
Yapay zekâ, akıllı evler, akıllı sayaçlar, evcil hayvanlara zorunlu çip uygulamaları, dijital kimlikler, nakitsiz topluma geçiş süreci ve 15 dakikalık akıllı şehirler… Tüm bu fiyasko, insan hayatını kolaylaştırmak adı altında sunuluyor gibi gözüken yapay bir işgal sürecinin basamaklarıdır. Kolaylık adı altında örtük olan asıl niyet, küresel bir gözetim sisteminin (gözetim toplumu Panoptikon’un) inşa edilmesi sürecidir.
İklim Kanunu ile, karbon ayak izi takip/ölçüm sistemleri ile, ödül ve ceza mekânizmalarının geliştirilmesine/hayata geçirilmesine neden olunması söz konusudur. İnsanları kontrol altına almayı hedefleyen bu puanlama sistemleri şimdi sessizce devreye giriyor. Suni gündemler ile Türk halkı uyutulurken, arka planda küresel plan ve stratejilere teslim olan bir teslimilli anlayış hâkim. Alışverişten seyahate, ulaşımdan bankacılığa, barınmadan ısınmaya kadar her alanda bu kısıtlama uygulamaları ile karşı karşıya kalacağız. Akıllı sayaçlar ile ısınmaya limit getirilecek. Nakitsiz topluma geçişle tüketim davranışları üzerinden online bankacılık sistemleri ile karbon ayak izi ölçümüne göre kredi/banka kartlarına sınırlandırmalar getirilecek. Şehirlerarası ve yurtdışı seyahatlerinize karbon emisyonu bahanesi ile kısıtlamalar getirilecek. Uygulamalar pilot ülke Çin’de çoktan başladı. İşte tam da bu noktada Türkiye’de de Meclis’e getirilen İklim Kanunu gibi yasalar, bireysel özgürlükleri kısıtlayan, insanları sistemin kıskacına alan adımlar hâline dönüşüyor. Siber Güvenlik Yasası ise bu kısıtlama sürecine karşı çıkanları susturmak adına getiriliyor.
Bugün İklim Kanunu ile Siber Güvenlik Yasası aynı anda mecliste görüşülüyor. Ancak kamuoyu, bilinçli şekilde farklı gündemlere yönlendiriliyor/çekiliyor. ‘PKK’lı seçmenlerin/DEM milletvekillerinin devşirilmesi stratejisi’ kapsamında terörist elebaşı bebek katili Abdullah Öcalan’ın çağrısı kamuoyunda/televizyon ekranlarında okutulup/tartışılırken, asıl meselelerin üzeri örtülüyor. Siber güvenlik adı altında getirilecek denetim mekanizmalarının, aslında bireylerin bu küresel kontrol düzenine itiraz hakkını elinden alacak bir sansür aracı olduğu fark edilemiyor. İklim Kanunu adı altında getirilecek karbon ayak izi ölçüm uygulamalarının bireysel hak ve özgürlükleri kısıtlama planı olduğu fark edilemiyor.
Mossad’ı, IDF’yi kapatınca ne olacak? Diplomatik kriz mi çıkacak? Siber güvenlik yasası ile bireylere engel, Mossad’a/IDF’ye 5. kol faaliyeti serbest! Öyle mi?
Bütün oyun ortaya çıktı! Küresel sistem, iklim krizini bahane ederek insanları kısıtlamaya/canlıları azaltmaya çalışırken aslında kendi ürettikleri yapay zekâ sistemlerinin-veri depolama tesislerinin bu canlılardan ve insanlardan daha fazla su ve enerji tüketimine yol açtığı bilimsel birçok çalışma ile tespit edildi. Ancak küresel sistem sözde iklim krizi yalanıyla suçu canlılara yüklemeye çalışıyor/bu süreci bir kontrol mekânizmasına dönüştürmeye çalışıyor (karbon ayak izi tuzağıyla!).
Önce vatan! Türkiye’miz küresel sermayenin, küresel kontrol mekânizmalarının bir parçası olmamalı. Uyan Türkiye’m! Tehlike geliyor…
Ömer Memoğlu
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-