
7) Hakikat-i halde “hak” olmayıp, bir “özgürlüğün kullanımı (istitae)” olan, ancak “günah ve cürüm olan” zina, eşcinsellik vb. fiiller hak kategorisinde ele alınmamalıdır. Buna mukabil devlet kendi aralarında ve özgür iradeleriyle (icab ve kabulle) bir şekilde anlaşmış olan çiftlerin medeni hayatlarına, beraberliklerine karışmamalı. İsteyen beraberliğinin hukukunu (üzerinde mutabakata vardığı sözleşme hükümlerini) devlete beyan etmeli, istemeyen kendi özel hayatında özgür bırakılmalı. Devlet aile içi şiddet ve hak gasbı ve mağduriyetlerin ortaya çıktığı durumlarda müdahil olmalı.
8) Aileyi ve toplumu ahlaki ve sosyal bakımdan güçlendirecek tedbirler saraheten anayasa metninde yer almalı; “pozitif ayrımcılık” uygulamasına son verilmeli, ihtiyacı olup çalışmak zorunda kalan kadınlara “öncelik tanınabileceği” belirtilmeli, ancak iş ve hizmet alımında objektif liyakat ve ehliyet kriteri esas alınmalıdır. Modern toplum ceninin hayat hakkını kürtaj serbestisiyle, çocukların hakkını anneyi evin dışına itmekle ihlal etmektedir.
9) Yeni ve sivil bir anayasanın kollaması gereken önemli konulardan biri “ekonomi”dir. “Ekonomi”den kastım bir noktadan sonra fizik kuralları gereği patlaması mukadder olan şişirilmiş balon benzeri “üretim ve tüketim odaklı iktisadi büyüme” değil, gelir adaletsizliğin yol açtığı kitlesel yoksullukların ve mahrumiyetlerin önüne geçmek ve ekonominin ana eksenini finansa dayalı sepkülasyon işlemlerinden üretime ve reel olana çevirmek için gerekli yasal tedbirlerin alınmasıdır.
Bunun sosyalizm türü “devlet müdahalesi veya merkeziyetçi amir planlama veya kolektivizm”le ilgisi yoktur. Adaletsizliğin giderilmesi devletin temel görevlerden biridir, çünkü hukuku uygulayan aygıt devlettir. Adalet mülkün temeli ise, ekonomik kaynaklar ile bürokratik ve statülerin dağılımını üstlenen iktidar ancak adaletli davrandığı zaman mülkün temeli sağlam olur.
Anayasada Türkiye Cumhuriyeti’nin “sosyal devlet” olduğu yazılı. Ancak uygulamada sosyal devletin takip ettiği iktisadi politikalar, kamu kaynaklarının nüfusun ilk yüzde 20’sinin devlet eliyle zenginleşmesini hedeflemekte olduğundan, yoksulların sosyal devletten faydaları değil, hükmün maksadına aykırı olarak zararları olmaktadır. Her partinin veya siyasi görüşün iktidar olduğunda kendi yandaşlarını zengin etmesi adil bölüşüm değil, zengin zümrelerin iktidarı kendi aralarında dönüşümlü kullanmasıdır. Dolaylı vergilerin yaklaşık 2/3’ü halktan toplanıyorsa, yoksul ve orta sınıflar en büyük zararı görüyor demektir. Halen yürürlükte olan iktisat politikaları bunu düzeltmiyor, aksine iktidar çarkına yakın olanlar haksız olarak zenginleşirken, kitleler yoksullaşıyor, her gün bir balıkla yoksulların açlıkları bastırılıyor.
Kur’an ve Sünnet’teki hüküm ve tatbikatların ruhuna bakıldığında “infak, sadaka ve zekat”la ilgili hükümlerin asıl maksadının, özünde iktidarın devamını sağlamayı hedefleyen açları hergün bir balıkla beslemek değil, zenginlerden kaynak aktarmak suretiyle zayıf ve yoksul kesimlere satın alma gücü kazandırmak, balık tutar hale getirmek (iş-güç sahibi kılmak) olduğu görülür. Liberallerin iddia ettiklerinin aksine ekonomi, “zorunlu-teknik süreç” değildir; tamamiyle siyasi tercihtir. Tercihiniz hangi zümrelerden ve modelden yana ise takip ettiğiniz politikalar ona göre şekillenir. Yeni anayasada orta sınıflar ve yoksullar lehine, ama somut cümlelerle “sosyal devlet” yeniden tanımlanmalıdır.
9) Siyasi suç kalkmalı, kasten adam öldürenlere mahsus ölüm cezası yeniden ceza hukukuna girmeli.
10) Kuvvetler ayrılığı tam manasıyla korunmalı. Yasama sadece parti liderlerinin ta’limatını bekleyen meclis üyelerine bırakılmamalı; bir yasa tasarısı ilgili grup ve kuruluşların da karar mekanizmaları ve karar süreçleri üzerinde etkisi olacak şekilde görüşü alındıktan sonra yasalaşmalı. Anayasa, hukukun üstünlüğüne aykırı hükümler ihtiva etmemeli; anayasa ve ona dayalı çıkarılacak yasalar özel-mahrem alanı ve sivil-medeni hayatı merkezden tanzim edecek müdahalelere kapalı olmalıdır. Rüşvet ve yolsuzlukla edinilmiş haksız kazançlar ile kadın, uyuşturucu ve yasa dışı silah ticareti dışında, hangi suçtan olursa olsun hiç kimsenin veya grubun malı mülkü müsadere edilmemeli, mal varlıklarına tahdit konulmamalı.
11) MGK sadece dış savunmaya ilişkin teknik konularla sınırlı olmalı, yasa koyucu olmaktan çıkarılmalı, “kırmızı kitap” lagvedilmeli.
12.) Anayasa, ilahi bir metin olmadığından dibacede yer alan “değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeler” hükmü kaldırılmalı.
ALİ BULAÇ
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-