islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,9425
EURO
35,3152
ALTIN
2.456,60
BIST
10.679,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Çarşamba Açık
28°C
Perşembe Açık
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C

TALİBAN NEDİR?/TALİBAN DEĞİŞTİ Mİ?

TALİBAN NEDİR?/TALİBAN DEĞİŞTİ Mİ?

Ben hem Afganistan hem Pakistan medreselerini iyi tanıyan ve oralarda yaşayan birisi olarak konuşuyor ve yazıyorum. 2015 yılında Rize’de bir uluslararası Sempozyumda Taliban ile ilgili bildiri sundum. Aynı yılda onlar ile ilgili bir kitabı Farsçadan Türkçeye tercüme ettim. Amerikancı da değilim, Şii de değilim, eski yönetimi de savunmuyorum. Afganistan, Pakistan ve Türkiye’de eğitim görmüş bir ilahiyatçı olarak Taliban ile ilgili şunu diyorum: TALİBAN AYNI TALİBANDIR. O DEĞİŞMEDİ. DEĞİŞEN YALNIZCA SİYASETİDİR.

Türkiye medyasında ve sosyal paylaşımlarında Taliban ile ilgili birçok konuşmayı izleyince, duyunca, okuyunca Türk toplumunun Afganistan ve Pakistan bölgesinden fikrî olarak ne kadar uzak kaldıklarını görüyor ve üzülüyorum. Bazı konuşmalar ve paylaşımlar iyi niyetlidir, bazıları salt duygusal olup hiçbir realiteye dayanmıyor maalesef.

Şimdi özet olarak Taliban’ın bazı özelliklerini, değişip değişmediklerini size maddeler halinde yazacağım:

  1. Din anlayışları çok yüzeyseldir. Aralarında kayda değer kitap ve makale yazmış hiçbir fikir ve ilim adamı yoktur.

Şeriatın asıl hedefi olan can güvenliği, mal güvenliği, namus güvenliği, aklın korunması vb. ulvi hedeflerden çok uzaktırlar. Şeriattan anladıkları hep görüntü ile ilgili olup sakal, cübbe, sarık, uzun elbise vb. gibi şeylerdir.

Bilgi ve bilince dayalı adil ve merhametli bir düzen oluşturmadan şartlar ne olursa olsun hüküm içeren Kur’ân ayetlerinin tatbikini şeriatın özü sanırlar. Bu sebeple özel şartları içinde uygulanması gereken  idam etme, taşlama, el kesme, ayak kesme, kırbaçlama gibi cezai işlemleri  her tarafta görmek mümkündür. İmkân ölçüsünde hadlerin/cezaların düşürülmesini isteyen Hz. Peygamber (s.a)’in sözünün tam tersi bunlar şüphe duydukları zaman bile araştırmaya gerek duymadan ceza uygularlar.

Şeriat anlayışlarında yalnızca kadın var gibidir. Kadının giyimi, kuşamı, oturuşu, kalkışı, konuşması, eğitimi vesaire… Dolayısıyla şeriat onların gözünde siyasi, ekonomik, toplumsal refah değil kadının ta kendisidir. Şu an yüzbinlerce  kız öğrenciyi okullarından mahrum etmişlerdir. Ayrıca bu günlerde on binlerce memur ve  işçi bayanın işinden-aşından yoksun bırakıldığı da bilinmektedir. Millet bu savaşta açlıktan ölürken bunlar eskiden yaptıkları gibi şu birkaç gün içinde birçok kişinin elini, ayağını şeriat adı altında kestiler, eşeklere ters bindirerek şehirlerde dolaştırdılar, hırsızların yüzlerini siyah boyayıp çaldıkları eşyayı boyunlarında teşhir ettiler.

  • Taliban’ı çatı isim olarak kabul etmek lazım. Bu çatı altında Elkaide Örgütü, Hakkani Örgütü, Özbekistan özgürlükçü örgütü, Ceyş-i Muhammed, Sipah-i Sahabe ve diğerleri mevcuttur.

Özellikle de Selefi meşrebe sahip olan Elkaide örgütü ile Hakkkani örgütü Afganistan’da yüzlerce kanlı intihar saldırılarını üstlenmiş örgütlerdir. Ayrıca bu örgütleri Pakistan devleti Hindistan’a karşı Keşmir’de her zaman kullanmış olup hâla daha kullanmaktadır. Bu noktada bu günlerde Pakistan Dış İşleri Bakanının faaliyetlerine bakmak yeterli olacaktır. Acaba bu şahıs Taliban’ın Dış İşleri Bakanı mıdır yoksa Pakistan’ın mı?

