
İlkemiz verici olmaktır, tamam da nasıl? Yüce Rabbimiz onunun da ölçüsünü koymuş. Gücünüz ölçüsünde…
Biliyorsunuz, biz yaşadığımız bu cahilî seküler toplumda İslam dininin insan ve toplum hayatına yön veren kurallarının çok önemli bir bölümünü bilmiyor ve yaşayamıyoruz. Bu İslam dışı hayat bize öylesine alıştırıldı ki namaz-oruç gibi birkaç özel ibadeti çıktığımızda ferdi ve sosyal hayatımızı yönlendiren ilahi buyrukların bir hayli dışında kalmaktayız.
Her alanda ve de vermede “Gücümüz ölçüsünde” kuralı bize Kur’ân’ın Teğabun suresinde şöylece veriliyor:
“O halde gücünüz ölçüsüsünde yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışın. O’nu dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için Allah rızasını kazanma yolunda karşılıksız harcamada bulunun. Kurtuluşa erecekler işte böylece davranıp nefislerinin hırsları ve aşırılıklarında korunanlar olacaktır,” (Teğabun 16)
Aziz Peygamberimiz de sahabilerinden ilk İslam toplumu oluştururken bazı görevleri yapacaklarına dair biat, bir diğer anlatımla söz alırken
“Gücleri ölçüsünde” yapacaklarını söylemelerini isterdi.
Evet, gücümüz ölçüsünde.
Ben ilim adamı değilim ki. Kardeşim ilim adamı değilsen, konferans veremezsin, kitap yazamazsın ama verilen konferansları dinleyebilirsin, yazılan kitapları okuyabilirsin, yayınlanan kitapları bir başkasına hediye edebilirsin.
Ben zengin değilim ki. Hastane kuramayabilirsin, bir sağlık ocağı açamayabilirsin ama bir hastayı ziyaret edebilirsin.
Ben Yönetici değilim ki. İlçeni, köyünü, caddeni temizleyecek gücün olmayabilir ama evinin, işyerinin önünü temizleyebilirsin, doğal veya yapay çiçeklerle süsleyebilirsin. Böylece toplumun estetik anlayışına bir katkı verebilirsin.
Gücümüz ölçüsünde vermek fakat ertelememek.
Bu çok önemlidir. Çünkü Peygamberimiz “Erteleyenler kaybedeceklerdir” .buyuruyor.
Hep erteliyoruz. İyilikleri, güzellikleri, yapabileceklerimizi hep yarınlara erteliyoruz.. Peki, bugün de dün için bir yarındı. Bugün ne yaptın ki yarın ne yapabileceksin. Bakınız Peygamberimiz ne buyuruyor:
“Güzel işlere süratle sarılın / Ertelemeksizin yapışın. Çünkü önünüzde karanlık geceler gibi fitneler olacak. Öyle değişimler yaşanacak ki, kişi evinden Müslüman olarak çıkacak, akşam kâfir olarak dönecek. Ve bunun zıddı da olacak.”
Peygamberimizin bi diğer uyarısı da şöyledir:
“Siz hayırlar yapmak için ne bekliyorsunuz / verici olmak için ne bekliyorsunuz. Her şeyi unutturan fakirliği mi? Yoksa sizi kendi derdinize düşürecek hastalığı mı? Ya da size süratle gelebilecek n ölümü mü? Ne bekliyorsunuz?”
Bugün ne yapabiliyorsak ? Onu yapalım. Yarınlara ertelemeyelim ki hayatımızı hayırlarla zenginleştirelim, çevremizde bir sevgi çemberi oluşturabilelim, tatlı bir ölüm yüzü görebilelim ve ebedi hayatın cennetlerine erebilelim.
Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kalbin tasavvur edemeyeceği ebedi nimetler ve güzelliklerle dolu cennetler ölüm ötesinde bizi bekliyor.
ALİ RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-