islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ

TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ

 Gelişmelere Bir de Böyle Bakalım

TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ

Türkiye’nin bölgesel güç haline gelmesi artık tartışma konusu değil, uluslararası siyasetin kabul etmek zorunda olduğu yeni gerçektir.

Küresel dengelerin yeniden kurulduğu bir dönemde bazı açıklamalar yalnızca diplomatik nezaket cümlesi değildir; güç merkezlerinin yeni realiteyi nasıl okuduğunu gösteren stratejik işaretlerdir.

ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’nin askeri gücüne yaptığı vurgu ve F-35 meselesine ilişkin mesajı da bu açıdan sıradan bir açıklama değil, Türkiye’nin geldiği güçlü seviyenin uluslararası ölçekte hakkının teslim edilmesidir.

Yıllarca Türkiye’nin savunma sanayii hamlelerini yavaşlatmak, Ankara’yı dışa bağımlı tutmak ve kritik teknolojilerde hareket alanını daraltmak için çeşitli ambargolar, siyasi baskılar ve lobi faaliyetleri devreye sokuldu. Ancak bu baskılar Türkiye’yi durdurmadı. Aksine, Türkiye kendi yolunu daha kararlı biçimde açtı; yerli ve milli savunma ekosistemini büyüttü, üretim kabiliyetini geliştirdi ve caydırıcılığını bağımsız bir zemine taşıdı.

Bugün Türkiye; İHA ve SİHA teknolojilerinden füze sistemlerine, hava savunma çözümlerinden deniz platformlarına, elektronik harp kabiliyetlerinden kara unsurlarına kadar geniş bir alanda kendi kapasitesini inşa eden bir devlettir.

Bu tablo yalnızca teknik bir savunma sanayii başarısı değil aynı zamanda siyasi bağımsızlığın, stratejik aklın ve milli iradenin somut tezahürüdür. Bu nedenle F-35 tartışması da sadece bir savaş uçağı meselesi olarak görülemez. Asıl mesele, Türkiye’nin artık savunma ihtiyaçlarını başkalarının insafına bırakmayan, masaya güçlü oturan ve bölgesel denklemlerde hesaba katılmadan karar alınamayan bir aktöre dönüşmesidir.

 Siyonist Terör Örgütü İsrail’in başındaki Netanyahu’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hadsiz söylemleri, İsrail merkezli bazı çevrelerin Ankara’nın yükselen etkisinden duyduğu rahatsızlığı açıkça göstermektedir. “Türkiye’ye F-35 satışı Ortadoğu’daki güç dengesini bozar” yaklaşımı da aslında bir itiraftır. Çünkü bu söylem, Türkiye’nin askeri kapasitesinin bölgesel dengeleri değiştirecek ölçüde etkili görüldüğünü ortaya koymaktadır. Trump’ın “Türkiye çok büyük bir askeri güç” vurgusu ise bu gerçeğin Washington cephesinden açık biçimde dillendirilmesidir. Bu mesaj, Türkiye’nin dışlanabilecek, baskıyla yönlendirilebilecek veya bölgesel denklemlerin dışında bırakılabilecek bir ülke olmadığını göstermektedir.

Türkiye artık izleyen değil, oyun kuran; tepki veren değil, inisiyatif alan; başkalarının güvenlik ajandasına eklemlenen değil, kendi güvenlik mimarisini inşa eden bir ülkedir. Dün Türkiye’nin savunma sanayii atılımlarını küçümseyenler, bugün aynı Türkiye’nin NATO içindeki askeri kapasitesini, bölgesel krizlerdeki diplomatik ağırlığını ve küresel güvenlik denklemindeki vazgeçilmez rolünü konuşmak zorunda kalıyor. Bu, tesadüfi bir başarı değil; uzun vadeli stratejinin, siyasi kararlılığın ve milli teknoloji hamlesinin sonucudur.

İçeride hâlâ eski ezberlerle Türkiye’nin her stratejik kazanımını küçümsemeye çalışan çevrelerin söylemleri de bu yeni gerçeklik karşısında anlamını yitirmektedir. Dünya Türkiye’nin askeri gücünü, diplomatik kapasitesini ve savunma sanayiindeki yükselişini kabul ederken, içeride bu tabloyu görmezden gelmek artık siyasi muhalefet değil, gerçeklikten kopuştur, acizliktir.

Bugün gelinen noktada Türkiye, bölgesel güç olmanın ötesine geçmiş; NATO’nun güvenlik mimarisinde, Ortadoğu denklemlerinde, Karadeniz dengesinde ve küresel savunma politikalarında dikkate alınması zorunlu bir aktör hâline gelmiştir.

Türkiye’nin yükselişi artık sadece Ankara’nın iddiası değil; düşmanlarının endişesi ve dünyanın kabul etmek zorunda kaldığı yeni jeopolitik gerçektir.

ENGİN DİNÇ

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.