islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5395
EURO
18,2406
ALTIN
994,25
BIST
3.146,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cumartesi Hafif Yağmurlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
21°C

TAĞUTLARA “LA” DİYEBİLEN TEOPOLİTİK: ÖZGÜRLEŞTİRİCİ MÜSLÜMAN

TAĞUTLARA “LA” DİYEBİLEN TEOPOLİTİK: ÖZGÜRLEŞTİRİCİ MÜSLÜMAN
23.09.2022
A+
A-

Hem ilk hem son, hem bölgesel hem evrensel, hem tarihsel açıdan yatay hem metafizik açıdan dikey hem tüm varlıkların hem de özel olarak insanın teslimiyet, mutlak bağımlılık ve kulluk izharını ifade edebilen yegane din olan İslam, öncelikle Kelime-i Tevhidin içeriğinde mevcut olan batılı ortadan kaldırma eylemiyle tüm sahte ilahlara, yapay putlara ve teolojilerine karşı radikal bir devrimci eylemle yok edici muhalefet içindedir. Teoloji konusunda tavizsiz olan İslam, antropolojiler konusunda o kadar esnek ve kuşatıcıdır. Zira Yaratıcı İlah bir yandan teolojik sahtelikleri yok ederken insanı düzeltmek, yapıcı anlamda sorgulamak ve hedefe ulaştırıcı eleştiriler adına inşa edicidir.

Yine Tevhid kelimesiyle batıl, sahte ve yalanlar bir cins olarak yok edildikçe bir bütün gerçeklik olarak Hak izhar olacak neticede insan, sonsuzluk fikrine yaklaşarak Baki olana sonsuz uzunluğa sahip bir zincir ile (tövbe ile) bağımlı olmasını dolayısıyla özgürlüğü hissedecektir. Daha kısa bir ifadeyle insan, tövbe ile Rabbine döndükçe özgürleşecektir. Bu açıdan diğer klasik inançların dogmatik teolojilerinin odağında ilahi/ metafizik varlığın ispatı bir sorun olarak varken İslam ise Allah’ın varlığını ispat yerine Baki karşısındaki fani bir kulun ahlaklı oluşunu ve özgürlüğünü odağa yerleştirir.

Tevhidin en önemli bir diğer özelliği de vahdaniyete dönüşümün, bu aleme tecelli edince İlah adına benzeyen tüm sahtelikleri, batıl oluşları ve en somut haliyle putları teopolitik olarak hedef alması ve onlara alternatif olmadan, onları rakip yapmadan hatta onları kendi asıllarındaki özlerindeki saf durumlarla bizzat kendileriyle yüzleştirerek yok etmesidir. Zalime karşı dik durabilen bir Müslümanın elindeki, dilindeki, kalbindeki ve eylemlerindeki Tevhid, batıl ile karşılaşınca onunla uzlaşı içine girmez aksine dik durabildiği ölçüde kıyamda kalabilirse batıl “kendiliğinden” boyun eğer, devrilip gider. Bu bakımdan eşsiz olmanın temel gereği olarak her alanda, Müslümanın imanındaki ve İslam’ındaki Tevhid, teopolitik durumuna meydan okuyan her türlü batıllığı iptal ve iskat ederken, Hak’kı yüceltmek, yükseltmek ve izhar edip ilan ve i’lam eder. Netice Tevhid, Hak ile özdeş olur. Müslüman, Tevhidi ruhunda sindirerek, inisiyatif alarak yaşadığı toplumdaki tüm yanlışlıkları, batıllıkları, adaletsizlikleri ve sahtelikleri ortadan kaldırıp Hak ismiyle bilinen Yüce Rabbe teslimiyeti her açıdan tesis etmelidir. Alemde var olan ilahi Vahdaniyeti, bir aksiyoner kimlikle Tevhide dönüştürme süreci Müslümana yüklenmiştir; Müslüman olmanın, İslam’a mensup olmanın, iman etmenin dini hayatının temel siyaseti (teopolitiği) ve derin anlamı budur. Bu aynı zamanda Allah’ın, peygamberler ve kitaplar göndermesinin temel gayesidir.

