi (ilim), senin o seçimleri yaparken üzerindeki iradeyi ve tercih hakkını elinden alır mı?

Şu an bu sınıfta otururken, sınavlara hazırlanırken veya bir arkadaşına iyilik/kötülük yaparken üzerinde görünmez bir elin seni zorladığını mı hissediyorsun, yoksa karar mekanizmasının tamamen sana ait olduğunu mu?

Geleceğini bir “yazgı bahaneliğine” terk edip çabalamayı bırakmak mı seni başarıya taşır, yoksa “Çabamın ve niyetimin karşılığını alacağım” bilinciyle iradene sahip çıkmak mı? Kendi seçimlerinin sorumluluğunu kadere yüklemek zihinsel bir konfor alanı yaratma çabası olabilir mi?

7. Soru: Hocam, ‘Tesadüfen yaratılmadınız, bir gayeniz var, eylemlerinizden sorumlusunuz’ dediniz. Ama içine doğduğumuz aileyi, coğrafyayı, genetiğimizi veya imkanlarımızı biz seçmedik. Her şey zaten baştan belirlenmişken bizim ‘sorumlu’ olmamız ne kadar adil? Hayat biraz da denk gelişlerden ve şanstan ibaret değil mi?

Anlamlı Yanıt: Sınırlarını biz çizen bir dünyaya doğmadığımız kesin. Coğrafya, aile ve genetik bizim ‘başlangıç kartlarımızdır.’ Peki, oyunun kuralı elimizdeki kartları seçmek midir, yoksa dağıtılan kartlarla ‘nasıl oynayacağımız’ mıdır?

Aynı zor coğrafyada, aynı imkansızlıklar içinde doğan iki insanı düşünelim: Biri ‘Şartlar böyle’ deyip pes ediyor, diğeri ise elindeki kısıtlı imkanla ilme sarılıp dünyayı değiştiriyor. Aradaki bu farkı oluşturan şey başlangıç şartları mıdır, yoksa bireyin iradesi ve seçimi midir?

Yaratıcının veya sistemin bizden sorumlu tuttuğu şey, kontrol edemediğimiz başlangıç şartlarımız mı, yoksa o şartlar içinde gösterdiğimiz niyet, çaba ve ahlaki tercihlerimiz midir?

Eğer hayat tamamen ‘şans ve denk geliş’ olsaydı; gösterdiğin çabanın, dürüstlüğünün ve mücadelenin hiçbir kıymeti kalmazdı. Kendi hayatının direksiyonunda olduğunu kabul etmek mi sana sorumluluk ve güç verir, yoksa kendini rüzgârda savrulan çaresiz bir yaprak olarak görmek mi?”

8. Soru: Hocam, sürekli kurallar, günahlar, sevaplar, sorumluluklar ve ahlaki sınırlar anlatılıyor. Ben gençliğimi yaşamak, hiçbir kurala takılmadan, üzerimde hiçbir dini veya toplumsal baskı hissetmeden tamamen ‘özgür’ olmak istiyorum. Kuralların olduğu yerde özgürlük olur mu?

Anlamlı Yanıt: Özgürlük kavramının sınırlarını ve tanımını birlikte yapalım. Sınırsızlık gerçekten özgürlük müdür? Trafikte hiçbir kuralın, kırmızı ışığın veya şeridin olmadığını düşün. Bu durum sürücülere “özgürlük” mü getirir, yoksa bir kaza ve kaos ortamı mı?

Bedeninin ve nefsinin her anlık arzusuna, her dürtüsüne “evet” deyip onların peşinden gitmek insanı özgür mü kılar, yoksa kendi arzularının ve bağımlılıklarının esiri mi yapar?

Arzularını ve tutkularını aklın, ahlakın ve vicdanın süzgecinden geçirerek “hayır” diyebilme gücü (irade) mi gerçek özgürlüktür; yoksa her dürtüye teslim olmak mı?

Evrensel kurallar ve ahlaki sınırlar, insanı hapseden bir duvar mıdır; yoksa insanın uçurumdan aşağı düşmesini engelleyen bir koruma korkuluğu mu? Koruyucu sınırlar olmasaydı, insanın kendi fıtratına ve başkalarına zarar vermesini ne engelleyebilirdi?

Vedat Kat

 

ETİKETLER: DEİZM, irade, KADER, ÖZGÜRLÜK
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.