
Türkiye İçin Ne Yaptılar!
Türkiye’nin köklü holdingleri ve sermaye yapısı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana korumacı ekonomik politikalarla büyütüldü. Devlet ihaleleri, gümrük duvarları ve sağlanan geniş imtiyazlar, yerli burjuvazinin can suyu oldu. Ancak aradan geçen bir asra rağmen, Türkiye’nin dev grupları küresel ölçekte lider markalar yaratmak yerine, montaj sanayisine ve iç pazar distribütörlüğüne sıkışıp kaldı.
Devlet Eliyle Büyüyen Seçkin Sınıf
Koç, Sabancı ve Doğuş gibi Türkiye’nin zirvesindeki sermaye grupları, finansal güçlerini büyük oranda devletin sunduğu konfor alanına borçlu. İthalat vergileriyle yabancı mallara karşı korunan, enerji ve müteahhitlik ihaleleriyle fonlanan bu seçkin sınıf, rekabetsiz bir ortamda milyarlar kazandı. İstihdam ve vergi noktasında ülke ekonomisine katkı sağladıkları yadsınamaz bir gerçek olsa da, bu katkının uzun vadeli vizyondan yoksun olduğu görülüyor.

İnovasyon Yerine Distribütörlük
Yıllarca İtalya veya Fransa gibi ülkelerden motor ve parça ithal edip, içerideki ucuz iş gücüyle birleştirerek “yerli üretim” adı altında montaj sanayiciliği yapıldı. Devletin kendilerine tanıdığı imtiyazları küresel teknoloji yarışına girmek, mikroçip üretmek ya da dünyayı sarsacak bir otomotiv markası çıkarmak için kullanmadılar. Almanya’dan Volkswagen veya Porsche getirip içeride satarak distribütörleşen, ancak hiçbir zaman kendi “Porsche”sini yapma vizyonunu taşımayan bir sermaye yapısı inşa edildi.
Güney Kore Örneği ve Kaçırılan Fırsatlar
Savaştan çıktığı dönemde Türkiye’den çok daha fakir olan Güney Kore, devlet desteğini arkasına alan “Chaebol” adındaki holdingleriyle (Samsung, Hyundai vb.) dünyaya kafa tutan küresel devler çıkardı. Bugün ise Elon Musk gibi tek bir girişimci sıfırdan başlayıp Tesla ile küresel otomotiv endüstrisini sallayabiliyor. Türkiye’deki sermaye grupları ise potansiyelleri ve güçleri olmasına rağmen, risk alıp küresel bir başarı hikayesi yazmak yerine devletin sunduğu pastayı bölüşmeyi tercih ettiler.
Sonuç: Acı Bir Sermaye Fıkrası
Rahmi Koç’un yakın zamanda gündeme gelen ve tartışma yaratan fıkrası bir süre sonra unutulabilir. Ancak koca bir ülkenin 100 yıllık sermaye tarihinin küresel bir vizyona dönüşemeyip, yerel bir montaj hikayesi olarak kalmasının faturası çok daha ağır ve acıdır. Türkiye sermayesi, konfor alanından çıkıp gerçek anlamda katma değer ve teknoloji üretmediği sürece, küresel ligde figüran olmaktan öteye geçemeyecektir.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Bunu bilerek yaptılar.