islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3901
EURO
54,0030
ALTIN
6.128,23
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

TARİH AYNASININ BIRAKTIĞI İZLER: REFAHIN HELAKE DÖNÜŞME ANATOMİSİ (2)

TARİH AYNASININ BIRAKTIĞI İZLER: REFAHIN HELAKE DÖNÜŞME ANATOMİSİ (2)
20/07/2026 09:22
A+
A-

TARİH AYNASININ BIRAKTIĞI İZLER: REFAHIN HELAKE DÖNÜŞME ANATOMİSİ (2)

Geçen hafta, Fecr Suresi’nin ilk beş âyetindeki kozmik yeminler ile yeryüzündeki toplum hareketleri arasındaki o sarsılmaz bağı, feraset penceresinden incelemeye başlamıştık. Gökyüzündeki gecenin ve gündüzün döngüsü ne ise, yeryüzündeki medeniyetlerin yükseliş ve çöküş döngüsünün de aynı sarsılmaz kanuna (Sünnetullah) bağlı olduğunu görmüştük. İşte bu hafta, ilâhî mizanı bozan o kibirli medeniyetlerin tarih sahnesindeki somut izlerine yakından bakacağız.

Kur’an-ı Kerim, kozmik nizamı önümüze serip aklımızı uyandırdıktan hemen sonra, tarihin en büyük ekonomik ve askeri güç odaklarını sırayla önümüze koyar: “Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Ad kavmine? Direkler sahibi (muazzam sarayları olan) İrem’e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmamıştı. Ve vadilerde kayaları oyan Semud’a? Ve o kazıklar (büyük ordular, sarsılmaz kaleler) sahibi Firavun’a?”

Bu üç kavmin ortak noktası neydi biliyor musunuz? Olağanüstü bir ekonomik refah, göz kamaştırıcı bir mimarî dehâ, sarsılmaz görünen askerî ve siyasî bir güç… Ad kavmi, o dönem dünya üzerinde benzeri inşa edilmemiş devasa sütunlarla süslü şehirler kurmuş, mühendislikte zirveye oynamıştı. Semud kavmi, bugün bile insanı hayretler içinde bırakan bir ustalıkla devasa dağları, sert kayaları oyarak korunaklı ve estetik saraylar inşa etmişti. Firavun ise piramitleriyle, sarsılmaz bürokrasisi ve ordularıyla adeta yeryüzünde tanrılık iddia edecek bir güce ulaşmıştı.

Rasyonel akıl, bu yapılara baktığında sadece “büyük ve ölümsüz medeniyetler” görür. Ancak feraset sahibi göz, bu medeniyetlerin içten içe nasıl çürüdüğünü fark eder. Âyet-i kerime bu çürümeyi tek bir cümleyle özetler: “Onlar ki ülkelerinde azgınlık etmişlerdi. Oralarda fesadı (bozgunculuğu) çoğaltmışlardı.”

İşte kopuş noktası burasıdır. Bu toplumlar, elde ettikleri zenginliği ve gücü ilâhî bir emanet, bir lütuf olarak görmedi. Refahın sarhoşluğuyla, kendilerini kâinatın ve hukukun üstünde “tek ve mutlak bir güç” ilan ettiler. Güç ellerine geçtikçe ahlâkı, adaleti ve zayıfların hukukunu çiğnediler; yani ilâhî mizanı bozdular. Sermaye ve güç, ahlâktan koptuğu an toplumda “fesat” (kokuşmuşluk) üretmeye başlar.

Onlar saraylarının, ordularının ve kayadan oyma sığınaklarının kendilerini ölümsüz kılacağını, bu saltanat gecesinin hiç bitmeyeceğini zannediyorlardı. Fakat unuttukları şey, kozmik nizamın kuralıydı: Zirveye ulaşan her karanlık gece, yerini bir fecrin azametine bırakmak zorundadır. Nitekim öyle de oldu: “Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısını yağdırdı. Çünkü Rabbin, her an gözetlemektedir.”

O sarsılmaz sanılan sütunlar yıkıldı, kayadan saraylar birer mezara döndü, ordular suların dibini boyladı. İlâhî adalet şafağı doğdu ve o kibir gecelerini tarihin çöplüğüne fırlattı. Peki, bu dehşetli döngü sadece binlerce yıl önce yaşanıp biten arkaik bir masal mıdır? Yoksa bugün insanlığın tepesine çöken, nükleer silahlara, devasa ekonomilere ve teknolojik güçlere güvenerek, mizanı çiğneyen modern güç odakları da aynı sinsî çürümenin ve kaçınılmaz akıbetin eşiğinde midir?

Velhasılıkelam; tarihin aynasından bugünün dünyasına baktığımızda gördüğümüz manzara irkilticidir. Önümüzdeki hafta, bu serinin yeni bölümünde; bugünün dünyasını birer fesat yuvasına çeviren ABD, İsrail, Çin ve Rusya gibi modern güç odaklarının Fecr Suresi’nin bu sarsılmaz yasası karşısındaki çaresiz anatomisini ele alacağız. Haftaya küresel güçlerin düşüş nizamında buluşmak duasıyla…

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.