

İsrail dış istihbarat teşkilatı Mossad‘ın yeni başkanı Roman Gofman, göreve başlamasının ardından ilk kez Kudüs‘teki Burak Duvarı‘nı (Yahudilerin “Ağlama Duvarı” olarak adlandırdığı yer) ziyaret etti. Cuma günü gerçekleşen ziyaret, yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi.
Ziyaret sırasında Gofman, Ağlama Duvarı ve kutsal mekânlardan sorumlu haham Şmuel Rabinoviç ile bir araya geldi. İkili, Mezmurlar’dan bölümler okuyarak dua etti. Haham Rabinoviç’in, yeni görevinde Mossad Başkanı’na başarılar dilediği, ayrıca İsrail devleti, İsrail ordusu askerleri ve güvenlik güçleri için dua ettiği bildirildi.
Yahudi geleneğinde önemli bir uygulama olarak kabul edilen duvarın taşları arasına not bırakma geleneğini de yerine getiren Gofman, ziyaretinin sonunda kişisel bir mesajını Burak Duvarı’nın taşları arasına yerleştirdi.
Mossad Başkanı Roman Gofman, ziyaretçi defterine ise dikkat çeken bir ifade yazdı. Gofman’ın deftere, “Ebedî İsrail yalan söylemeyecektir” notunu düştüğü belirtildi.
Yeni Mossad Başkanının göreve başladıktan sonraki ilk ziyaretini Kudüs‘teki bu sembolik mekâna gerçekleştirmesi, İsrail kamuoyunda ve bölgeyi takip eden çevrelerde dikkat çekti.
HABER YORUM

Bu haber, bazıları için sıradan olabilir ama bizim için önemli bir haber…
Peki yeni Mossad Başkanı Roman Gofman‘ın Ağlama Duvarı’ndaki duası bizim için neden bu kadar önemli?
Anlatmaya çalışalım…
Çünkü;
Bizdeki “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye sokaklarda bağıranların, dinî emir ve yasakları sekülarizmin potasında eritip modernizm ve çağdaşlık diyerek önümüze koyanların, MİT Başkanı Sn. İbrahim Kalın‘ın tarihî Şam Emevi Camii‘nde namaz kılmasını “devlet aklına aykırı mistik bir sapma” gibi pazarlamaya çalışanların, Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur’an-ı Kerim okuyunca “laiklik elden gidiyor” çığırtkanlığı yapanların ipliğini pazara çıkaran bir haber bu…
Hatta bu tür yavan düşünenlerin ve jakoben laiklik ile beyinleri iğdiş edilmişlerin gözüne sokulacak bir haber bu…
Asıl mesele ne biliyor musunuz?
Asıl mesele, bizde batıcı ve çağdaş(!) görünmek için kendi köklerini inkar eden ve kendi değerlerini ayaklar altına almaya çalışan insanların varlığı…
Bunlara göre;
-Bir devlet adamının camide veya herhangi bir ortamda Kur’an okuması gericilik,
-Ülkede Kur’an Kurslarının ve İmam Hatip okullarının olması Ortaçağ karanlığı,
-Allah’ın emrine uyarak kadınların tesettürlü gezmesi ise yobazlık…
Milletlerin gücünün, köklerinden kopmakla değil; tarihleriyle, inançlarıyla ve medeniyet birikimleriyle ayakta durabileceğini anlamaktan çok uzak olan bu aklı-evveller, Mossad Başkanı’nın Ağlama Duvarı’nda dua seansını tabii ki de doğal karşılarlar….
Onlara göre Mossad başkanının ağlama duvarında dua ederek göreve başlaması normal, tüm günahlarını güya bir tavuğa yükleyip o duvara vura vura öldürmeleri de daha bir normaldir…
Ama Müslümanların Kurban Bayramı geldiğinde, bu bayram onlar için anormaldir… Çünkü onlara göre bu bayram “hayvan katliamıdır”
Ama asıl mesele ve sorulması gereken nedir biliyor musunuz?
Başkalarının inançlarını devlet aklının bir parçası olarak görüp alkışlayanlar, neden bu milletin inancını ve değerlerini kamusal hayattan uzaklaştırmaya çalışmaktadır?
Belki de cevap, laiklik tartışmalarında değil; yıllardır zihinlere yerleştirilen kültürel ve ideolojik şartlanmalarda saklıdır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin, ne mezarlıkta okumak ne de fal bakmak için.