Hakkı izhar eden Müslüman, “teolojik” batılları küfür, bu küfrün idamesi için gösterilen her yanlışı zulüm olarak görmelidir. Bu yönde Müslüman, batılı doğrudan kendi varlık sebebi olarak görmez ama doğup büyüdüğü zemin olarak tüm sosyo-kültürel karanlıklara, antropolojik islamsızlık hallerine, tarihsel cahiliyye eylemlerine özellikle teolojik olarak Biricik Hak karşısındaki tüm yalancı, sahte ve düzenbaz sistemlerin tağutlarına yani sözde, yapay ve yalancı dünyalarına ve o dünyada tapmakta oldukları her türlü batıl ilahlarına muhalif olur.

Bu yapayalnız ve eşsiz muhalefet, tıpkı Tevhidin özüne benzer olarak işleyerek tüm insani değerlere, vicdani kanaatlere aykırı olan her türlü inanç, düşünce ve eyleme misliyle karşıt olmak demektir. Bu muhalefet, bir alternatif olma durumu demek değildir. Zira değişen ve değiştiren Yesrib, Medineye dönüşerek statik putlarla dolu Müşrik Mekke’ye her adımını bir alternatif veya rekabet hali değil Işık karşısında karanlık oluş olarak yani Nübüvvetten ve Nebi’den (sav) mahrum ve yoksun olma hali ve O’nsuzluk durumu olduğunu ortaya çıkaracaktır. Kaçış ve hicret Mekke’ye değil Medine’ye doğru olmalıdır.

İslam bu yetkiyi, tüm insanlığın en ilk yaratıcı inancı son kahredici eylemi olan vahidül kahhar ile tüm inançların kökündeki gerçek, tüm beşeri değerlerin değişmez ama tahrif, tağyir ve tebdil edilmiş inancı olmasından almaktadır. Teo-politik batıl ve onun idamesi tamamen “zulüm” olduğundan, onun sosyo-politik formu olan haksızlıklar karşısında Müslüman, muhalif olmayı bir rekabet, bir benzerlik veya farklı bir modellik ve paralellik anlamamalı aksine tamamen onu olumsuzlama, yok etme yani Hak ile değiştirme, düzeltme, yenileme ve ihya etme tavrı ve çabası içinde devrimci bir tepki vermelidir.

Batılı yok edici ve fıtratı Yaratıcı Hak, inisiyatif alıcı, ikame edici, yapıcı bir devrimci İslam muhalefetini esas alan bir Müslüman siyaseti istemektedir. Bu politik donanımlarla Müslüman, yeryüzünde her türlü kötülükle (münker) “cihad ederken” iyiliğin, “insanlık olarak” ve” doğal olarak” hatta “kozmik olarak” bu kötülüklerin alternatifi olmadan olgusal ve fıtraten fiili olarak daima mevcut olacağını ve mutlaka insanlara da ilan edilerek ve tesis edilerek ifade etmelidir.

Neticede İslam, en temel özü olan metafizik karakterdeki “vahdeti”, fenomen halinde Müslümanın dilinde ettirgen bir kalıp ile (tef’il babında) Tevhid olarak izhar ederken bile muhalif bir kisveye bürünmekte; Princepts nihil indutit (kral çıplak!) diye haykırabilen yüksek bir sese bürünen Müslümanca tavır, dik bir duruş, fıtri ve tarihi eylem olarak La” diyebilen Hakk’a dayan tüm insanlık adına ortaya çıkan mutedil bir muhalefete sahip olabilmektedir. Zira “Sonsuza köle olan fanilere özgürlük bahşeder”.

Prof. Dr. Mustafa ALICI

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.