  • Ruslara karşı savaşta bunların hiçbir payı yoktur. Tam tersine Ruslara karşı savaşan en büyük mücahitleri intihar saldırıları vasıtasıyla şehit ettiler.

Mesela, Ahmed Şah Mesud, Mücahitlerin ilk Cumhurbaşkanı Prof. Burhanuddin RABBANİ (Erbakan Hocanın en yakın dava arkadaşı) ve diğer pek çok mücahit bunların eliyle şehid edildi.

  • Amerikanlılarla 2020 da Doha’da kapalı kapılar arkasında aylarca süren görüşmeler düzenlediler.

 En sonunda da anlaşma imzaladılar, bu anlaşma neticesinde bir sene içerisinde tek bir Amerikan askerinin burnu bile kanamadı, ama Müslüman olan yaklaşık  10 bin askeri bir sene içerisinde katlettiler. Hatta bu süre zarfında Afganistan’ın güneyinde bulunan Amerikan üslerinin bekçiliğini de yaptılar. Yani Amerikan ile sulhu sefa, Müslümanlarla cenk cefa,  ayrıca Amerikanlılarla anlaşma gereği Afgan milletine karşı her türlü cinayeti işlemiş, intihar saldırılarına karışmış, çocukların ve kadınların kanına girmiş 5000 Taliban tutsağı Amerikanlıların baskısıyla bunların yönettiği devlet tarafından serbest bırakıldı. Kendileri de eli geçirdikleri vilayetlerde hapishanelerin kapılarını açıp her türlü mahkûmu serbest bıraktılar.

5. İntihar saldırıları bunların döneminde bir kültür haline geldi. Daha önce mücahitler 14 sene Ruslara karşı savaşırken tek bir intihar saldırısı gerçekleşmemişti. Ama bunlar yüzlerce çocuğa Veziristan dağlarında intihar eğitimi verip şehirlerin en kalabalık yerlerinde saldırı gerçekleştirdiler. Peki, Kabile gelip  yönetimi ele geçirdiklerinde değiştiler mi? Hayır, daha dün Taliban’ın Mansuri isimli askeri teşkilat Badahşan ilinde intihar saldırılarına gönüllü olan gençleri resmi askeri bölükler haline getirip eğitime başladılar. Haberin doğruluğunu tespit etmek için Afganistan’da yayınlanan haberlere bakılabilir. Muteber dış ajansların internet sitesinde bile bu habere rastlamak mümkündür.

6. Her ne kadar teorik olarak kendilerini Hanefi olarak tanıtsalar da ameli olarak Haricidirler.

Yani Hanefilerin el-Fıkhu’l-Ekber’ine bağlı değillerdir. Çünkü 25 sene içerisinde onlarca okulu yaktılar, onlarca köprü ve alt yapıyı havaya uçurdular, on binlerce masum insanı katlettiler, insanları diri diri yaktılar, çocukları katlettiler, devlette çalışan herkesi tekfir ettiler, en kanlı intihar saldırılarının sorumluluğunu üstlendiler. Siviller hariç sadece devletin askerlerinden 65 bin kişiyi öldürdüler.

7. Daha önce Taliban, muhaliflerini fiziki terör ile ortadan kaldırıyor idi. Şimdi ise şahsiyet ve haysiyet terörü yapıyorlar.

 Hem de medya yolu ile… mesela Kabil’de Çek Cumhuriyeti’nin Büyükelçiliğine girerek oradaki içki şişelerini gösterip burası: “Salahuddin Rabbani’nin evidir. Bakın içkilere! Bunlar hepsi şarapçı” deyip yalan ve iftira uydurdular. Salahuddin Rabbani, Burhanuddin Rabbani’nin oğludur ve şahsiyeti, takvası herkes tarafından bilinmektedir. Yine Emrullah Salih’in evine döviz götürüp: “Bakın bu adam 106 milyon doları evinde saklıyormuş” dediler…

8. En fazla geliri uyuşturucudan elde ettiler ve etmeye de devam ediyorlar.

En çok uyuşturucu onların hâkim olduğu bölgelerde yetişiyordu. Şu an bunların yüzünden Afganistan’da 3 milyon genç uyuşturucuya müpteladır. Bu konuda resmi rakamlara ve uyuşturucu raporlarına bakılabilir.

Devam edecek…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.