islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
18,8277
EURO
20,2017
ALTIN
1.137,12
BIST
4.186,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
4°C
İstanbul
4°C
Çok Bulutlu
Perşembe Çok Bulutlu
6°C
Cuma Çok Bulutlu
6°C
Cumartesi Az Bulutlu
7°C
Pazar Çok Bulutlu
8°C

Vehhabi Çıkışları ve Yeni Suudi Politikası

Vehhabi Çıkışları ve Yeni Suudi Politikası
16.01.2023
A+
A-

Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Selman’ın politikaları dünya gündemini sarsmaya devam ediyor. 2030 Vizyonu çerçevesinde bir takım reformlara imza atan Suudiler, hemen her gün yeni bir hamle yaparak bütün dünya milletlerini şaşırtıyor. Yakın döneme kadar idamların, ilkel kanunların ve mağduriyetlerin yaşandığı bir ülke olarak bilinen Suudi Arabistan, bu günlerde ciddi değişimlere sahne oluyor.

Avrupa ile sıkı ilişkiler içerisindeki Selman’ın, işbirliklerini de artırma yoluna gittiği görülüyor. Ancak bütün bunlar hem içeride hem dışarıda, iletişim ve kalkınma amaçları doğrultusunda ve planlı bir şekilde ilerlemekte gibi duruyor. Daha önce Da Vinci’nin Hz. İsa isimli tablosunu büyük bir meblağ ödeyerek alan Selman’ın, öncelikle dünyaya özelde ise Batı’ya adapte olma politikası güttüğü bütün eylemlerinden belli oluyor. Kabe’nin etrafına dikilen yetmiş küsur katlı oteller, dini değerlere saygısızlık olduğu kastıyla müslümanlar tarafından eleştirilse de bunu ve benzeri uygulamaları hizmet olarak tanıtıyorlar.

Prens Selman geçtiğimiz günlerde beş yıl içerisinde Arabistan’da bir rönesans yaşanacağını iddia etti. Son zamanlarda bir çok alanda farklı değişimler ve gelişimler ülke için zaten söz konusuydu. Esasen dünya kupasının Katar’da olması da gözleri Arap Dünyası’na çevirmişti. Geçmişte Vehhabilikle katı bir tutum içerisine düşmüş yarımada şimdilerde ilginç olayların arifesinde gibi gözüküyor. Belki bu olay da Suudi Arapların körfezi kıskanmasına ve değişme kararı vermesine bir nebze katkıda bulundu diyebiliriz.

Geçtiğimiz yıl İngiltere’de Newcastle United adlı takımı alan Suudiler, bu yılki maçlarında da takıma Arabistan’ın bayrak renginde bir formayı giydirmeyi başardı. Diğer yandan sansasyonel sayılabilecek bir biçimde C. Ronaldo ve diğer tanınmış sporcuların Arabistan’a transfer olması ülkenin dünya gündemine oturmasını sağladı. Oldukça uzun zamandır Arap zenginlerin ve orta sınıfın dünyayı takip ettiği biliniyor. Bu da köktenci anlayışın kısmen artık benimsenmediğine bir delil teşkil ediyor. Bunun farkında olan Suudi yöneticiler de internet çağında güncel bir dini anlayışa yönelmenin gerekliliğini farkediyor. Burada elbette ki hadis taraftarlığı ile bilinen Hanbelîlerin, bilhassa da Vehhabîlerin yetiştirdiği Elbanî gibi alimlerin de anılması gerekiyor. Suudiler İslami Kaynakları eleştirel okumaya bizden fazla meraklılar gibi duruyor. Bunlar ilim camiası açısından da önemli gelişmeler ve ayrıca siyasi ve sosyal hayatta da yankılarını buluyor. Geçtiğimiz asırda Ezher Ulemasının dillendirdiği zayıf hadislerin ayıklanması teşebbüsü bugün Suudîlerin devlet politikası olmuşa benziyor. Bir kaç onyıl içinde bunun izdüşümlerini toplum nezdinde göreceğimizi umuyoruz.

