islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

ZARURAT-İ HAMSE

ZARURAT-İ HAMSE
19/03/2025 10:26
A+
A-

“İstanbul’da kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim.”

İstanbul’da bir papaz olan Grivas Notaras

Modern tasavvurun mekanik ve merhametsizce kurduğu dünya düzeninde, en büyük yalanlardan biri, “İnsan Hakları” yalanıdır. “İnsan Hakları” adı altında üretilen yalan, “Evrensel İnsan Hakları” olarak güya Batı tarafından formel bir kalıba sokulmuş ve yeryüzü insanlığına yutturulmaya çalışılmıştır. Ki, bu formülasyonun ne kadar büyük bir yalan olduğunu yaşadığımız çağda ve halen gözlerimizin önünde olup bitenden dolayı, etimizle kemiğimizle, ruhumuz ve bedenimizle iliklerimize kadar his ve nefret ediyoruz.

Bütün varlığını zulüm, kan, sömürü ve gözyaşı üzerine kuran barbar Batı ve küresel emperyalist abd, ürettikleri yalan söylemlerin ne kadar boş ve tarafgir olduğunu tüm dünya insanlığına gösterdi. Ve biz Müslümanlar, artık etimizle kemiğimizle, ruhumuz ve bedenimizle bu zalimlerden ve bu zalimlere sessiz kalan iktidar sahiplerinden daha çok nefret ediyoruz. Bugün Gazze’yi toptan bir soykırıma tabii tutan küresel emperyalistler ne kadar suçlu ise, onlara ses çıkarmayan, ordular sahibi iktidarlar da en az onlar kadar suçludur. Ve Mahkem-i Kübra’da iki elimiz hepsinin yakasındadır.

Onların hissesine, kahrolacakları bir hesap düşerken, bizlerin hissesine de kahredici bir çaresizlik düşüyor.

İslam Dini fert, toplum ve devlet kurgusunu, insanlık onurunu koruyacak beş temel esas üzerine kurmuştur. Bu beş temel esas, insanların iman edip etmemeleri, Müslüman ya da gayrimüslim olup olmamalarıyla alakalı değildir. Müslüman ya da gayrimüslim, bu beş fıtri hakkın sahibidir. Bunlar: Din emniyeti, mal emniyeti, nesil emniyeti, akıl emniyeti ve can emniyetidir.

Fakihler iktidar sahiplerinin, insanlığın bu fıtri haklarını korumaları gerektiği üzerinde fikir birliğine varmıştır. Eğer bu haklardan birinin, ikisinin veya hepsinin emniyeti ortadan kalkmış ise, Müslümanların ortadan kalkan emniyetleri yeniden sağlamaları için, bütün işlerini güçlerini bırakıp yeniden ikame etmelerinin üzerlerine farz olduğunu da sözlerine eklemişleridir.

Bu haklar, sonradan üretilmiş uydurulmuş insan hakları yalanı gibi değildir. Bi-zatihi Allah tarafından kullarına bahşedilmiştir. Allah’ın kulları için bahşettiği hakları ortadan kaldırmak, emniyetlerini yok etmek, Allah’a isyan ve dolayısıyla küfürdür.

Bu hakların var olabilmesi, yaşanır kılınabilmesi içinse, Allah’ın dini olan İslam’ın egemen olması, selamet yurdunun inşa edilmesi gerekmektedir. İslam, iman etsin etmesin, insanlık için yaşanabilecek bir dünyanın kurulması için Allah tarafından gönderilmiş, bütüncül bir hayat tarzı olan dindir. Allah peygamberlerini, bütün dinlere üstün gelmesi için, İslam Dini ile göndermiştir.

Laik seküler la-dini düzenlerde, insan için hiçbir emniyet yoktur. Canınızın emniyeti yoktur; zira cana can olan kısas hükmü geçersizdir. Aklınızın emniyeti yoktur; zira aklı uyuşturan, ortadan kaldıran alkol, uyuşturucu ve her türlü pislik, bizzat egemen iktidarlar tarafından üretilir, satılır, ticareti yapılır. Neslinizin emniyeti yoktur; zira zina, fuhuş, fahşa, aldatma, sadakatsizlik, aldatma egemen iktidar tarafından pompalanır. Bu alanda kötülüğe giden her yol açıktır.

Mal emniyeti yoktur; zira hırsızlığın hiçbir cezası yoktur. Onlarca kez hırsızlık yapmış bir hırsız, yine hırsızlık yapmaya, milletin malını parasını çalmaya devam eder. Bir de nitelikli hırsızlar vardır. Milletin parasını profesyonelce çalarlar ve çaldıklarıyla kalırlar. Hırsızlığa kısas cezası yoktur.

Din emniyetiniz yoktur; zira egemen iktidar, Allah’ın dinini değil, kurum ve kuruluşlarıyla devletin dininin anlatılmasına müsaade eder. İktidarın anlatmaya müsaade ettiği din siyasete, iktisada, hukuka, eğitime, kamusal alana müdahale etmeyen, vicdani bir inançtır. Kalplere ve mabetlerin duvarları arasına sıkışmıştır. Bu dinde, Allah’ın hükmü geçmez, Peygamber lider ve önder olarak örneklik teşkil etmez.

İslam Dini, sıradan bir insanın yürümesine, konuşmasına, yemesine içmesine, oturup kalkmasına, selam vermesine, ana – babasına, hısım – akrabasına nasıl davranması gerektiğini belirleyip müdahale eder. Bunlara müdahale ettiği gibi, siyasetin, hukukun, iktisadın, eğitimin, kamusal alanın da nasıl olması gerektiğini belirleyip müdahale eder. Peygamberlerin örnekliğiyle siyasetin işleyişini, hukukun belirlenişini, paranın dinini imanını öğretir.

Şu unutulmamalıdır ki; “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olur.” Allah’ı zikretmek ise, elde tespih, dilde terennümden ibaret değildir. Allah’ı zikretmek, Allah’ın dinini, Peygamber örnekliğinde hayatı her alanda kuşatacak şekilde hakim kılmaktır.

YAKUP DÖĞER 

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.