
Kur’an bazen tek bir ayetle insanlık tarihinin özetini yapar. Yâsîn Sûresi’nin 30. ayeti de tam olarak bunu yapar:
“Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki onunla alay etmiş olmasınlar.”
Bu ayeti okuduğunuzda ister istemez şunu düşünüyorsunuz:
Demek ki mesele sadece bir dönem, bir toplum ya da bir coğrafya meselesi değil. Bu, hakikatle yüzleşmek istemeyen bir zihniyetin kronik hâli.
Peygamberler insanlara rahatlarını bozmaya gelmişlerdir. Zulmü, haksızlığı, ahlâksızlığı ve putlaştırılmış düzenleri sorgularlar. İşte tam bu yüzden sevilmemişlerdir. Çünkü hakikat, çoğu zaman konfor alanlarını yıkar.
Tefsirler bize şunu söylüyor: Peygamberlerle alay etmek, aslında vahiy ile alay etmektir. Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî gibi müfessirlerin ortak vurgusu şudur: Alay, inkârın en “hafif” ama en sinsi biçimidir. İnsan, reddedemediği hakikati küçümseyerek etkisizleştirmeye çalışır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunun en çarpıcı örneğidir. Ona “mecnun” dediler, “şair” dediler, “sihirbaz” dediler. Kur’an’a masal dediler. Namaz kılarken üzerine pislik attılar. Geçtiği yollara dikenler serptiler. Bunların hiçbiri tesadüf değildi. Çünkü Kur’an, Mekke’nin kurulu düzenini tehdit ediyordu.
Ama dikkat edelim: Alay edenler güçlü oldukları için değil, hakikat karşısında çaresiz oldukları için alay ettiler.
Bugün ne değişti?
Açık konuşalım: Çok şey değişti ama zihniyet aynı kaldı.
Dün peygamberle alay ediliyordu, bugün İslam’la alay ediliyor.
Dün vahiy küçümseniyordu, bugün Müslümanların değerleri.
Bugün alay; karikatürle, diziyle, sosyal medya diliyle, “mizah” etiketiyle yapılıyor. Tesettür gericilik diye sunuluyor. İbadet çağdışı ilan ediliyor. Ahlâk, bireysel bir tercih seviyesine indiriliyor. Müslüman, ya tehlikeli ya da komik bir figür olarak gösteriliyor.
Yâsîn 30. ayet tam da bunu anlatıyor işte.
Zaman değişir, yöntem değişir; ama hakikatten rahatsız olan zihniyet değişmez.
Peki mümin ne yapmalı?
Kur’an’ın ve Peygamberimizin tavrı çok net: Sabır, vakâr ve ahlâk. Hakaretle karşılık vermek değil; hakikati temsil etmek. Peygamberimiz kendisiyle alay edenlere beddua etmedi. Onların hidayeti için dua etti. Çünkü o, mesajının gücünü biliyordu.
Son söz şu olsun:
Hakikatle alay edenler her zaman olmuştur. Ama tarih bize şunu da gösteriyor: Alay edenler unutulmuş, alay edilen hakikat ise yaşamaya devam etmiştir.
Yâsîn 30 hâlâ konuşuyor.
Sorun şu: Dinleyen var mı?
İSLAMİ HABER “MİRAT”