İDEAL POLİTİK Mİ, REEL POLİTİK Mİ? Varlıkta anlamdan ve amaçtan yoksun bir olgu ve olay bulunmadığından, insan da anlamdan ve amaçtan yoksun tutum ve eylemde bulunmaz. Konumuz iç ve dış siyasette “reel politik-ideal politik” olduğundan, ferd-i vahid insan, grup veya gayr-ı şahsi devletin şu veya bu politik tutuma sahip olması...
VARLIĞIN ONTOLOJİK TEMELİ: MERHAMET Giriş: Medeniyetin ve İnsanlığın Ölçüsü Olarak Merhamet Merhamet, kendisi dışında kalan bütün kavram ve tutumların ruhunu besleyen ve onları olumsal bir zemine taşıyan temel bir kavramsallaştırmadır. İslam, merhamet üzere ruhunu betimler ve ona göre hareket edilmesi gerektiğini belirtir. İlahi rıza eksenli bir yaşamın ruhunu da merhamet...
FARKLILIKLARA TAHAMMÜL EDEN BİR NESLİN GEREĞİ İnsanımızı, Allah ve Rasûlü’nün koyduğu geniş sınırlar içerisinde yetiştirmek esas olmalıdır. “Ete-kemiğe bürünmüş yürüyen Kur’an” olan Hz. Peygamber’i, “eğitilmek için” bize başvuranlara taassuptan/fanatizmden uzak bir şekilde anlatmak zorundayız. Rasûlullah (sav)’i günümüze taşırken de bir bütün olarak taşımalıyız. Kendi bulunduğumuz siyasî ya da cemaatsel duruşumuz,...
Kriz Yoluna Döşeli Altından Kaldırımlar – 3: DEV BANKALARIN ALTIN HESAPLARINDAKİ KISITLAMALARI Önceki analizlerimizde, altının finansal sistemdeki temel işlevinin bir emtia olmaktan ziyade türev ve borç mekanizmaları için kritik bir teminat unsuru olduğunu; fiyat baskılama süreçlerinin ise kaçınılmaz olarak bir teminat tamamlama riskini beslediğini ele almıştık. O yazılarda yapısal nedenle...
İLÂHÎ MİZANIN SOSYOLOJİK TOKADI: “AZAP KAMÇISI” METAFORU (3) Fecr Suresi’nde Ad, Semud ve Firavun gibi güçlerinin zirvesindeki medeniyetlerin hazin akıbeti anlatılırken, Kur’an-ı Kerim fevkalade sarsıcı edebî bir metafor kullanır: “Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısını yağdırdı.” Rasyonel akıl bu ifadeyi sıradan bir cezalandırma cümlesi gibi okuyup geçebilir; fakat feraset...
TÜRKİYE’NİN ÖNÜNÜ NASIL AÇABİLİRİZ Türkiye’nin tarihi tecrübe, nüfus, kültür ve değerlere bağlılık, merhamet anlayışı gibi, birçok toplumda olmayan veya yeterince bulunmayan özelliklere sahip olduğunu biliyoruz. Fakat, her nedense bunları harekete geçirmek ve onların üzerine bir şeyler koymak konusunda ciddi bir acziyetimiz bulunmaktadır. Bu acziyetin giderilmesi ile ilgili bazı teklifler öne...
KUSURSUZLUK BEKLENTİSİNİN HAYATIMIZA ETKİLERİ Kusurlarımızla kavgalıyız. Sadece kendi kusurlarımızla değil, el âlemin kusuruyla da fazlasıyla meşgulüz. Belki de kendimizi kusurlu bulduğumuz için başkalarının kusurlarıyla bu kadar çok ilgileniyoruz. Arifler; kusur, görendedir, demişler. Nasıl bakarsan öyle görürsün. Hoş bakan, hoşluk görür; kem gözle bakan da kemlik görür. Buradan her kusuru hoş...
YÜREĞİNDE SIZI OLANLAR İnsanlık tarihi dikkatle okunduğunda görülür ki büyük değişimler önce kalplerde başlamış, sonra toplumlara yayılmıştır. Allah’ın gönderdiği bütün peygamberler bozulmuş bir toplumun tam ortasında yaşamış, önce yaşadıkları çağın hastalıklarını görmüş, ardından vahyin rehberliğiyle o hastalıklara çare olmuşlardır. Hiçbir peygamber yaşadığı toplumdan habersiz, insanların acılarından uzak, yalnızca kendi dünyasına...
SÖZDE DEĞİL, ÖZDE MÜMİN OLMAK İslâm, sadece “Ben îmân ettim.” demekten ibaret değildir. Hakiki îmân, insanın düşüncesine, konuşmasına, davranışına ve bütün hayatına yansır. Kalbe yerleşen sağlam bir îmân, kişiyi doğruluk (sıdk) sahibi, emin, âdil ve istikamet üzere bir mümin hâline getirir. Çünkü hakiki îmân, ahlâkı inşa eder ve şahsiyeti güzelleştirir....