Görülmektedir ki kültürel anlamda bir çok değişikliğe zemin hazırlanmaktadır. 2018 yılında çarşaf giyme zorunluluğunu yürürlükten kaldıran yönetim, geçtiğimiz haftalarda yeni bir kararla öğrencilerin eğitim üniforması giymesi yönünde bir yasa çıkarttı. Hatta sınav salonlarına çarşafla girmek de yasaklandı. Bunun yanı sıra kadınların büyükelçi olarak bir çok ülkeye gönderildiği de görülmektedir. Bütün bunlar aynı vizyonun farklı sahalardaki uygulamalarıdır. Benzer şekilde İran’daki baskıcı anlayışın nelere zemin hazırladığı da gayet iyi okunmuş durumda. İslam’ın öncü nesilleri arasındaki kadınlarla mevcut geri kalmış üçüncü dünya ülkelerindeki kadın algısı gerçekten de örtüşmüyor ve sahabenin büyükleri artık meşru eylemler sahibi olması sebebiyle de daha fazla örnek gösterilebiliyor.

Benzer şekilde Suudi Arabistan’ın tarım politikası çok ciddi bir kalkınma hareketine dönüştü. Daire şeklinde tasarlanan tarlaları modern sulama yöntemleri ile çölde verimli hale getirmeyi başardılar. Gelirlere bakıldığında tarımsal ihracatta da daha önce görülmedik bir seviyeye gelindi. Bunlar bir toplumun ciddi atılımlarıdır. Suudiler yatırım ve işgücü temelli bir kalkınma politikası güdüyor ve kapitalist çağda ayakta kalmanın yollarını arıyor. Bunlar bir millet için saygı duyulması gereken gelişmelerdir. Baskı ve korku kültürlerinin hakim olması yerine gençlere ve topluma idealler gösteriliyor. Spor, sanat ve kültür bunun için yegane araç görülüyor. Onlar futbolu bid’at olarak görmeyi de seçebilirlerdi ancak şu anki tutumla kıyaslanamaz bir konumda olacakları kendilerince de malumdur.

Geride bıraktığımız yıllarda aşırı çıkışlarla gündemi oyalayan Suudilerin bugün ciddi bir değişim içerisinde oldukları barizdir. Daha önce ideolojileri olan Vehhabiliği dostları olan sömürgecilerin yaymayı istediklerini ifade eden Selman’ı teyid edercesine Kabe İmamı Sudeysi de benzer açıklamarda bulunarak doğrulamıştı. “Amerika ile birlikte dünyayı yönetiyoruz” diyen Sudeysi’nin de o dönemde büyük tepki aldığı gözlerden kaçmamıştı. Yine vahşi bir şekilde öldürülen Cemal Kaşıkçı olayı ile de prestij kaybı daha da artan Suudiler, dünya kamuoyuna şirin gözükmek için bir çok yeni yola da başvurmakta gibi görülmektedir. Umarız bunlar samimi projelerdir ve İslam Ülkeleriyle de dostane ilişkiler artırılacaktır. Yakın döneme kadar Arabistan’a giden Türklere iyi davranılmadığı ve hapis suçlarıyla veya çeşitli mağduriyetlerle yıldırıldıkları görülmüştür. İslam Dünyası’nın geri kalmışlığına ve dünya barışına katkı mahiyetinde bütün çalışmaları bizler de merakla bekliyor ve hatta destekliyor olacağız. Zira Müslümanlar olarak en çok bizler iletişim ve işbirliğine ihtiyaç duymaktayız. Oysa Maturidî oluşumuzu küfürle ilişkilendiren, Türk oluşumuzu mevalilik olarak gören bir anlayışa bunun müsaade etmeyeceği de aşikardır. Bizim de böylesi bir kibirle ve bağnazlıkla anlaşmamız mümkün gözükmemektedir. Bunlar Prens Selman’ın yöneticilerinin ve halkının dünyayla barışması için elzem gerçeklerdir. Gerçekleşen işleri ideolojik tavizler olarak gören ve bütün herşeyi ikiyüzlülükle yapan bir toplum dünya milletleri ile entegre olamaz. Dolayısıyla Arapların samimi olmak ve hurafeci gelenekleri ile yüzleşmek dışında bir şansı yoktur. Sevindirici olan şu ki Arabistan için artık içe kapanma devri bitmiş gibi gözüküyor. Bu olaylar, bizim modern devletimizi ve akılcı politikalarımızı da tasdik eder mahiyettedir. O sebeple takdire şayandır. Taliban benzeri yapıların yasakçı zihniyetlerine karşı bu tür eylemler çok olumludur. Gelecek hafta inşallah Afganistan’ın durumuna orada yaşamış birisi olarak değineceğiz. Durumun vahameti o zaman daha yakından kavranabilecektir…

 

Mehmet Turan

ETİKETLER:
Yorumlar

  1. Mustafa Temel dedi ki:

    Tabii değişiklikler yapacaklar bu vahhabiler, çünkü İngiliz Tohumudurlar.