
Haberi Mirat Haber’imizde okumuşsunuzdur:
https://www.mirathaber.com/suriyeli-doktorun-15-temmuz-gecesi-anilari/
“Esed rejimi tarafından hapiste tutulan Suriyeli Dr. Hasan Altwair, 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin hapishanedeki yansımasını şu sözlerle anlattı:
“15 Temmuz 2016’da olay olduğu gece hapishanede havada kurşun atıldığını duyuyorduk. Askerler bize ‘Recep Tayyip Erdoğan bitti’ dediklerinde, biz mahkumlar öyle bir ağladık ki…
O gün Esed rejimi askerleri bize, ‘Sizi kim kurtaracak? Kim çıkaracak şimdi sizi buradan?’, ‘Haydi bakalım hepiniz geberip gideceksiniz’ diyerek de konuştular. Darbe başarısız olunca ise Cumhurbaşkanı Erdoğan hala Türkiye’nin başında olduğu için bizi çok kötü dövdüler ve ağır işkenceler yaptılar.”
Bu haber bana yaşadığım daha hafif ama benzer bir hatırayı çağrıştırdı.
Güçlü konumda olan zalimler kendilerini hep ilah zannederler; tağutlaşır, azgınlaşırlar. Karanlık zihniyetleri aynıdır. Bazılarının daha az zulmeder olması ellerindeki yetki ve imkân azlığındandır, yoksa daha çok zulmedemeyeceklerinden değil.
Hatıramı, “Güzel Kul Olma Mücadelem” isimli hatırat kitabımdan aktarayım:
Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığının, 31 Ocak 1981 tarih ve 7130/385-81 istihbarat sayılı yazısı üzerine, Süleymaniye Minberinden “İslam Nizamı” isimli 3 ciltlik hutbe kitaplarımın içeriği ile laikliğe aykırı olarak dini propaganda yaptığım iddiasıyla Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldı.
Savcılık, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Sahir Erman ve Prof. Dr. Erol Cihan’a, İslâm Nizamı ile ilgili bilir kişi raporu hazırlattı. Bu bilirkişi raporuna istinaden Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, Beyoğlu Sorgu hakimliğine dâva açtı, fakat “sanığa atılan suç eylemini işlediğine ilişkin yeterli delil bulunmaması sebebiyle muhakemenin men’ine C.M.U.K. nun 197. maddesi gereğince karar verilmesini,” talep etti.
RABBİM YARDIMINI GÖNDERDİ
Rabbim, bu bilirkişi raporu ile yardımını gönderdi. O, müminlere yardım edeceğini vaat eden merhameti bol Rabdir.
Rapor aleyhimize verilebilirdi. İkisi de merhum olan bilirkişilerden Erol Cihan’ın, şimdilerde Cumhurbaşkanımızın dünürü olan Sadık Albayrak’a “Hocayı korumak için gayret ettim,” dediğini Sadık Bey bana anlattı. Allah rahmet eylesin.
SORGU HÂKİMESİ SALDIRGANDI
Sorgu Hakimliğinde ifade vermek için Adliyeye gittiğimde Sorgu Odası’na girer girmez Hâkime Nihal Kural Hanım bana hışımla “Bakalım şimdi Erbakan seni kurtarabilecek mi” demez mi?
Hiç beklemediğim bir durumla karşılaşmıştım ama anında toparlanarak şöylece cevap verdim:
– Benim Erbakan tarafından kurtarılmaya ihtiyacım yok. Süleymaniye Camii imam Hatipliği görevimi ben sayın Demirel ve Ecevit dönemlerinde de yaptım. Kaldı ki yetkiniz olmadığı için benim suçlu olup olmadığıma siz değil, ancak sevk edeceğiniz üst mahkeme karar verebilir.
Sen misin hâkime hanıma anında cevap veren. Mahkeme kâtibi Osman Yay kalkıp üzerime yürüdüğü gibi Hâkime Nihal Hanım da yerinden fırlamaz mı? Beni bir kaşık suda boğmak isteyeceği aşikâr da, Savcılık men’-i muhakeme/yargı gereksizliğini istediği için talep doğrusunda karar vermek zorunda kaldı.
Tağut Esed’in zalim askerleri ile bizim kadın hâkime arasında aslında pek bir fark yoktur. Bunlar Allah’a ve ölüm ötesi ahiret hayatına inançsızlıkları sebebiyle güçleri ölçüsünde her türlü zulmü yapabilirler. Kendilerini ilah zannederler.
Yazımı Peygamberimizin öğrettiği bir dua ile bitirelim:
“Allahım! Günahlarımız sebebiyle senden kokmayacak ve bize merhamet etmeyecek zalimleri bize saldırtma.”