KADERİN SULTAN’I Kurgu esnasında kırık kalpler ve klavyenin tuşları hariç hiçbir şeye zarar verilmeyen bir hikâyeyi okuyacaksınız. Onlar da zaten müstesna! Anadolu’nun o dönem unutulmuş köşelerinden birinde, memleketin içinde bulunduğu yokluk ve yoksulluğun üst düzeyde yaşandığı bir yerde dünyaya gözlerini açan Sultan’ın hikâyesidir bu. Doğduğu tarihi; bırakın gün ve ay...
AH CHP, VAH SİYASET! “Mutlak Butlan” davası düştü sayılır. Tamam İstinaf ve Yargıtay yolu açık, ama kimsenin 2 yıl bekleyecek hali yok. CHP’nin diğer davaları devam ediyor. İmamoğlu’nun bundan sonra işi zor. Başına bir de “Ajanlık” davası sardılar, bu girdab’dan yakasını zor kurtarır. İmamoğlu Kur’an Kursu kökenli bir politikacı. ANAP...
Dînî Tebliğde Üslup, Edep ve Sorumluluk: “Din Benden Sorulur” Anlayışına Bir Tenkit Son dönemlerde özellikle sosyal medya ortamlarında yaygınlık kazanan “dini tekelcilik” ve “reddiyecilik” anlayışı, Kur’an ve Sünnet ışığında ilmî ve ahlâkî yönleriyle ele alınması gereken önemli bir mesele hâline gelmiştir. “Din benden sorulur” edasıyla hüküm veren, farklı görüşteki Müslümanları...
Şeytanî Tuzak Karşısında Hz. Âdem ve Eşi Yaşam dediğimiz şey, Hz. Âdem’den bu yana, hakikatle hile arasındaki ince çizgide yürüyen insanoğlunun hikâyesidir. İnsan, bazen şeytanın “Ben size öğüt verenlerdenim.” (el-A‘râf 7/21) diyerek uzattığı sahte samimiyet elini tutar, bazen de rabbinin “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi?” (el-A‘râf 7/22) hitabında...
Savaş Meydanlarında mı, Yatakta mı Ölmeli ? Aşağıda seçtiğim ayet kümesinden hareketle, 1395 sene önce Tebük seferi sırasında Medine’de savaştan kaçanlar ile bugün Gazze’de süren savaştan kaçanlar arasında bir mukayese yapmaya çalışacağım. Bu, bize Kur’an ayetlerinin nasıl evrensel ve insanın bu gezegendeki hayatı sürdükçe ebedi mesajlar taşıdığını gösterecektir. Ayet kümesi...
CUMHURİYET BAYRAMI, MÜSLÜMANLARIN NEYİ OLUR? 29 Ekim 1923 Pazartesi günü toplanan TBMM’de iki önemli konu görüşülmektedir. Birisi Teşkilatı Esasiye Kanununun bazı maddelerinin değişimi, diğeri de ilan edilecek olan cumhuriyet rejiminde başkanın seçimi. Oldu bittiye getirilmek istenen tarihi değişim. Teşkilatı Esasiye Kanunundaki tadilatla, yeterli vekil sayının olmamasına rağmen cumhuriyet rejimi el...
KORKU GERÇEĞİ ve HAŞYET – Haşyet nedir? İnsan idrakinin ötesinde olan Allah’tan tazimle/saygıyla korkma Kur’an’da ‘haşyet’ kelimesiyle anlatılıyor. Haşyet’in kök fiili (haşiye) sözlükte, korkulan şeyi bilerek saygı ile birlikte, içi titreyerek korkma demektir. (el-Isfehâní, R. el-Müfredât, s: 213. İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 5/76) Haşyet aynı zamanda derin saygı duymak, kaygı duymak...
Geçen hafta çok paylaşılan ve yorumlanan bir video önüme düştü. Ben de biraz daha derinlemesine yorumlayarak paylaşmak istiyorum. Önce olayı anlatayım: Deist bir baba, 12-13 yaşlarındaki Müslüman oğluyla restoranda sosis yiyor ve oğluna şöyle diyor: “Sen Deist bir babanın Müslüman oğlusun, tercihine saygı duyuyorum, ama garsona sormamız gereken bir şey...
DEĞİŞTİRİLEMEZ DÜSTURLARIYLA İSLÂM, DEMOKRATİK CUMHURİYETİN DE İDEAL ORTAMINI OLUŞTURUR İslâm, Allah’ın insanlar için vaz ettiği dindir. O bütün peygamberlerin ortak tebliğidir. Tüm insanlar için seçilen son Peygamber Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği, ilâhî vahyin en son ve en mütekâmil ürünlerini içeren Kur’ân, bu dinin nihaî ve Kıyâmet’e kadar geçerli kaynağıdır. Kur’ân...
