islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Türkiye Merkezde: Ortadoğu Kuşatılırken Ankara Hangi Cephede Duruyor?

Türkiye Merkezde:  Ortadoğu Kuşatılırken Ankara Hangi Cephede Duruyor?
07/03/2026 08:33
A+
A-

Türkiye Merkezde: Ortadoğu Kuşatılırken Ankara Hangi Cephede Duruyor?

Kuşatmanın İçinde, Ama Tam Teslim Olmadan

Ortadoğu’da jeopolitik gerilim tırmanırken Türkiye kendisini doğrudan bir savaşın içinde değil, ancak stratejik bir kuşatmanın tam merkezinde buluyor. Ankara ne Batı’nın askeri aparatı olmayı kabul ediyor ne de İran eksenine eklemlenen bir hat izliyor. Bu ara pozisyon, Türkiye’yi hem en riskli hem de en kritik aktörlerden biri haline getiriyor.

Türkiye bugün cephede değil; ancak cephelerin kesişim noktasında bulunuyor.

Jeopolitik Konum: Türkiye Neden Vazgeçilmez?

Haritaya bakıldığında Türkiye yalnızca bir ülke değil, kıtalar ve kriz bölgeleri arasında stratejik bir kilit taşıdır.

Türkiye;

• Ortadoğu
• Kafkasya
• Balkanlar
• Doğu Akdeniz

arasındaki jeopolitik geçiş hattını kontrol eden merkez ülkedir.

Bu nedenle:

ABD için vazgeçilmez bir NATO müttefiki
İsrail için dikkatle izlenmesi gereken bölgesel güç
İran için dengeleyici komşu
Rusya için zorunlu stratejik ortak

konumundadır.

Böylesi bir coğrafi ağırlık, Türkiye’yi edilgen değil belirleyici bir aktör haline getiriyor.

ABD–İsrail–İran Geriliminde Ankara’nın Zor Dengesi

ABD ile İlişkiler: Zorunlu Ortaklık, Güven Sorunu

Türkiye NATO üyesi olarak Batı güvenlik mimarisinin resmî parçasıdır. Ancak son yirmi yıl Ankara’ya önemli dersler verdi:

• Irak savaşı
• Suriye krizi
• PKK/YPG’ye verilen destek

Bu gelişmeler Türkiye’ye şunu gösterdi:
ABD’nin müttefikliği stratejik değil, çıkar temellidir.

Bu nedenle Ankara:

• Doğrudan askerî angajmandan kaçınır
• Üslerin sınırsız kullanımına mesafeli yaklaşır
• “Güvenlik” gerekçelerini otomatik olarak kabul etmez

Türkiye için Washington ile ilişkiler zorunlu; fakat sınırsız değildir.

İsrail ile Gerilim: Bölgesel Güç Rekabeti

İsrail açısından Türkiye;

• Kontrol edilmesi zor
• Bölgesel etkisi yüksek
• Halk desteği güçlü

bir aktördür.

Gazze savaşı ve İran gerilimi, Ankara–Tel Aviv hattındaki kırılgan dengeyi daha da sertleştirdi. Türkiye, İsrail’in bölgesel genişleme stratejilerini yalnızca diplomatik bir mesele olarak değil, doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak okumaktadır.

Bu durum iki ülkeyi açık çatışmaya sürüklemese de stratejik rekabeti derinleştirmektedir.

İran ile İlişkiler: Ne Dostluk Ne Düşmanlık

Türkiye–İran hattı tarihsel rekabet ile zorunlu komşuluk arasında şekillenmiştir.

İlişkilerin temel karakteri:

Ne tam ittifak
Ne açık düşmanlık

Ortak noktalar:

• Bölgenin dış müdahalelerle parçalanmasına karşı duruş
• Devlet bütünlüğü ve sınır güvenliği hassasiyeti

Ayrışma alanları:

• Suriye politikası
• Mezhepsel nüfuz rekabeti
• Bölgesel liderlik mücadelesi

Ankara, İran’a yönelik bir yıkım senaryosunun bölgesel domino etkisi oluşturacağını ve sıranın kendisine gelebileceğini hesap eden bir güvenlik refleksiyle hareket etmektedir.

Asıl Risk: Türkiye’nin Kuşatmaya Dahil Edilmesi

İran merkezli bir savaşın büyümesi halinde Türkiye doğrudan etkilenir.

Çünkü:

• Enerji hatları Türkiye üzerinden geçmektedir
• Ticaret koridorları Türkiye’ye bağlıdır
• Güvenlik dengeleri Türkiye sınırlarında kırılgandır

Daha kritik senaryolar ise şunlardır:

• İran’ın zayıflaması
• Irak’ın tamamen dağılması
• Suriye’nin kalıcı biçimde parçalanması

Bu gelişmeler Türkiye’yi yalnızca komşu değil, doğrudan hedef ülke konumuna iter.

Bu yüzden Ankara için mesele İran’a yakınlık ya da uzaklık değildir.
Asıl mesele, bölgesel çöküşün Türkiye’yi içine çekme ihtimalidir.

Kapitalist Küresel Sistem ve Türkiye

Batı merkezli ekonomik düzen Türkiye’yi ikili bir stratejiyle yönetir:

• Tam bağımsız bir güç olmasını istemez
• Ancak tamamen kaybetmeyi de göze alamaz

Bu nedenle uygulanan politika çoğu zaman şudur:

Baskı + İş Birliği
Tehdit + Pazarlık
Kriz + Finansal Destek

Türkiye ise bu denklemin içinde denge politikası izler:

Ne bütünüyle boyun eğmek
Ne de radikal kopuş yaşamak

Ankara’nın amacı; sistem içinde kalarak alan açmak ve stratejik özerkliğini korumaktır.

Sonuç: Türkiye İnce Bir İp Üzerinde Yürüyor

Türkiye bugün:

• Savaşa doğrudan girmemeye çalışan
• Ancak savaşa zorlanabileceğini bilen
• Kuşatmayı gören
• Fakat henüz kırılmayan

bir ülkedir.

Bu nedenle İran savaşı Türkiye için dış politika başlığı değil, bir gelecek senaryosudur.

Ortadoğu’daki kuşatma daraldıkça Ankara iki seçenekle karşı karşıya kalacaktır:

Denge kuran özne olmak
veya
Küresel güçlerce yönlendirilen nesneye dönüşmek

Türkiye’nin önündeki asıl sınav budur.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar
  1. Ali Bulaç dedi ki:

    Bu resim, “Türkiye merkezli” çekilmiş, “yerli ve milli”dir, dolayısıyla Türkiye’nin milli çıkarlarını referans almaktadır.
    Peki, aynı resim “ümmet”in izzeti ve felahını, “insanlar için çıkarılmış, ma’rufu emreden, münkerden sakındıran “hayırlı ümmet” perspektifinden çizilse, nasıl bir tablo çıkardı?