islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1623
EURO
53,9803
ALTIN
6.093,03
BIST
13.981,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Pazartesi Açık
32°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
29°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
28°C

Türkiye İçin Ne Yaptılar!

Türkiye İçin Ne Yaptılar!

Türkiye İçin Ne Yaptılar!

Türkiye’nin köklü holdingleri ve sermaye yapısı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana korumacı ekonomik politikalarla büyütüldü. Devlet ihaleleri, gümrük duvarları ve sağlanan geniş imtiyazlar, yerli burjuvazinin can suyu oldu. Ancak aradan geçen bir asra rağmen, Türkiye’nin dev grupları küresel ölçekte lider markalar yaratmak yerine, montaj sanayisine ve iç pazar distribütörlüğüne sıkışıp kaldı.

Devlet Eliyle Büyüyen Seçkin Sınıf

Koç, Sabancı ve Doğuş gibi Türkiye’nin zirvesindeki sermaye grupları, finansal güçlerini büyük oranda devletin sunduğu konfor alanına borçlu. İthalat vergileriyle yabancı mallara karşı korunan, enerji ve müteahhitlik ihaleleriyle fonlanan bu seçkin sınıf, rekabetsiz bir ortamda milyarlar kazandı. İstihdam ve vergi noktasında ülke ekonomisine katkı sağladıkları yadsınamaz bir gerçek olsa da, bu katkının uzun vadeli vizyondan yoksun olduğu görülüyor.

İnovasyon Yerine Distribütörlük

Yıllarca İtalya veya Fransa gibi ülkelerden motor ve parça ithal edip, içerideki ucuz iş gücüyle birleştirerek “yerli üretim” adı altında montaj sanayiciliği yapıldı. Devletin kendilerine tanıdığı imtiyazları küresel teknoloji yarışına girmek, mikroçip üretmek ya da dünyayı sarsacak bir otomotiv markası çıkarmak için kullanmadılar. Almanya’dan Volkswagen veya Porsche getirip içeride satarak distribütörleşen, ancak hiçbir zaman kendi “Porsche”sini yapma vizyonunu taşımayan bir sermaye yapısı inşa edildi.

Güney Kore Örneği ve Kaçırılan Fırsatlar

Savaştan çıktığı dönemde Türkiye’den çok daha fakir olan Güney Kore, devlet desteğini arkasına alan “Chaebol” adındaki holdingleriyle (Samsung, Hyundai vb.) dünyaya kafa tutan küresel devler çıkardı. Bugün ise Elon Musk gibi tek bir girişimci sıfırdan başlayıp Tesla ile küresel otomotiv endüstrisini sallayabiliyor. Türkiye’deki sermaye grupları ise potansiyelleri ve güçleri olmasına rağmen, risk alıp küresel bir başarı hikayesi yazmak yerine devletin sunduğu pastayı bölüşmeyi tercih ettiler.

Sonuç: Acı Bir Sermaye Fıkrası

Rahmi Koç’un yakın zamanda gündeme gelen ve tartışma yaratan fıkrası bir süre sonra unutulabilir. Ancak koca bir ülkenin 100 yıllık sermaye tarihinin küresel bir vizyona dönüşemeyip, yerel bir montaj hikayesi olarak kalmasının faturası çok daha ağır ve acıdır. Türkiye sermayesi, konfor alanından çıkıp gerçek anlamda katma değer ve teknoloji üretmediği sürece, küresel ligde figüran olmaktan öteye geçemeyecektir.

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar
  1. Yılmaz Aydın dedi ki:

    Bunu bilerek yaptılar.