ORTADOĞUDAKİ AKLIN YENİLGİSİ Mİ? ZULMÜN ZAFERİ Mİ? Hz.İbrahim’den beri “Ortadoğu”denen coğrafyaya sayısız peygamber ile tek bir “DİN” gönderilmiştir. O dinin adına her ne kadar “Yahudilik”, “Hristiyanlık”, “MÜSLÜMANLIK” vs. dense de esasta Allah katında tek bir din vardır ve adı İslâm’dır. “Şu kesin ve gerçek ki, Allah katında kabul edilmiş ve...
Teori – Pratik Ve İman – Amel… Modern yaşamın kurgusu- Teori, toplumsal gerçekliği anlaşılır hale getiren bir kavramlar kümesidir. Bu kavramlar kümesi, olguları ve olgular arasında karmaşık gibi görünen toplumsal ilişkileri sistematik olarak anlamamızı sağlamaktadır. Teori, daha önce yapılmış olan bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler üzerine kuruludur. Bu tanım...
SİYONİST KALLEŞLER ANTLAŞMA MI TANIR? Yahudilerin en belirgin ve başta gelen özelliği, yeminlerini tutmamaları ve verdikleri sözleri yerine getirmemeleridir. Bu kişiliksiz vasıflarını Hayat kitabımız Kur’an söyle ifade eder: “Onlar söz verip antlaşma yaptıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar. Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini ayırırlar, yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.” (2/Bakara:...
Konuşmanın Sorumluluğu ve Ahlâkı Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Allah’a ve âhiret gününe iman eden, hayır söylesin yahut sussun” (Buhârî, Edeb, 31; Müslim, İman, 74) buyurarak, müminin dili üzerinde taşıdığı ağır sorumluluğu açıkça ifade etmiştir. Bu hadis, hem bireysel hem toplumsal düzeyde dilin ahlâkî işlevine dikkat çekmekte ve İslâm ahlâkının dil terbiyesi...
Siyaset, Bir İdeal mi, Yoksa İsyan hareketi mi? Siyaset, insanlığın ilk dönemlerinden beri, bir yönetme felsefesi ve sanatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Buradaki felsefe terimi, yönetimin nasıl, ne şekilde ve hangi kriterlere göre toplumun yönetimini içine almaktadır. Zaten, felsefenin sadece bilgi türü değil, aynı zamanda bir metot olduğu da görülmektedir. Buradaki...
Savaş ve ölüm korkusu Tarihsel tecrübe bize gösteriyor ki, müslümanlar izzetlerini “Allah yolunda cihad”, başka bir deyişle gerekçeleri haklı adil bir savaşla koruyabilirler. Haksız siyasi nüfuz, yalımcılık, toprak gasbı, ganimet, talan ve yağma; bir şahsın, bir hanedanın veya belli bir kavmin hakimiyet ve sömürüsünü amaçlayan savaşlar gayrımeşrudur. Bugün de yaşadığımız...
Âvâzeyi bu ‘âleme Dâvûd gibi sal Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş (Sesini bu aleme Davut(A.S)ın güzel sesi gibi duyur. Bu alemde sonsuza kadar kalıcı olan (bıraktığın) güzel bir yankı imiş.) 16. yüzyıldan günümüze Bâkî’nin mısraları, güçlü bir hakikatin ifadesi olarak adeta bir atasözü gibi dilimize yerleşmiştir. Her...
Geçen ki yazımızda modern dünyada ki güç sahiplerinin ilahi tavsiyeler doğrultusunda sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirebildiği sorusuna cevap arayacağımızı yazmıştım. İnsanlık tarihi, ilk büyük aldanışla başladı. Şeytanın, atamız Âdem’i “ölümsüzlük” vaadiyle ikna etmesi. O an fısıldanan vesvese, nefsani arzuların sadece bir yemi değil, aynı zamanda Yaratıcı’nın koyduğu sınırları aşma arzusunun...
Doğruluk, en temel ahlâkî erdemlerden biridir; hem insanlar arasındaki güvenin, adaletin ve barışın temelini, hem de toplumsal ve sosyal hayatın ahlâkî omurgasın oluşturur. Dolayısıyla doğruluğun olmadığı yerde, güven, adalet, barış ve toplumsal düzen olmaz. Ne hazindir ki modern çağda oluşan ve gelişen karmaşık, hızlı ve çıkar odaklı hayat tarzında, insanların...