
Yazarı Ersin Çelik’ten Dikkat Çeken Yazı
Yeni Şafak gazetesi yazarı Ersin Çelik, 1 Mart’ta yayımlanan “Ülkesi bombalanırken dans edenler” başlıklı köşe yazısında, Ortadoğu’da yeniden tırmanan gerilimin toplumsal yansımalarına dikkat çekti. Çelik, Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken, sosyal medyaya yansıyan bazı görüntülerin savaşın askeri boyutundan çok daha derin bir kırılmayı ortaya koyduğunu vurguladı.
Yazıda, füzeler şehirlerin yakınına düşerken sokaklarda dans eden, slogan atan ve saldırıları sevinçle karşılayan bazı İranlıların görüntülerine yer verildi. Çelik, bu manzaranın “devlet ile toplum arasındaki bağların koptuğuna” işaret ettiğini ifade etti. Uzun yıllardır uygulanan ekonomik yaptırımlar, siyasi baskılar ve özellikle genç kuşaklarda biriken öfkenin, dış saldırıların “ulusal tehdit” yerine “rejimin zayıflaması” olarak algılanmasına yol açtığını belirtti.
Çelik, benzer görüntülerin 2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin heykelinin yıkıldığı günleri hatırlattığını ifade ederek, o dönem “özgürlük” olarak sunulan sahnelerin yıllar sonra derin bir pişmanlığa dönüştüğünü hatırlattı. Yazı, İran sokaklarından yansıyan bu görüntülerin ileride nasıl bir toplumsal sonuç doğuracağı sorusuyla sona erdi.
HABER YORUM
“Celladına âşık olmuşsa bir millet, ister ezan dinlet ister çan dinlet; itibar görmez.”
Ömer Hayyam’a atfedilen bu söz, bugün olup biteni anlatmak için fazlasıyla yeterli aslında.
Mahalle yanarken, mahallenin kötü kadını saçını tararmış derler ya… Tam da yaşadığımız şey bu. Siyonizm, kapitalizm ve sekülarizm adı verilen üçüz kardeşler, özgürlük ambalajıyla benliğimize öyle derin işlemiş ki; esareti özgürlük, haramı modernlik, zulmü medeniyet diye alkışlayan bir akla savrulmuş insanlık.
Irak’tan ders alınmadı.
Libya’dan ders alınmadı.
Yakılan şehirlerden, dağılan ülkelerden ibret çıkarılmadı.
Şimdi soruyorum: Bu hayali, ütopik bir soru değil. Netanyahu denilen cani açıkça söylüyor; İran’dan sonra sıranın Sünni Müslümanlarda olduğunu ilan ediyor. Yani hedefin bize doğru geldiğini gizlemiyor bile.
Peki…
Gün gelir de ateş bizim evimize düşerse,
şehirlerimiz bombalanırken,
çocuklarımız korkuyla uyanırken,
ülke bir ateş çemberine alınırken…
O gün de saçını tarayanlar olacak mı?
Asıl korkutucu olan bombalar değil.
Asıl tehlike, bombalar düşerken alkış tutan zihinlerdir.
Çünkü işgal, önce toprağı değil; önce aklı ele geçirir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Türkiye’ye bir saldırı vuku bulduğunda Türkiye’de de zil takıp oynayacak olanların olduğundan kimsenin şüphesi olmasın
Belki İran’dan daha fazla