GAZZE DAHA BİR FRAGMAN Kelebeklerin, uğur böceklerinin, arıların başına gelenler biz insanoğullarının da başına gelecek… Aslında biz önce havayı, suyu, toprağı kaybettik. Üçünü de zehirledik ve sömürdük, kirlettik. Hala da zehirlemeye, kirletmeye, sömürmeye devam ediyoruz. Onun için yediğimiz sebzeler, meyveler, tahıllar, hatta ballarımız bile zehirli. Zehir yiyor, zehir içiyor, zehir...
İSLAM ALLAH’I HAYATIN MERKEZİNE KOYAN DİN’DİR Laiklik ve diğer seküler sistemler insanı toplum yönetimin merkezine koyar, İslam ise bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah’ı yerleştirir. LAİKLİK AKIL VE BİLİM DIŞI HURAFEDİR Akıl ve bilim karşıtı modern bir hurafe olan laiklik ve benzeri seküler düzenler, insan hayatını anlamlı ve amaçlı kılmak isteyen...
NİTELİKSİZ NİCELİĞİN ÇIKMAZI Temmuz ve ağustos aylarında Karadeniz bir başka güzeldir. Özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon’da bu aylar, fındık mevsimi demektir. Bu yüzden gurbette yaşayan bu yörenin insanları, doğdukları topraklara dönüp hem sıla-i rahim yapmak hem fındık toplamak hem de yaylaların serin havasını teneffüs etmek isterler. Bu, onlar için sıradan...
TÜRKÇE MEALLERLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME Hz. Muhammed (s.a.v.), en son ve evrensel tek peygamberdir. Kendinden önceki hiçbir peygamber evrensel değildir, onlar belirli kavimlere gönderilmişlerdir. Risaleti evrensel olan Resulullah’ın daveti de evrenseldir. Şu hadis Peygamber Efendimizin evrensel olduğuna ve herkesin ona iman etmesinin zorunlu olduğuna delalet etmektedir: “Canımı elinde tutan...
RAHMETLE/YAĞMURLA ISLANMAK Yeryüzü/dağlar, uyku/ölüm, gece/gündüz, semâ/güneş derken Nebe/14-16. âyetleri insân da dâhil tüm canlılar için bir başka hayat/diriliş unsuru/kaynağı olan “yağmura/suya” dikkatimizi çekmektedir: “Ve rüzgârın sürüklediği bulutlardan şarıldayan sular indirdik, ki onunla taneler ve bitkiler yetiştirelim, ve ağaçlarla kaplı bahçeler.” Yağmur, arz’a hayat verici yönüyle Kur’ân’da kendisinden sıkça bahsedilen...
SİYASETİ KİRLETEN İNSANDAN İNSANI KİRLETEN SİYASET! Toplumsal dayanışmanın, acıları paylaşmanın ve zor zamanlarda omuz omuza vermenin simgesi olması gereken “yardım” kavramı, ne yazık ki bir kez daha vahim iddialarla sarsılıyor. Haluk Levent’in kurucusu olduğu Ahbap Derneği üzerinden yürütülen, milyarlarca liralık yardım paralarının akıbetine ve kişisel amaçlarla istismar edildiğine yönelik yargı...
LİDER PARTİLERİNDE BAKAN OLMAK! Lider partilerinde gelmek de kolay gitmek de… Tam tersi de doğru: gelmek de zor, gitmek de… Her şey lidere bağlıdır. Lider partilerinde lider her şeydir. Her şeyi en iyi o bilir, o yapar… O partinin sadece genel başkanı değil, sahibidir, ideoloğudur. Ona “kutsal bir kişilik” muamelesi...
İLK VE SON ÇAĞRI Ey ömrünü, sabahın aldatıcı aydınlığını ebediyet zannederek tüketen insan; söyle bana, hangi dağ sonsuza kadar ayakta kalabilmiş, hangi deniz kıyılarını ebediyen koruyabilmiş, hangi hükümdar mezarının kapısını kapatıp ölüm meleğine “Buraya giremezsin!” diyebilmiş ve hangi medeniyet kendi gururunun ağırlığı altında ezilmeden çağları aşabilmiştir ki sen hâlâ kendini...
SİYASETİN REEL VE İDEAL POLİTİĞİ Çoğu zaman ideal politik ile reel politiğin ayrı, hatta karşıt siyaset biçimleri olduğu farz edilir, bu yanlıştır. Söz konusu yanlış hem iç hem dış siyasette tekrarlanır. İnsan hayatının en esaslı faaliyeti olan siyasetin iki boyutundan biri ideal, diğeri reeldir. Demek istediğim şu ki, tümüyle reel...